(477 S. K. m. 40) (1632 S. K. m. 87) (353 S. K. m. 243) (5271 S. K. m. 309) (1412 S. K. m. 343) (ANY. MAH. 17.05.2007 T. 2004/13 E. 2007/58 K.) (YCGK 25.05.2004 T. 2004/7-99 E. 2004/122 K.) (YCGK 21.11.2006 T. 2006/3-246 E. 2006/261 K.)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Anayasa Mahkemesinin, 21.11.2007 tarihli ve 26707 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 477 sayılı Kanun'un 40/3'üncü maddesinin 2, 3 ve 4'üncü tümcelerinin iptaliyle ilgili 17.05.2007 tarihli, 2004/13 Esas ve 2007/58 Karar sayılı kararından sonra, Milli Savunma Bakanının, disiplin mahkemelerince verilip kesinleşen ve davanın esasını çözen hükümler aleyhine, suç vasfına bağlı görev yönünden hukuka aykırılık nedeniyle yazılı emir ile (kanun yararına) bozma isteminde bulunup bulunmayacağına ilişkindir.
Daire, Anayasa Mahkemesinin söz konusu iptal kararından sonra, disiplin mahkemelerince verilip kesinleşen hükümler aleyhine, suç vasfına bağlı göreve ilişkin hukuka aykırılık nedeniyle yazılı emir ile (kanun yararına) bozma isteminde bulunulamayacağı gerekçesiyle Milli Savunma Bakanının yazılı emir ile (kanun yararına) bozma istemini reddederken,
Başsavcılık, Anayasa Mahkemesinin söz konusu iptal kararıyla, disiplin mahkemelerince verilip kesinleşen hükümlerin, sonradan suç vasfına bağlı görev yönünden hukuka aykırılık nedeniyle, hükümlü aleyhine sonuç doğuracak şekilde yeniden yargılama yapılması imkanının ortadan kaldırıldığını, böyle bir hükme karşı Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra da, 477 sayılı Kanun'un 40'ıncı maddesi uyarınca Milli Savunma Bakanının yazılı emir ile (kanun yararına) bozma isteminde bulunabileceğini, bu istem hakkında Askeri Yargıtayca 353 sayılı ASMKYUK'nın 243'üncü maddesi hükümleri dahilinde bir karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek Daire kararma süresinde itiraz etmiştir.
Milli Savunma Bakanı, komutanlıkça iddia edilen ve disiplin mahkemesince sabit görülen hükümlünün eyleminin, ASCK'nın 87/1'inci maddesinde düzenlenen emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturduğunu ve bu suça ilişkin davanın askeri mahkemede görülmesi gerektiğini, bu nedenle, dosyanın Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini ileri sürerek, 6.9.2007 tarihinde yazılı emir ile (kanun yararına) bozma isteminde bulunmuş olup gerek sebepleri, gerekse sonucu itibariyle 6.9.2007 tarihinde Milli Savunma Bakanının böyle bir istemde bulunmasına yasal bir engel bulunmamaktadır. 21.11.2007 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin söz konusu iptal kararından sonra da, Milli Savunma Bakanının yazılı emir ile (kanun yararına) bozma başvurusundaki amacı, gerekçesi ve sonuç istemi dikkate alınarak, bu talebi hakkında, halen yürürlükte olan mevcut usul hukuku kuralları ve bu konuda askeri mahkemelerce daha önce hukuka aykırı olarak verilen kararlara ilişkin uygulamalar gözetilerek bir karar verebilme olanağı bulunmaktadır.
Bu konudaki yasal düzenlemelere baktığımızda:
477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü ve Disiplin Suç ve Cezaları Hakkında Kanun'un Yazılı emir başlığını taşıyan 40'ıncı maddesinde;
Disiplin Mahkemeleri tarafından verilip kesinleşmiş bulunan hükümlerde kanuna aykırılık bulunduğunu öğrenen Genelkurmay Başkanı, Askeri Yargıtaya başvurması için Askeri Yargıtay Başsavcısına yazılı emir verilmesi hususunda Milli Savunma Bakanından istemde bulunur.
Bu istem üzerine veya ayrıca Milli Savunma Bakanı disiplin mahkemelerince verilip kesinleşmiş bulunan hükümlerde kanuna aykırılık bulunduğunu öğrenirse, Askeri Yargıtaya başvurması için Askeri Yargıtay Başsavcısına yazılı emir verebilir.
Bu hususta yazılı emir ile ilgili Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanun'undaki hükümler uygulanır. Şu kadar ki, Askeri Yargıtay işin disiplin mahkemesinin görevini aştığı sonucuna varırsa hükmü bozarak dava dosyasının yetkili ve görevli mercie gönderilmesine karar verir. Bu halde yeniden yapılacak inceleme ve kovuşturma sonucuna göre gereken karar verilir. Disiplin mahkemesi tarafından verilen ve yerine getirilen cezalar yeniden verilecek cezadan indirilir. hükümleri yer almakta iken;
Anayasa Mahkemesinin, gerekçesi 21.11.2007 tarihli ve 26707 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 17.5.2007 tarihli, 2004/13 Esas ve 2007/58 Karar sayılı kararıyla; maddenin 3'üncü fıkrasında yer alan Bu halde yeniden yapılacak inceleme ve kovuşturma sonucuna göre gereken karar verilir. Disiplin mahkemesi tarafından verilen ve yerine getirilen cezalar yeniden verilecek cezadan indirilir. biçimindeki 3'üncü ve 4'üncü tümcelerinin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline, 3'üncü ve 4'üncü tümcelerin iptali nedeniyle uygulanma olanağı kalmayan Şu kadar ki, Askeri Yargıtay işin disiplin mahkemesinin görevini aştığı sonucuna varırsa hükmü bozarak dava dosyasının yetkili ve görevli mercie gönderilmesine karar verir biçimindeki 2'nci tümcesinin de iptaline karar verilmiştir.
İptal gerekçesinde ise;
Anayasanın 145'inci maddesi uyarınca kurulan disiplin mahkemeleri kararlarının gerek itiraz üzerine, gerekse itiraz edilmeksizin kesinleşmesi halinde kesin hüküm haline gelmesi nedeniyle, aradan bir süre geçtikten sonra sanığın yeniden yargılanması ve bu yargılamadan olumsuz olarak etkilenmesi, hukuk güvenliğini, vatandaşların mahkemelere olan inancını ve yargıda istikrarı olumsuz olarak etkileyeceğinden bu durum hukuk devleti ilkesine aykırılık oluşturur.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu yasa kuralı Anayasanın 2'nci maddesine aykırıdır. İptali gerekir. şeklinde ifadelere yer verilmiştir.
Bilindiği üzere, disiplin mahkemeleri kararlarına karşı olağan kanun yolu itiraz olup, itiraz incelemesi üst disiplin mahkemesince yapılmakta ve bu mahkemenin verdiği kararlar kesin olmaktadır. Disiplin mahkemeleri ile askeri mahkemeler arasında bir görev ihtilafı doğduğunda ise, bu ihtilaf ancak olağan kanun yolu kapsamında Askeri Yargıtayca çözülmektedir. Olağanüstü kanun yolu ise 477 sayılı Kanun'un 40'ıncı maddesinde düzenlenen yazılı emir ile (kanun yararına) bozma müessesesidir.
Anayasa Mahkemesinin, yukarıda gerekçesi de belirtilen iptal kararıyla; disiplin mahkemesince verilip kesinleşen hatta infazı da yapılan bir hükmün, bir süre sonra 477 sayılı Kanun'un 40/3'üncü maddesi uyarınca, disiplin mahkemesinin görevini aştığı sebebiyle ele alınıp, sanığın, aleyhine sonuç doğuracak şekilde tekrar yargılanmasının ceza hukukunun temel kavramlarından, kesin hükmün dokunulmazlığı ve kazanılmış hak ilkelerini, dolayısıyla T.C. Anayasasının 2'nci maddesindeki hukuk devleti ilkesini ihlal ettiğini kabul ederek, 477 sayılı Kanun'un 40/3'üncü maddesinin, Bu hususta yazılı emir ile ilgili Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanun'undaki hükümler uygulanır. ... şeklindeki ilk tümcesi bırakılıp, devam eden tümceleri iptal edilmek suretiyle, askeri mahkemelerce verilip kesinleşen hükümlerle, disiplin mahkemelerince verilip kesinleşen hükümler aleyhine, yazılı emir ile (kanun yararına) bozma olağanüstü kanun yoluna başvurmada mevcut fark (477 sayılı Kanun'un 40/3'üncü maddesindeki istisna) ortadan kaldırılarak eşitlik sağlanmıştır. Bu sonuç 353 sayılı ASMKYUK'nın 243'üncü maddesiyle benzerlik gösteren 5271 sayılı CMK'nın 309'uncu maddesiyle de uyum göstermektedir.
Böylece, Anayasa Mahkemesinin söz konusu iptal kararından sonra da, disiplin mahkemelerince verilip kesinleşen ve davanın esasını çözen hükümlerde, suç vasfına bağlı görev yönünden hukuka aykırılık olduğunu öğrenen Milli Savunma Bakanı, 477 sayılı Kanun'un 40'ncı maddesinin 1 ve 2'nci fıkraları ile 3'üncü fıkrasının (353 sayılı ASMKYUK'ya atıf yapan) ilk tümcesinin halen yürürlükte olması sebebiyle, bu konuda nedenlerini göstererek yazılı emir ile (kanun yararına) bozma isteminde bulunabilecek, ancak hükümlü aleyhine sonuç doğuracak şekilde görevli askeri mahkemece yeniden yargılama yapılması imkanı ortadan kalktığı için, bu istem hakkında 353 sayılı ASMKYUK'nın 243/3 ve 4'üncü maddesi hükümleri dahilinde (Askeri mahkemelerce verilip kesinleşmiş hükümlerde, hükümlü aleyhine kanun yararına bozma başvurusunda olduğu gibi) Askeri Yargıtayca inceleme yapılıp, yazılı emir ile (kanun yararına) bozma nedenleri yerinde görülmezse istemi reddedecek, ileri sürülen bozma nedenleri savunma hakkının mutlak kısıtlanmasına yönelikse ve yerinde görülürse hükmü bozup dosyayı mahkemesine gönderecek, ileri sürülen bozma sebepleri yerinde görülürse ve bunlar noksan soruşturmaya, delillerin takdir ve değerlendirilmesine ilişkin değilse, mevcut hukuka aykırılığı tespit edip, hükümlünün leh veya aleyhine sonuç doğurmayacak şekilde bir karar verilebilecektir. Bu doğrultuda bir karar verilmesinde de zorunluluk vardır.
Nitekim Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 29.9.1991/113-110 ve 27.2.1997/33-33 tarihli, Esas ve Karar sayılı kararlarında, Milli Savunma Bakanının hükümlü aleyhine yazılı emir ile bozma yoluna gelebileceği, ancak bu istemin Askeri Yargıtayca kabulü halinde aleyhe sonuç doğurmayacağı kabul edilmiştir.
5530 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki 353 sayılı ASMKYUK'nın 243'üncü maddesiyle benzer hükümler taşıyan, 1412 sayılı CMUK'un 343'üncü maddesinde düzenlenen Yazılı emir ile bozma olağanüstü kanun yolunun uygulanması ile ilgili olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulunun; 2.5.1988/7-142; 193 tarihli, Esas ve Karar sayılı kararında, hükümlü aleyhine, sonuca etki etmemek üzere yazılı emir yoluna gelinebileceği, 10.8.1989/4-305; 328 tarihli Esas ve Karar sayılı kararında, daha ağır cezayı gerektiren bir eylem hakkında görevsiz sulh ceza mahkemesince verilip kesinleşen mahkumiyet hükmü aleyhine yazılı emir ile bozma yoluna gelinebileceği, ancak aleyhe sonuç vermeme kuralının gözetilmesi gerektiği, yine 25.5.2004/7-99; 122 tarihli, Esas ve Karar sayılı kararında, kesinleşen bir mahkumiyet hükmü hakkında görev yönünden hukuka aykırılık nedeniyle yazılı emir ile bozma yoluna başvurabileceği kabul edilmiştir.
5530 sayılı Kanunla değişik 353 sayılı ASMKYUK'nın 243'üncü maddesiyle benzer hükümler taşıyan, 5271 sayılı CMK'nın 309'uncu maddesinin uygulanması ile ilgili olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.11.2006 tarihli, 2006/3-246; 261 Esas ve Karar sayılı kararında da sanık aleyhine kanun yararına bozma yasa yoluna başvurulabileceği kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; hükümlü J.Er O.K. hakkında, Aydın Jandarma Bölge Komutanlığı Disiplin Mahkemesince verilip kesinleşen inceleme konusu mahkumiyet hükmü aleyhine, Milli Savunma Bakanı tarafından, suç vasfına bağlı göreve ilişkin hukuka aykırılık nedeniyle, Anayasa Mahkemesinin söz konusu bozma kararından sonra da, halen yürürlükte bulunan 477 sayılı Kanun'un 40/1, 2, 3 maddesi hükümleri uyarınca yazılı emir ile (kanun yararına) bozma isteminde bulunabileceği sonucuna varıldığından, Askeri Yargıtay Başsavcılığının bu doğrultudaki itirazının kabulü ile, Askeri Yargıtay 4'üncü Dairesinin, Milli Savunma Bakanının yazılı emir ile (kanun yararına) bozma isteminin reddine ilişkin 4.12.2007 tarihli, 2007/1540-1940 Esas ve Karar sayılı kararı yerinde görülmediğinden kaldırılmasına karar verilmiştir.
Askeri Yargıtay 4'üncü Dairesinin anılan kararıyla, Milli Savunma Bakanının yazılı emir ile (kanun yararına) bozma istemi hakkında, yalnızca Anayasa Mahkemesinin söz konusu iptal kararından bahsedilmek suretiyle, usul yönünden ret kararı verildiğinden; keza, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 29.2.1996/27-28; 29.2.1996/29-29 ve 18.4.1996/57-54 tarihli, Esas ve Karar sayılı kararlarında, Milli Savunma Bakanının yazılı emir ile bozma isteminin yalnızca usule aykırılık nedeniyle Dairece reddedilmesine karşı Başsavcılıkça yapılan itiraz üzerine Daireler Kurulunca; Dairenin ret kararının yerinde görülmeyip kaldırılması halinde, bu konuda esastan incelemenin Dairesince yapılması gerektiğine karar verildiği gözetilerek, dava dosyanın esas yönünden inceleme yapılmak üzere Askeri Yargıtay 4'üncü Daire Başkanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy