(1632 S. K. m. 117, 119) (5271 S. K. m. 217)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklara atılı suçların sübutuna ilişkindir.
Daire; sanıklara atılı suçların sübutunun kuşkulu olduğunu kabul ederken; Başsavcılık; sanıklara atılı suçların sübuta erdiğini, tüm suçlardan sanıklar hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek Daire kararına itiraz etmiştir.
Sanık Tbp. Atğm. M.A. İ.'nin revir baştabip vekili, sanık Sağ. Astsb. Kd. Çvş. H.Ö.'nün revir ikmal astsubayı olarak görevli oldukları, 28.11.2005 tarihinde saat 11.00 sıralarında görevden dönen sanık Atğm. M.A. İ.'nin revir eczanesinde sanık Astsb. H.Ö. ile birlikte dolap yerleştirmekte olan Çvş. V.Y.'yi vizite kaydı yaptırmak için yanına çağırdığı, çavuşun gelmemesi üzerine tekrar eczaneye giderek emrini tekrarladığı, birlikte eczaneden çıktıktan sonra kapının sertçe kapanması üzerine geri dönerek sanık Astsb. H.Ö.'ye Astsubayım askeri niye göndermiyorsun, kapıyı bu şekilde kapatamazsınız dediği, hasta muayenelerini bitirdikten sonra olayı anlatmak amacı ile karargah bölük komutanı ve kurmay başkanı ile görüşmek istediği, ancak her ikisini de bulamayarak revire döndüğü, saat 12.00 sıralarında revirde görevli askerleri toplayarak emirlerine neden uyulmadığını sorduğu, Çvş. V.Y.'ye sabahki olay ile ilgili, Er B.Y.'ye de birkaç gün önce Astsb. H.Ö. ile arasında geçen olay ile ilgili tutanak tutmalarını söylediği, baştabip odasına geçmesinden bir süre sonra sanık Astsb. H.Ö.'nün kapıyı çalmadan kızgınlıkla odaya girip kapıyı kapatarak, sanık Atğm. M.A. İ.'ye ne bu tutanak sen nasıl kurmay başkanının yanına beni şikayete gidersin, biz sana bu güne kadar abi dedik lan, ben sana bu güne kadar bir saygısızlık yapmadım, beraber yemeğe gittik geldik dediği, yanına giderek kolunu tuttuğu, sanık Atğm. M.A. İ.'nin sakin olmasını söyleyerek diğer sanığı ittiği, sanık Astsb. H.Ö.'nün, diğer sanığın üstüne yürümesi nedeniyle sanık Atğm. M.A. İ.'nin diğer sanığa bir tokat (yumruk) salladığı ve yere düştüğü, sanık Astsb. H.Ö.'nün, bana tokat atarsın ha diyerek sanık Atğm. M.A. İ. yerde iken belinden silahını çıkartmaya çalıştığı, sanık Atğm. M.A. İ.'nin yerden kalkarak diğer sanığın silahın emniyetini açmasını ve kullanmasını engellemeye çalıştığı, silahın tetiğini çekmesini önlemek amacıyla parmaklarını silahın tetik boşluğuna soktuğu, karşılıklı olarak mücadele ettikleri, sanık Atğm. M.A. İ.'nin silahı başka bir yöne doğrultmaya çalıştığı, ancak zaman zaman daha güçlü olan sanık Astsb. H.Ö. tarafından silahın sanık Atğm. M.A. İ.'ye yöneltildiği, sanık Astsb. H.Ö.'nün karşılıklı mücadele sırasında sen beni nasıl şikayet edersin şeklinde bağırdığı, bir süre sonra yorulan sanık Atğm. M.A. İ.'nin bana ve sana yazık, gençliğine yazık olmasın, Hakan artık gücüm kalmadı, ne yapacaksan yap ama sakin ol diyerek ellerini silahtan çektiği, diğer sanığın da silahını kılıfına koyduğu, odada dolanırken eliyle odanın sabit olan kapısının camına vurarak kırdığı, bağrışma ve gürültü üzerine odaya giren kişilerin sanıklar tarafından dışarı çıkmalarının istendiği, bir süre sonra olay yerine gelen P.Kd.Bçvş. O.K. ve P.Bçvş. E.A.'nin odadan çıkmayarak sanıkları sakinleştirdikleri, sanık Astsb. H.Ö. hakkında düzenlenen tabip raporunda; sağ kulak arkasında boyunda 3 adet (4 cm, 3 cm ve 2 cm uzunluğunda) sıyrık ve etrafında 3X2 cm çapında ekimoz, sağ elde avuç içinde ödem ve hareketle birlikte hassasiyet, sol el 1'nci parmakta dorsal yüzünde tırnak kenarında 1 cm'lik yüzeysel kesik, el bilek dorsalında 0,5 cm keşi, sol el 5'inci parmak dış kenarında yaklaşık 5 cm uzunluğunda yüzeysel çizik mevcut olduğu ve yumuşak doku injurisi olarak değerlendirildiği, bu halinin 3 (üç) gün iş ve gücüne mani olacağının bildirildiği, sanık Atğm. M.A. İ. hakkında düzenlenen tabip raporunda; sağ el 3'üncü parmakta yüzeysel erozyon olduğu, kesin raporunun psikiyatri polikliniği tarafından verilmesinin uygun olacağının ve 10 (on) gün istirahatının uygun olduğunun belirtildiği, böylece sanık Tbp. Atğm. M.A. İ.'nin astı olan diğer sanığa tokat (yumruk) atarak asta müessir fiil suçunu işlediği ileri sürülerek, sanık Sağ. Astsb. Kd. Çvş. H.Ö.'nün, amiri olan diğer sanığa biz sana bu güne kadar abi dedik lan diyerek amire hakaret suçunu, silah çekip emniyetini açmaya çalışmakla silahla amire fiilen taarruza teşebbüs suçuna işlediği ileri sürülerek, cezalandırılmaları istemiyle açılan kamu davaları nedeniyle sanıklar hakkında tüm suçlardan mahkûmiyetlerine yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararları verilmiştir.
Uyuşmazlık konusunun, sanıklar hakkındaki tüm suçlarla ilgili olarak şüpheden arınmış yeterli deliller elde edilemediği gerekçesiyle beraat kararı verilmesine ilişkin olması nedeniyle öncelikle yargılama aşamalarında toplanan delillerin takdir ve değerlendirilmesinde dikkate alınması gereken yasal düzenleme ve ilkelerin gözden geçirilmesinde yarar bulunmaktadır.
353 sayılı Kanunun 5530 sayılı Kanunla değişik Ek-1'inci maddesinin atıfta bulunduğu 5271 sayılı CMK'nın Delillerin takdir yetkisi başlıklı 217'inci maddesi;
(1) Hakim kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delilere dayandırabilir. Bu deliller hakimin vicdani kanaatiyle serbestçe takdir edilir.
(2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. hükmünü içermektedir.
Bilindiği gibi ceza yargılamasının amacı hiçbir duraksamaya yer vermeden maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Ceza yargılama sistemimizde, suçun varlığının ve sanığın sorumluluğunun, kanunun yasakladığı haller dışında her türlü delille saptanabileceği kabul edilmiştir.
Böylece önceden değerlendirilmiş, hakimi bağlayan kanuni delil sisteminin aksine, delillerin hakim tarafından olaysal olarak değerlendirilmesi esası benimsenmiştir. Delil serbestisi ilkesi, ceza yargılamasında hem her şeyin delil olabileceğini ve hem de delillerin serbestçe değerlendirilmesini öngörmektedir. Ancak gerçeğe ulaşmanın ve hatadan sakınmanın yollarını mantık gösterdiğinden mahkeme veya hakim ispat konusunda mantık kurallarıyla bağlıdır. Başka bir anlatımla hakimin, dava nedeniyle elde edilen delili serbestçe değerlendirmesi, o delilden istediği sonucu çıkarması anlamına gelmemektedir. Delilden çıkarılan sonucun mantık ve tecrübe kurallarına uygun olması gerekmektedir. Delillerin serbestçe değerlendirilmesi keyfilik anlamına da gelmeyip, delil olarak değerlendirilecek şeylerin, gerçekçi, akılcı, olayı yansıtıcı, kanıtlamaya elverişli ve hukuka uygun olarak elde edilmiş olması gerektiği kuşkusuzdur. Hakim ya da mahkeme delilleri değerlendirme ve hüküm kurma yönünden bağımsız ise de, hüküm kurulurken gösterilen gerekçenin hukuka ve dosya içeriğine uygun bulunması, toplanan bilgi ve belgelerin yerinde takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli, yeterli ve yasal olması gerektiği de bir zorunluluktur.
Dava konusu olaylar, iddianamede ayrıntılı olarak açıklandığı ve yukarıda özetlendiği gibi, sanıkların revir baştabibi odasında yalnız oldukları sırada meydana gelmiş olup, sanıkların birbirine yönelik fiilen taarruz, müessir fiil ve hakaret niteliğindeki eylemleri ile ilgili olarak görgüye dayalı bilgisi olan tanık bulunmamaktadır. Ancak, tanıkların bulunmadığı bir ortamda gerçekleşen olaylarda, sanıklar arasında olay öncesinde yaşanan tartışma, atışma, gerginlik, hakaret gibi davranışlar ile sanıkların kapalı odada bulundukları sırada dışarıdan bağrışma ve gürültüler duyulması ve olayın hemen sonrasında olay yerine gelen ve gelişmelere tanık olanların beyanlarının değerlendirilmesi, tabip raporu gibi objektif delillerin dikkate alınması ve tarafların anlatımlarının hayatın olağan akışı, mantık ve tecrübe kurallarına uygun düşüp düşmediğinin de tüm boyutlarıyla tartışılıp irdelenmesiyle bir sonuca varılmalıdır.
Sanıkların birbirine yönelik eylemlerinin temelinde olay günü vizite öncesinde yaşanan gerginliğin yattığı açıktır. Sanık Atğm. M.A. İ.'nin, vizite kaydını yaptırmak üzere diğer sanıkla birlikte çalışmakta olan bir askeri almasına tepki gösteren sanık Astsb. H.Ö. nün daha sonra sanık Atğm. M.A. İ. tarafından bu durumun şikayet konusu yapılmak istendiğini ve bu amaçla tutanaklar tuttuğunu öğrenmesi üzerine kızgınlıkla odasına girip kapıyı kapattıktan sonra eylemlerin geliştiği anlaşılmakta olup; eylemlerin yapılan açıklamalar ışığında ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir.
Sanık Tbp. Atğm. M.A. I.'ye atılı asta müessir fiil suçuna ilişkin hükmün incelenmesi:
Olaylar öncesinde yaşanan gelişmeler üzerine kendisini şikayet girişiminde bulunduğunu öğrendiği sanık Atğm. M.A. İ.'nin çalışma odasına kızgınlıkla girip, masasına kadar yaklaşıp kolundan tutan ve ikazlara rağmen eylemini sürdüren sanık Astsb. H.Ö.'ye karşı sanık Atğm. M.A. İ.'nin önce onu itmek, daha sonra yumruk (tokat) savurmak suretiyle müessir fiilde bulunduğu sanık Astsb. H.Ö.'nin beyanı ve hakkında düzenlenen rapor içeriğinden anlaşılmaktadır. Rapor içeriğindeki bazı bulguların daha sonra aralarında gelişen silah çekme eyleminin engellenmesi sırasında oluşması olasılığı da bulunmaktadır.
Ancak, ASCK'nın 119/1'inci maddesi; Bir madunun fiili taarruzlarını defetmek yahut mübrem ve müstacel bir zaruret ve tehlike halinde verdiği emirlere riayet ettirmek için bir mafevk tarafından yapılan müessir fiiller, makam ve memuriyet nüfuzunu suiistimal telakki edilmez ve suç sayılmaz. hükmünü içermektedir.
Olayın nedeni ve gelişim biçiminden sanık Atğm M.A. İ.'nin astı olan diğer sanığa yönelik müessir fiil niteliğindeki eyleminin, diğer sanığın üstüne yürüyüp kolundan tutması ve son aşamada belindeki silahı kılıfından çıkarıp kendisine doğrultmaya varan fiili taarruzlarını defetmeye yönelik olduğu, sanığın eyleminin ASCK'nın 117'inci maddesinde düzenlenen asta müessir fiil suçu kapsamında değerlendirilemeyeceği, aynı kanunun 119/1'inci kapsamında kalan eylemlerin suç sayılmaması nedeniyle sanığın beraatına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Askeri mahkemece, ASCK'nın 117/1'inci maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle açılan kamu davası nedeniyle sanığın mahkûmiyetine yeterli ve inandırıcı delil yokluğu gerekçesiyle değil, sanığın eyleminin astının fiili taarruzlarını defetmeye yönelik olduğunun kabulü ile beraat kararı verilmesi gerekmekle birlikte; farklı gerekçeye dayanan beraat kararında sonuç itibariyle hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından; Başsavcılık itirazının reddine karar verilmiştir.
Sanık Sağ. Astsb. Kd. Çvş. H.Ö.'ye atılı silahla amire fiilen taarruza teşebbüs suçuna ilişkin hükmün incelenmesi:
Mağdur/sanık Tbp. Atğm. M.A. İ. aşamalarda saptanan ve tutarlılık arz eden tüm beyanlarında, sanık Astsb. H.O.'nün, kızgınlıkla odaya girdiğini, ne bu tutanak, sen nasıl kurmay başkanına şikayete gidersin, sana abi dedik lan dediğini, masanın yanına gelerek kolunu tuttuğunu, bağırmaya başladığını, ayağa kalkarak sakinleştirmeye çalıştığını, uzaklaştırmak için kendisini ittiğini, tekrar üstüne geldiğini son itişinde kenara çekilmesiyle yere düştüğünde, sanık Astsb. H.Ö.'nün belinden silahını çıkarıp kendisine doğrulttuğunu, bunun üzerine emniyetini açmasını ve tetiğine basmasını engellemek için, parmaklarını silahın tetik boşluğuna soktuğunu, silahı başka yöne yöneltmeye çalıştığını, silahın zaman zaman kendisine yöneldiğini, bu şekilde mücadele ettiklerini, bir süre sonra yorulduğunu ve diğer sanığa artık gücüm kalmadı, ne yapacaksan yap, ama sakin ol diyerek silahtan ellerini çektiğini, elindeki yaralanmanın silahın tetik boşluğuna sokması nedeniyle meydana geldiğini, diğer sanığın silahını kılıfına koyduktan sonra oda içinde dolaşıp eliyle odanın sabit olan kapısının camına vurarak kırdığı, yaralanan eline müdahale etmek istediğinde diğer sanığın izin vermediğini açıklamaktadır.
Sanık Astsb. H.Ö. ise; açık olan baştabip odasının kapısını çalarak içeri girdiğini, masanın yanına kadar gittiğini, Atğm. M.A. İ.'nin masadan kalkarak üzerine geldiğini, yumruk salladığını, kendisinin geriye çekilmesi üzerine Atğm. M.A. İ.'nin yere düştüğünü, kalkarak tekrar üzerine geldiğini, kendisini korumak amacıyla Atğm. M.A. İ.'yi ittiğini, odadan geri geri çıkarken dönmek istediği sırada tökezleyerek düştüğünü, elinin kapıya çarptığını, kapının camının kırıldığını, bu nedenle elinin kesildiğini, Atğm. M.A. İ.'ye silah çekmediğini ve taarruzda bulunmadığını belirtmektedir.
Diğer taraftan; sanık Astsb. H.Ö., olayda kullanılan silahla ilgili olarak askeri savcı tarafından saptanan ifadesinde; silahının kilitli olarak dolabında bulunduğunu söylemişken; askeri mahkemece saptanan sorgusunda; olay sırasında silahın belinde ve kılıfında olduğunu açıklamıştır.
Sanıklar arasında baştabip odasında meydana gelen olayı görmemekle birlikte, olay Öncesinde yaşanan gelişmeler ve sanıkların bulunduğu odadan gelen bağrışma ve gürültü ile son olarak cam kırılması üzerine olay yerine giden ve bir kısmı da sanıkları sakinleştirmeye çalışan tanıklar Çvş V.Y., Er B.Y., Çvş. Ö.N., Atğm B.D., Uzm.Çvş. H.U., Bçvş. O.K., Bçvş. E.A., Bçvş. H.K., Üçvş. M.E. ve Er K.G.'nin anlatımlarından da sanıklar arasındaki olayın sohbet veya tartışma niteliğinde olmayıp, aksine fiili bir durum arz ettiği sonucuna varılmaktadır.
Mağdur/sanık Atğm. M.A. İ.'nin samimiyet ve tutarlılık içeren anlatımları, parmaklarında meydana gelen yaralanmaya ilişkin tabip raporuyla doğrulandığı gibi, olaydan çok kısa bir süre sonra 2.12.2005 tarihinde askeri savcı tarafından çektirilen fotoğraflarda da bu durum açıkça görülmekte; yukarıda belirtilen tanıkların odada meydana gelen olay öncesindeki ve odadan gelen bağrışma ve gürültüler ile son olarak cam kırılması üzerine odaya girdiklerinde gözledikleri duruma ilişkin beyanlarıyla da desteklenmektedir.
Açıklanan nedenlerle, mağdur/sanık Atğm. M.A. İ.'nin beyanlarına itibar edilmemesi için makul bir neden bulunmaması karşısında, sanık Astsb. H.Ö.'nün, amiri olan mağdur/sanık Atğm. M.A. İ. ile aralarında gelişen olayların son aşamasında belindeki kılıfından çıkardığı silahını mağdur/sanık Atğm. M.A.İ.'ye doğrulttuğu, silahın kullanılmasının mağdur/sanık Atğm. M.A.İ. tarafından güçlükle önlenebildiği, bir süre devam eden karşılıklı mücadele sonrasında mağdur sanığın güçsüz kaldığı, diğer sanığında silahlı eylemini sona erdirmekle birlikte oda içinde dolanıp kapının camına vurarak kırdığı, aralarında geçen olayın karşılıklı konuşma veya tartışma boyutlarında bulunmadığının açıkça ortada olduğu, sanık Astsb. H.Ö.'nün mağdur sanığa silah doğrultma eylemi öncesinde gelişen amirinin üstüne yürümek, kollarından tutmak şeklindeki davranışlarının dahi amire fiilen taarruz niteliğinde bulunduğu, sanık Astsb. H.Ö.'ye atılı silahla amire fiilen taarruza teşebbüs suçunun tüm unsurlarıyla oluştuğu sonucuna varıldığından; Başsavcılık itirazının kabulü ile sanık hakkındaki beraat hükmünün onanmasına ilişkin Daire kararının kaldırılmasına, beraat hükmünün sübut yönünden bozulmasına, karar verilmiştir.
Sanık Sağ. Astsb. Kd. Çvş. H.Ö.'ye atılı amire hakaret suçuna ilişkin hükmün incelenmesi;
Sanıklar arasında gelişen olaylar nedeniyle kendisi hakkında şikayet girişiminde bulunulduğunu öğrenen sanık Astsb. H.Ö.'nün kapıyı çalmadan kızgınlıkla baştabip odasına girip kapıyı kapatarak, mağdur/sanık Atğm. M.A. İ.'ye, ne bu tutanak, sen nasıl kurmay başkanının yanına beni şikayete gidersin, biz sana bu güne kadar abi dedik lan, ben sana bu güne kadar bir saygısızlık yapmadım, beraber yemeğe gittik geldik şeklinde sözler sarf etmek suretiyle amire hakaret suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmış ise de; sanık Astsb. H.Ö.'nün mağdur/sanık Atğm. M.A. İ.'ye karşı lan sözünü sarf ettiğinin mağdur sanığın beyanı dışında hiçbir delille desteklenmediği, belirtilen sözün sarf edildiğinin mağdur/sanık Atğm. M.A. İ.'nin soyut iddiasından ibaret kaldığı, mağdur sanığın anlatımları tutarlılık arz etmekle birlikte eylemin niteliği de dikkate alındığında sadece mağdur sanığın beyanından ibaret olan delille atılı suçun işlendiğinin kabul edilemeyeceği, sanık Astsb. H.Ö. tarafından amiri olan mağdur/sanık Atğm M.A. İ.'ye karşı belirtilen sözün sarf edildiğinin en azından kuşkulu kaldığı, bu durumun sanık lehine yorumlanması gerektiği, bu nedenle sanık hakkında atılı suçtan beraat kararı verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından; Başsavcılık itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy