(1632 S. K. m. 82) (477 S. K. m. 47) (765 S. K. m. 191) (5237 S. K. m. 106)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin hangi suçu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir.
Daire; sanığın, üstü olan Onb. M.Ç.'ye hitaben söylediği, seninle dışarıda görüşeceğim, sana soracağım, senin için iyi olmayacak şeklindeki sözlerde, açık bir şekilde üstünün hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceğinden ya da mal varlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratılacağından bahsedilmemesi nedeniyle bu sözlerde, üstün iç huzurunu bozacak şekilde tehdit suçunun unsurlarının bulunmadığını kabul ederken;
Başsavcılık; mağdur onbaşının ikazına sinirlenen sanığın, olay sırasında söylediği sözlerin, mağdurun iç huzurunu bozan, onu endişeye sevk edici tehdit içerikli sözler olduğu, bu nedenle de silahlı iken üstü tehdit suçunun unsurlarının oluştuğunu, mahkûmiyet hükmünün onanması gerektiğini ileri sürerek Daire kararına itiraz etmiştir.
22.3.2000 gün ve 4551 sayılı Kanunla değişik ASCK'nın 82/2nci maddesinde, amir veya üstünü herhangi bir suretle tehdit edenlerin cezalandırılacakları öngörülmekte olup, 4551 sayılı Kanun ile ASCK'nın 82nci maddesinde yapılan değişikliğe ilişkin gerekçe de; 82'nci maddenin 477 sayılı Kanunun 47nci maddesi hükmü göz önünde tutularak yeniden düzenlendiği ve bu maddede yer alan suçların cezasının bu fiillerin ağırlığı ile orantılı şekilde arttırılarak Askeri Ceza Kanunu ile Türk Ceza Kanununda benzer fiiller için öngörülen cezalar arasında paralellik sağlanmış olacağı, açıklanmaktadır. Bu nedenle, bugüne kadarki yerleşik uygulamalarda sözü edilen tehdit suçunun unsurları genel bir hüküm olan 765 sayılı TCK'nın 191'inci maddesinde aranmıştır. Ancak, 1.6.2005 tarihi itibariyle 765 sayılı TCK yürürlükten kaldırılarak yerine 5237 sayılı TCK yürürlüğe konulduğundan, artık ASCKnın 82/2nci maddesinde yaptırıma bağlanan tehdit suçunun unsurlarının 5237 sayılı TCK'nın 106'ncı maddesinde aranması zorunlu bulunmaktadır.
Tehdit, mülga 765 sayılı TCK'nın 191'inci maddesinde Bir kimsenin ..... başkasını ağır ve haksız bir zarara uğratacağını bildirmesi biçiminde tanımlanmış iken, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 106/1'inci maddesi ile, doktrinde ve uygulamada belirlenen anlam ve kapsama uygun olarak, Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden veya mal varlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehdit etme ... biçiminde değiştirilmiştir.
Tehdidin koruduğu hukuki değer kişilerin huzur ve sükunudur. Suçun oluşması bakımından tehdit konusu kötülüğün gerçekleşip gerçekleşmemesi önemli değildir. Tehdidin objektif olarak ciddi bir mahiyet arz etmesi gerekir. Yani, istenilen şeyin yerine getirilmemesi halinde tehdit konusu kötülüğün gerçekleşeceği ihtimali objektif olarak mevcut olmalıdır. Sarf edilen söz, gerçekleştirilen davranış muhatap alınan kişi üzerinde ciddi bir korku yaratma açısından sonuç almaya elverişli, yeterli ve uygun değilse, tehdidin oluştuğu ileri sürülemez. Objektif olarak ciddi bir mahiyet arz eden tehdidin somut olayda muhatabı üzerinde etkili olması şart olmadığı gibi, failin objektif olarak ciddi bir mahiyet arz eden söz ve davranışlarla mağduru tehdit etmek istemesine rağmen, mağdurun bu söz ve davranışları ciddiye almamış olması da suçun oluşumuna engel değildir (Türk Ceza Kanunu Gazi Şerhi, Genel Hükümler, Üçüncü Bası, Ocak 2006, s:808, 809; Prof. Dr. M.E. Artuk - Doç. Dr. A. Gökçen-Yrd. Doç. Dr. A.C. Yenidünya, Ceza Hukuku Özel Hükümler, 6'ncı Bası, Ankara-2005, s: 100, 101).
Bu çerçevede somut olay incelendiğinde; 8.4.2003 tarihinde nöbetçi onbaşı olan mağdur Onb. M.Ç.'nin, sanık Ord. Er U.Ç.'nin de aralarında yer aldığı silahlı nöbetçileri nöbet yerine götürürken, sanık ile Er Ü.I. arasında tartışma yaşandığı, bu sırada Er Ü.I.'ya taş atan sanığa, Onb. M.Ç.'nin, taş atarsan askerliğin uzar, askerliğini yakarsın, eşek oğlu eşek dediği, sanığın hareketlerine devam etmesi üzerine kendisini bu kez, taş atma ulan diye uyaran Onb. M.Ç.'nin, sanığa, miğferini takmasını söylediği, ancak, sanığın, havanın sıcak olduğu gerekçesiyle miğferini takmadığı, Onb. tarafından birkaç kez uyarılmasına rağmen sanığın miğferini takmadığı ve Onb. M.Ç.'ye yönelik olarak, seninle dışarıda görüşeceğiz, sana soracağım, senin için iyi olmayacak şeklindeki sözleri söylediği dosyadaki tanık ifadelerinden hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde anlaşılmakta, esasen eylemin bu şekilde sübuta erdiği konusunda bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
Bu sözlerin, mağdurun kendisine karşı sarf ettiği, taş atarsan askerliğin uzar, askerliğini yakarsın, eşek oğlu eşek şeklindeki sözlerinin ve daha önce de kendisi hakkında tuttuğu tutanak sonucunda disiplin cezası almasına neden olduğunu düşündüğü mağdurun yine kendisini şikayet edeceğini söylemesinin ardından sarf edildiği ve bu kronolojik ve psikolojik süreç dikkate alındığında, sanığın, bu sözleri mağdurun huzur ve sükûnetini bozma iradesiyle söylemediği anlaşılmaktadır. Mağdurun, İstinabe Mahkemesinde alınan 23.7.2004 tarihli ifadesindeki, ... Ben sanık hakkında yukarıda bahsettiğim şekilde bana bu cümleyi sarf etmiştir. Sanığın, bu cümleyi sarf etmesindeki sebep benim, birlikte, onun üstü olmama rağmen dışarıda bir astlık üstlük kalmayacağı için bence bunu hatırlatmaya çalışmıştır. Gerçi sanık cümlesinden sonra başkaca bir şey söylemedi. Fakat ben sanığın kelimelerini bu şekilde yorumladım ... şeklindeki sözlerinden de, mağdurun, kendisi hakkında üstlük nüfuzunu kullanarak yine kendisini şikayet etmek suretiyle ceza almasına neden olabileceğini düşündüğü mağdura, terhis edildiklerinde bu şekildeki yetkilerinin olmayacağını hatırlatmaya yönelik sözler olduğu sonucuna varılmaktadır.
Esasen, sanığın, açık bir şekilde üstünün hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldın gerçekleştireceğinden ya da mal varlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından söz etmemesi, eylemin oluş ve gelişimi ile meydana geldiği yer gözetildiğinde, sarf edildiği sabit görülen sözlerin soyut nitelikte ve objektif değerlendirmeye göre üstünün iç huzurunu bozucu, onu korku ve endişeye sürükleyecek nitelikte sözler olmadığı, sanığın üstü olan Onb. M.Ç.'yi tehdit etmekten ziyade bu kişinin üstlük prestijini astları nezdinde tahrip edici nitelikte sözler olduğu ve üste saygısızlık kapsamında kaldığı, bu yönüyle de sanığın eyleminin silahlı iken üstü tehdit suçunu değil, ASCK'nın 82/1'inci maddesinde yazılı olan silahlı iken üste saygısızlık suçunu oluşturacağı sonucuna varıldığından, aynı yöndeki Askeri Yargıtay 2'nci Dairesinin 6.6.2007 tarihli ve 2007/1011-985 sayılı bozma ilamına karşı yapılan Başsavcılık itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy