(1632 S. K. m. 14, 88) (5237 S. K. m. 43)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın konusu, sanığın sabit görülen toplu asker karşısında emre itaatsizlikte ısrar eyleminin zincirleme nitelik taşıyıp taşımadığına ilişkindir.
Aralarında sanığın da bulunduğu takıma komuta eden İs.Astsb.Çvş. İ.B.'nin, 23.11.2005 günü saat 13.30 sıralarında bölük komutanının emri üzerine yaklaşık 50 kişilik erbaş ve eri bölük dershanesine götürerek, yurt sevgisi konularını anlattırdığı, takriben 5 dakika kadar sonra sanık İs.Er S.C.'nin etrafı rahatsız edecek şekilde kendi kendine konuşmaya başladığı, Astsb. İ.B.'nin susması ve dersi dinlemesi şeklindeki emrine aldırış etmeyen sanığın, bu kez oturduğu yerden kalkarak dershane içinde dolaşmaya başladığı, duruma müdahale eden Astsubay'ın sanığa esas duruşa geçmesi hususunda emir verdiği, sanık S.C.'nin hizmete ilişkin bu talebe de icabet etmeyerek Siz benim komutanım değilsiniz ben sizin emirlerinizi yerine getirmiyorum şeklinde karşılık verdiği ve bir müddet daha dershanede dolaştıktan sonra dışarı çıktığı, yaklaşık 3 dakika sonra sınıfa dönen ve yerine oturan sanığın, kısa bir süre sonra tuvalete gitmek isteğini söyleyerek izin istediği, Astsb. İ.B.'nin izin vermemesine rağmen dershaneden çıkıp gittiği dosya kapsamı itibarıyla sübuta ermiş olup, bu konuda yargılama makamları arasında herhangi bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
Keza; sanığın belirli bir askeri hizmet için toplanmış, yediden fazla asker şahsın gözleri önünde işlediği eyleminin, ASCK'nın 14 ve 88'inci maddeleri kapsamında toplu asker karşısında emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturduğunda da herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.
Oluş biçimi yukarıda özetlenen olay nedeniyle, Daire; sanığın sübut bulan eyleminin toplu asker karşısında zincirleme emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturduğu sonucuna varmış iken,
Başsavcılık; eylemin tek bir toplu asker karşısında emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturduğunu ileri sürerek Daire ilamına karşı itirazda bulunmuştur.
Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlık konusu hukuki mesele hakkında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için; emre itaatsizlikte ısrar eylemlerinin işleniş biçimine özgü ayrıntıların objektif ve kronolojik kriterler dahilinde irdelenmesi, ortaya çıkacak sonuca göre de bu eylemler arasında düşünsel ve psikolojik bir irtibat bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
Ceza Hukukunda yasadaki tarife uygun her eylem ve netice, ilke olarak ayrı bir suç oluşturur ve fail kaç netice meydana getirmişse o kadar suç işlemiş sayılarak her biri nedeniyle ayrı ve bağımsız bir yaptırıma maruz kalır. Ancak bazı hâllerde değişik neticelerden dolayı faile tek bir ceza uygulanması ile yetinilir. Birden fazla neticenin meydana gelmesine karşın faile tek ceza verilmesini gerektiren hâllerden biri de zincirleme suçtur.
5237 sayılı TCK'nın 43'üncü maddesinde düzenlenen zincirleme suçun varlığından söz edebilmek için, aynı suçu işleme kararının icrası kapsamında ve değişik zamanlarda birden fazla suçun, aynı kişiye karşı işlenmesi gerekmektedir.
Buna göre; zincirleme suçun unsurları;
1.Objektif Şartlar:
a) Birden çok fiilin bulunması,
b) Fiillerin farklı zamanlarda olsa dahi aynı kanun hükümlerini ihlal etmesi,
2) Sübjektif Şart (Bir suç işleme kararı) olmalıdır.
Bu yasal tanımlamadan da anlaşılacağı üzere, zincirleme suçun varlığı için; birden fazla suçun bulunması, bu suçların Kanun'un aynı hükmünü ihlal etmeleri, birden fazla suçun aynı suç işleme kararına bağlı olarak işlenmesi zorunludur.
Somut olayda yasanın aynı hükmünün birden fazla ihlal edildiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığından, öğretide zincirleme suçun sübjektif koşulu olarak adlandırılan aynı suç işleme kararı üzerinde durmak gerekmektedir.
Suç işleme kararından, Kanun'un aynı hükmünü müteaddit defalar ihlal etmek hususunda önceden kurulan bir plan, genel bir niyet anlaşılır, fail önceden böyle bir plan veya niyeti tespit etmiş, bunu bir defada gerçekleştirecek yerde, kısımlara bölmeyi ve o suretle gerçekleştirmeyi daha uygun görmüş ve bu plana göre hareket ettiği içindir ki, müteaddit kısımlar, tek bir müteselsil suç meydana getirmiştir. Çeşitli suçlar arasında az veya çok bir zaman aralığının var olması, bu suçların aynı suç işleme kararının etkisi altında işlenmediğini, her zaman belirtmez. (Dönmezer/Erman, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, I.Cilt, 8 Basım S. 459).
Askeri Yargıtay kararlarında ise, suçun işleniş biçimi, fiillerin işlendikleri yerler, işlenme zamanı, fiiller arasında geçen zaman süresi, suçun mağdurları, ihlal edilen değer ve yarar ve korunan değer ve hak, olayın gelişim ve oluşumu ile tüm özellikleri değerlendirilerek, aynı suç işleme kararının varlığı veya yokluğunun belirlenmesi gerektiğine işaret olunmuştur.
Yargıtay C.G.K. nın 08.07.2003 tarihli ve 2007/189-207 E.K sayılı kararında aynı suç işleme kararından yasanın aynı hükmünü birçok kez ihlal etme hususunda önceden kurulan bir plan, genel bir niyet anlaşılmalıdır. Fail suçu işlemeden önce bir plan yapmalı veya suça niyet etmeli fakat fiili bir defada yapmak yerine, kısımlara bölmeyi ve o suretle gerçekleştirmeyi daha uygun görmelidir. Öngörülen ve gerçekleştirmeye yönelik olan suç alanı çerçevesinde hareket etmelidir. Failin hareketi önceki hareketinin devamı olmalı ve tüm hareketleri arasında sübjektif bir bağlantı bulunmalıdır denilmek suretiyle, sübjektif unsurun kriterleri belirtilmiştir.
Hırsızlığı kendisine meslek edinmiş bir kimsenin birçok hırsızlık suçunu işleyerek hayatını meşru olmayan yollardan kazanmak istemesi gibi genel bir saik birliğine gitmemek kaydıyla, zincirleme suçları oluşturan hareketlerin aynı gayeye yönelik olması hâlinde suç işleme kararında birlikten bahsedilebileceği, arada makul sayılabilecek bir zaman fasılasının bulunmasının veya eylemlerden birine başka bir şahsın katılmasının zincirleme suç vasfına engel olamayacağı doktrin ve uygulama tarafından benimsenmektedir.
İnceleme konusu olayın meydana geldiği sabah, sanığın emre aykırı olarak üzerinde bulundurduğu cep telefonu Astsb. İ.B. tarafından yapılan kontrolde ele geçmiş ve bu eylemle ilgili yasal işlemlere başlanılmıştır. Sanık İs.Er S.C. amirinin görevini yapmasından kaynaklanan memnuniyetsizlikle günlük eğitim faaliyetlerine devam etmiş ve Astsubay İ.B.'nin emir-komutası altında derse başladıktan sonra, bozulan psikolojisinin tesiri ile hareket ederek, amirinin nüfuz ve otoritesine karşı gelmeyi hedefleyen davranışları birbiri ardına sergilemeye başlamıştır.
Bu kapsamda; sanığın amirinin her seferde verdiği emirlere aykırı hareket ederek, sırasıyla etrafı rahatsız edecek şekilde yüksek sesle konuşmasının, dershanede ayakta dolaşmasının, esas duruşa geçmemesinin ve tuvalete gitme bahanesi ile sınıfı terk etmesinin herhangi bir ihtiyaçtan kaynaklanmadığı, bu hareketlerin yapılmasındaki esas maksadın amirinin astları nezdindeki otorite ve prestijini zedelemek olduğu ortaya çıkmaktadır.
Nitekim, sanık eylem bütünü içerisindeki gerçek maksadını açıkça ifade ederek, kendisine emir veren amirine Siz benim komutanım değilsiniz ... ben sizin emirlerinizi yerine getirmiyorum şeklinde sözler sarfetmiştir. Sanığın yukarıda açıklanan eylemleri yaklaşık 15 dakikalık kısa bir periyot içerisinde işlenmiş olup, her biri kendi başına toplu asker karşısında emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturan muhtelif ihlaller, müşterek sübjektif nedene dayalı olarak tezahür etmiştir.
Astsb. İ.B.'nin sanığın üzerinde cep telefonu bulunduğunu tespit ederek hakkında kanuni işleme girişmesi, sanığa suç işleme Kararı verdirten psikolojik sürecin başlamasına neden olmuş, bu sürecin tesiriyle de sanık amirinin otorite ve saygınlığını zedelemeye yönelik hareketlere girişerek, eylemlerin ardındaki öznel sebep ve irtibatı ortaya koymuştur.
Bu itibarla; her biri ayrı ayrı toplu asker karşısında emre itaatsizlikte ısrar teşkil eden eylemlerin, açıklanan ilişki nedeniyle zincirleme suç kapsamında değerlendirmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiş ve Başsavcılığın kabule değer görülmeyen itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy