(1632 S. K. m. 82, 85) (477 S. K. m. 47) (765 S. K. m. 191) (5237 S. K. m. 106)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın, üstüne karşı söylediği seni sinkaf edeceğim, a...na koyduğumunun evladı, o...çocuğu, piçin evladı, sakın çarşıya çıkma hayatını kaydıracağım, seninle işim bitmedi, kaçacak yerin yok oğlum... şeklindeki sözlerin tek bir üste hakaret suçunu mu yoksa, üste hakaret ve üstü tehdit şeklinde iki ayrı suçu mu oluşturduğuna ilişkindir.
Daire; sanığın eylemlerinin bir bütün halinde ele alınıp, üstü tehdit suçuna konu sözlerin, üste hakaret suçuna konu eylemin bünyesinde değerlendirilmesi ve sonuç olarak sanık hakkında tek bir üste hakaret suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğini kabul ederken;
Başsavcılık; üstü tehdit ve üste hakaret suçları ile korunmak istenen hukuki yarar ile her iki suçun unsurları birbirinden farklı olduğundan, tehdit içeren sözlerin hakaret suçunun bünyesinde bulunan saygısızlık unsuru kapsamında kaldığının kabul edilemeyeceğini ve sanığın eylemlerinin üste hakaret ve üstü tehdit şeklinde iki ayrı suçu oluşturacağını ileri sürerek Daire kararına itiraz etmiştir.
Dosya kapsamına göre, sanığın 18.6.2005 tarihinde çarşı izni dönüşünde nizamiyede yapılan kimlik kontrolü sırasında kendisine ismini soran P.Onb. T.Y.'ye, buradan baksana gözlerin kör mü? dediği, Onb. T.Y.'nin, ismini söylemen daha kolay olur. şeklinde cevap vermesi üzerine, sanığın, gözlerin korse koyayım da açılsın. dediği, bu sırada durumu gören Nizamiye Nöb.Astsb. olarak görevli Mi. Uzm. Çvş. C.İ.'nin kendisini nizamiye odasına çağırdığı ve burada alkollü olduğunu fark ederek, tutanak tutulmak üzere bölük yazıhanesine gitmesini bildirdiği, sanığın, bölük yazıhanesine giderken Onb. T.Y.'ye dönerek, senin ananı s..ceğim, sakın çarşıya çıkma, hayatını kaydıracağım, sülalesini s...tiğimin piçi dediği, Onb. T.Y.'nin, durumu nöbetçi subayına bildirmesi üzerine nizamiye odasına çağrılan sanığın, burada, Onb. T.Y.'ye, seni s..ceğim, bittin sen, a..na koyduğumunun evladı, senin bacını s...ceğim, kaçacak yerin yok oğlum dediği, hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde anlaşılmakta olup, esasen eylemin bu şekilde sübuta erdiği konusunda bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
22.3.2000 gün ve 4551 sayılı Kanunla değişik ASCK'nın 82/2'nci maddesinde, amir veya üstünü herhangi bir suretle tehdit edenlerin cezalandırılacakları öngörülmekte olup, 4551 sayılı Kanun ile ASCK'nın 82'nci maddesinde yapılan değişikliğe ilişkin gerekçe de; 82'nci maddenin 477 sayılı Kanunun 47'nci maddesi hükmü göz önünde tutularak yeniden düzenlendiği ve bu maddede yer alan suçların cezasının bu fiillerin ağırlığı ile orantılı şekilde arttırılarak Askeri Ceza Kanunu ile Türk Ceza Kanununda benzer fiiller için öngörülen cezalar arasında paralellik sağlanmış olacağı, açıklanmaktadır. Bu nedenle, bugüne kadar ki yerleşik uygulamalarda sözü edilen tehdit suçunun unsurları genel bir hüküm olan 765 sayılı TCK'nın 191'inci maddesinde aranmıştır. Ancak 1.6.2005 tarihi itibariyle 765 sayılı TCK yürürlükten kaldırılarak yerine 5237 sayılı TCK yürürlüğe konulduğundan, artık ASCK'nın 82/2'nci maddesinde yaptırıma bağlanan tehdit suçunun unsurlarının 5237 sayılı TCK'nın 106'ncı maddesinde aranması zorunlu bulunmaktadır.
Tehdit, mülga 765 sayılı TCK'nın 191 'inci maddesinde Bir kimsenin... başkasını ağır ve haksız bir zarara uğratacağını bildirmesi biçiminde tanımlanmış iken, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 106/1'inci maddesi ile, doktrinde ve uygulamada belirlenen anlam ve kapsama uygun olarak, Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden veya mal varlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehdit etme... biçiminde değiştirilmiştir.
Tehdidin koruduğu hukuki değer kişilerin huzur ve sükûnudur. Suçun oluşması bakımından tehdit konusu kötülüğün gerçekleşip gerçekleşmemesi önemli değildir. Tehdidin objektif olarak ciddi bir mahiyet arz etmesi gerekir. Yani, istenilen şeyin yerine getirilmemesi halinde tehdit konusu kötülüğün gerçekleşeceği ihtimali objektif olarak mevcut olmalıdır. Sarf edilen söz, gerçekleştirilen davranış, muhatap alınan kişi üzerinde ciddi bir korku yaratma açısından sonuç almaya elverişli, yeterli ve uygun değilse, tehdidin oluştuğu ileri sürülemez. Objektif olarak ciddi bir mahiyet arz eden tehdidin somut olayda muhatabı üzerinde etkili olması şart olmadığı gibi, failin objektif olarak ciddi bir mahiyet arz eden söz ve davranışlarla mağduru tehdit etmek istemesine rağmen, mağdurun bu söz ve davranışları ciddiye almamış olması da suçun oluşumuna engel değildir (Türk Ceza Kanunu Gazi Şerhi, Genel Hükümler, Üçüncü Bası, Ocak 2006, s: 808, 809; Prof. Dr. M.E. Artuk-Doç. Dr. A. Gökçen - Yrd. Doç. Dr. A.C. Yenidünya, Ceza Hukuku Özel Hükümler, 6'ncı Bası, Ankara-2005, s: 100, 101).
Bu çerçevede somut olaya bakıldığında; Sanığın, üstü olan Onb. T.Y.'ye yönelik olarak sarf ettiği gözlerin korse koyayım da açılsın, senin a..nı sinkaf edeceğim, sülalesini s..tiğimin piçi, seni s..ceğim, sülalesini s...tiğimin piçi, seni s..ceğim, a..na koyduğumunun evladı, senin bacını s...ceğim, orospu çocuğu, piçin evladı, kahpenin oğlu sözleri ile, üstünün vakar ve haysiyetine saldırıda bulunup onu küçük düşürerek üste hakaret suçunu işlediği;
Sanığın üstü olan mağdur Onb. T.Y.'ye karşı yukarıda açıklanan sözleri sarf etmesinin ardından, alkollü olması nedeniyle hakkında tutanak tutulmak istenmesi üzerine bölük yazıhanesine götürüldüğü sırada, bu defa farklı bir zaman ve mekanda, hakkında tutanak tutulmasına sebep olduğuna inandığı Onb. T.Y.'yi tehdit etme şuur ve iradesiyle hareket ederek, ona sakın çarşıya çıkma, hayatını kaydıracağım, bittin sen, seninle işim bitmedi, kaçacak yerin yok oğlum demek suretiyle üstünün iç huzur ve emniyet duygusunu ihlal ettiği ve dolayısıyla sanığın üste hakaret suçundan başka ayrıca üstü tehdit suçunu da işlediği anlaşılmaktadır.
Bu nedenlerle, Başsavcılığın itirazına atfen ve resen, sanığın tehdit kastı ile hareket etmediği ve eylemlerinin bir bütün halinde ele alınıp, tek bir üste hakaret suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi ve üstü tehdit suçuna konu sözlerin üste hakaret suçuna konu eylemin bünyesinde değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle mahkûmiyet hükmünü bozan Daire kararının kaldırılmasına, diğer yönlerden incelemeye devam edilmek üzere dava dosyasının Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy