(1632 S. K. m. 87)
Daire ile askeri mahkeme arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı suçun manevi unsurunun oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Daire; sanığın, revir tabibinin bilgisi ve izni dâhilinde, revire gelen acil hastaları ona bildirmek amacı ile cep telefonu bulundurduğuna dair savunmasının, tanık olarak dinlenen revir tabibinin yeminli anlatımı ile doğrulandığı, sanığın suç kastıyla hareket ettiğinin söylenemeyeceği, atılı suçun manevi unsurunun oluşmadığı, gerekçesiyle mahkumiyet hükmünü bozarken,
Askeri mahkeme; cep telefonu bulundurma ve kullanma yasağı ile ilgili verilen emri revir tabibinin değiştirme yetkisinin bulunmadığı, bu uygulamanın hukuka uygun olduğunun kabulü hâlinde askerliğin temeli olan disiplinin yok olacağı, sanığın bu konuda revir tabibini değil emri veren amirini dinlemek zorunda olduğu, atılı suçun maddi ve manevi unsurlarının oluştuğu gerekçesiyle, Dairenin bozma kararına karşı direnmiştir.
Dosyadaki delillere baktığımızda; Erbaş ve erlerin dikkat etmesi ve uyması gereken kurallar başlığını taşıyan emirde, Özel Eğitim Merkez Komutanlığına bağlı hangi birim tarafından yayımlandığının belirtilmediği, Hiz.Mhf.Hiz.Tk.K.Üçvş. H.D. tarafından sanığa tebliğ edildiği,
Sanığın aşamalardaki sorgu ve savunmalarında, revirde görevli iken revir Tabibi Atğm. N.A.'nın bilgi ve izni dahilinde, onun revir dışında olduğu zamanlarda acil hasta geldiğinde ona ulaşmak ve onun talimatına göre hareket etmek amacı ile cep telefonu bulundurup kullandığını beyan ettiği,
Tanık Tbp. Atğm. N.A.'nın yeminli ifadesinde, sabahları iki saat süreyle rutin general muayenesi yaptığını, bu süre zarfında revire gelen acil hastalarla ilgili olarak kendisiyle irtibat kurabilmesi için, üstlerinden izin almadan kendi inisiyafitini kullanarak sanığa cep telefonu kullanması için müsaade ettiğini beyan ettiği,
Anlaşılmaktadır.
5237 sayılı TCK'nın 21/1'inci madde ve fıkrasında, kast; Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleşmesidir. şeklinde tanımlanmıştır.
Sanığın, görev yaptığı revir içerisinde, oranın amiri olan Tbp.Atğm. N.A.'nın bilgi ve müsaadesiyle ve ona ulaşmak amacıyla cep telefonu bulundurup kullandığına dair savunması, tanık olarak dinlenen Atğm. N.A.'nın yeminli ifadesiyle doğrulandığından, yalnız revir içerisinde oranın amirinin müsaadesiyle cep telefonu bulundurup kullanan sanığın, emre itaatsizlikte ısrar kastıyla hareket ettiğinden söz edilemeyeceği, sanığın bağlı olduğu kısım komutanlığınca yayımlanan söz konusu yasağı, revir tabibinin değiştirme yetkisinin olup olmadığını, sanığın araştırma ve değerlendirme yükümlülüğünün bulunmadığı, sanık açısından revirde cep telefonu bulundurma ve kullanması için oranın amiri tarafından verilen müsaadenin yeterli olduğu, bu durumda sanığın suç kastıyla hareket ettiğinin kabul edilemeyeceği, en azından şüpheli kaldığı, şüphenin sanık lehine yorumlanması gerektiği ise ceza hukukunun temel ilkelerinden biri olduğu gözetilerek, sanığa atılı emre itaatsizlikte ısrar suçunun manevi unsurunun oluşmadığı sonucuna varıldığından, sanığın temyiz sebeplerinin kabulüyle, askeri mahkemece direnilmek suretiyle tesis edilen mahkumiyet hükmünün esas yönünden bozulmasına, tebliğnamedeki görüşe aykırı olarak karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy