(5271 S. K. m. 231) (5275 S. K. m. 51) (647 S. K. m. 4, 5, 6) (2709 S. K. m. 174) (5237 S. K. m. 7) (765 S. K. m. 55, 59, 94, 95, 493, 522, 523) (2253 S. K. m. 12, 38) (5395 S. K. m. 48)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; CMK'nın 231/6'ncı maddesinin (a) bendinde yer alan koşul yönünden değerlendirme yapılabilmesi açısından, dosyada mevcut adli sicil kaydında yer alan mahkumiyet hükmünün yeterli görülüp görülmeyeceğine ilişkin bulunmaktadır.
Daire; dosyada bulunan adli sicil kaydına göre, kasıtlı suçlardan mahkumiyeti bulunduğu anlaşılan sanığın, mahkumiyetine ilişkin hükümlerin getirtilerek 5728 sayılı Kanun'un 562'nci maddesiyle değişik CMK'nın 231/5-14 madde ve fıkralarında düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının mahkemesince değerlendirilmesine olanak sağlanması bakımından, usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden hukuka aykırı bulmadığı mahkumiyet hükmünü bozmuş;
Başsavcılık; dosyada mevcut adli sicil kaydına göre, daha önce kasıtlı suçtan mahkum edildiği anlaşılan sanığın, CMK'nın 231/6'ncı maddesinin (a) bendinde öngörülen koşulu taşımaması nedeniyle, Daire kararının kaldırılmasına, mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verilmesi görüş ve düşüncesiyle Daire ilamına süresinde itiraz etmiştir.
Dosya içeriğine göre, hükümde itiraz konusu husus dışında usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden bir hukuka aykırılığın bulunmadığı görülmüştür.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, 19.12.2006 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun'un 23'üncü maddesiyle, CMK'nın 231 inci maddesinin başlığı Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması şeklinde değiştirilmek ve maddeye 5 ila 14'üncü fıkralar eklenmek suretiyle, başlangıçta, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlardan dolayı hükmolunan, bir yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezalarıyla sınırlı olarak uygulamaya konulmuştur.
5560 sayılı Kanunla ilgili TBMM Adalet Komisyonu Raporunda, hükmün açıklanmasının geri bırakılması konusunda Yürürlükten kaldırılan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanundaki düzenlemesi itibarıyla, erteleme, bir koşullu atıfet kurumu niteliği taşımakta idi. Buna göre, deneme süresi içerisinde yeni bir suçun işlenmemesi halinde, mahkumiyet vaki olmamış sayılmakta idi. Keza, erteleme, sadece hapis cezası açısından değil, ertelemenin bölünmezliği kuralı gereğince, diğer bütün ceza hukuku yaptırımları bakımından da, kural olarak, aynı sonucu doğurmakta idi. Buna karşılık 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun sisteminde ise, erteleme, sadece hapis cezasına özgü bir infaz rejimi olarak düzenlenmiştir. Bu bakımdan, yeni sistemde artık ertelemenin bölünmezliği kuralından söz etmek mümkün değildir. Hapis cezası açısından bir infaz rejimi olarak kabul edilen ertelemede, hükümlü, denetim süresi zarfında kasıtlı yeni bir suç işlemediği ve kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davrandığı takdirde, hakkında hükmolunan Hapis cezası infaz edilmiş sayılacaktır. Şayet hakkında hapis cezasının yanı sıra ya da sadece adli para cezasına veya güvenlik tedbirlerine hükmedilmişse, adli para cezası ve güvenlik tedbirleri bakımından erteleme söz konusu olmayacaktır. Bu durum, ertelemeyi hükümlü açısından, yürürlükten kaldırılan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu sistemindeki düzenlemeye nazaran daha ağır sonuçlar doğuran bir kurum haline getirmiştir. Bu nedenle kurumlar arasındaki dengeli geçişi sağlamak amacıyla, Türk Ceza Hukukuna ilişkin yeni mevzuatımızda, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının, bir kurum olarak düzenlenmesi bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmıştır. şeklinde gerekçelere yer verilmiştir (Dönem: 23, Yasama Yılı: 2, TBMM S. Sayısı: 56).
TBMM Adalet Komisyonu raporundaki gerekçeden; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun, cezaların ertelenmesi ile ilgili mülga 647 sayılı Kanun'un 6'ncı maddesindeki düzenlemeden, 5275 sayılı TCK'nın 51'inci maddesindeki düzenlemeye dengeli geçişi sağlamak amacıyla; Türk Ceza Hukuku mevzuatında (Kısmen mülga 647 sayılı Kanun'un 6'ncı maddesine benzer şekilde) bir atıfet kurumu olarak ele alınıp düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Daha sonra, 8.2.2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Sağlamak Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 562'nci maddesiyle, CMK'nın 231'inci maddesinin 5 ve 14'üncü fıkralarında değişiklik yapılarak, T.C. Anayasasının 174'üncü maddesinde koruma altına alman inkılap kanunlarında yer alan suçlar dışında kalan bir suçtan dolayı hükmolunan, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezaları hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi olanağı sağlanmak suretiyle bu kurumun uygulama alanı genişletilmiştir.
5728 sayılı Kanun'un TBMM Genel Kurulunda görüşülmesi sırasında, 17.01.2008 günü saat 15.29'da başlayan ikinci oturumda verilen bir önerge üzerine Kanun'un 562'nci (Tasarının 611'inci) maddesi oylanarak kabul edilmiş, önerge olarak verilen madde gerekçesi de Hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesine işlerlik kazandırmak ve müessesenin uygulanmayacağı suçları belirlemek ... şeklinde kabul edilmiştir (TBMM'nin 5l'inci Birleşiminin İkinci Oturumuna ait 17.1.2008 tarihli tutanak).
Görüldüğü üzere, 5728 sayılı Kanun'un 562'nci maddesinin gerekçesinde de, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun, Türk Ceza Hukuku mevzuatında ilk kez düzenlenme amacının muhafaza edildiği, ancak bu kurumun uygulanmasına işlerlik kazandırmak (Uygulama alanının genişletilmek) istendiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar, 1.3.2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5739 sayılı Kanun'un 1'inci maddesiyle ASCK'ya eklenen Ek 10'uncu maddesinde, Bu Kanunda yazılı suçlarla ilgili ... 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 23l'inci maddesinin beş ila ondördüncü fıkraları uygulanmaz hükmüne yer verilmiş ise de; temyiz incelemesine konu olan emre itaatsizlikte ısrar suçunun 30.10.2007 tarihinde işlenmiş olması nedeniyle, TCK'nın 7/2'nci maddesi hükmü dikkate alınarak, sanık hakkında CMK'nın 231/5-14'üncü madde ve fıkraları uyarınca inceleme yapılması mümkün görülmektedir.
Ancak, sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumundan yararlanabilmesi için CMK'nın 231/6'ncı maddesinde öngörülen;
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c) Suçun işlemesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi
Koşullarının, sanık hakkında oluşması gerekmektedir.
Öte yandan, CMK'nın 231/6'ncı maddesinin (a) bendinde yer alan ilk koşuldan, bu kurumun, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti bulunmayan, diğer bir deyişle, ilk defa suç işleyen sanıklar hakkında uygulanabileceği sonucu çıkmaktadır.
Adli Sicil Genel Müdürlüğü arşiv kayıtları esas alınarak, resmi bir belge olarak düzenlenen ve içeriğindeki bilgiler konusunda kuşku bulunmayan, 15.11.2007 tarihli adli sicil ve arşiv kaydına göre, 14.8.1986 doğumlu olan sanığın (Vukuatlı nüfus kaydı), daha önce;
22.9.2001 tarihinde işlediği hırsızlık suçundan dolayı, Hatay Sulh Ceza Mahkemesinin 20.1.2003 tarihli ve 2001/1314 Esas-2003/29 Karar sayılı hükmü ile; 765 sayılı TCK'nın 491/1, 522/1, 523/1, 55/3 ve 59/2; 647 sayılı Kanun'un 4/1 ve 6; TCK'nın 94'üncü maddeleri gereğince, 75.928.320 TL ağır para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, bu hükmün 5.2.2003 tarihinde kesinleştiği,
20.6.2001 tarihinde işlediği hırsızlık suçundan dolayı, Hatay 5'inci Asliye Ceza Mahkemesinin 16.10.2001 tarihli ve 2001/727-1083 Esas-Karar sayılı hükmü ile; 765 sayılı TCK'nın 493/1, 493/5, 522, 523 ve 40; 2253 sayılı Kanun'un 12/2 ve 38; 647 sayılı Kanun'un 4 ve 5'inci maddeleri gereğince, 949.104.000. TL ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ve cezasının ertelenmesine karar verildiği, bu hükmün de 11.12.2003 tarihinde kesinleştiği,
Hususu, hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde anlaşılmaktadır.
15.7.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 48'inci maddesiyle yürürlükten kaldırılan 2253 sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 38'inci maddesine göre, cezaları ertelenen sanığın, anılan maddenin 2'nci fıkrasına göre bir yıldan üç yıla kadar deneme süresine tabi tutulacağı öngörüldüğünden,
20.6.2001 tarihinde işlediği hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün verildiği tarihte (16.10.2001) yürürlükte olan 2253 sayılı ÇMKGYUK'nın 38/1-4 maddesi hükümleri ile deneme süresi içinde suç işlenmemesi ve tabi tutulduğu koşullara uyması halinde mahkumiyetin (765 sayılı TCK'nın 95/2'nci maddesine göre) esasen vaki olmamış sayılacağı hükmü dikkate alındığında; söz konusu suçun, kesinleşme tarihinden (11.12.2003) üç yıl geçtikten sonra işlenen atılı suç bakımından, 5271 sayılı Kanun'un 231/6'ncı madde ve fıkrasının (a) bendinde yer alan koşul açısından değerlendirilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
Ancak, sanığın 22.9.2001 tarihinde işlediği hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet kararının kesinleşme tarihi (5.2.2003) esas alındığında, 765 sayılı TCK'nın 95/2'nci maddesinde öngörülen beş yıllık süre geçmeden emre itaatsizlikte ısrar suçunu işleyen sanık açısından, 5271 sayılı Kanun'un 231/6'ncı madde ve fıkrasının (a) bendinde yer alan Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış olması koşulunun (objektif koşulun) gerçekleştiğini söylemek mümkün değildir.
Bu itibarla, sanık hakkındaki temyiz incelemesine konu emre itaatsizlikte ısrar suçunun niteliği, suç tarihi ve cezanın miktarı itibarıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için, CMK'nın 231/6'ncı madde ve fıkrasında öngörülen koşullardan (a) bendindeki Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması şeklindeki objektif koşulun, ek araştırma yapılmasına gerek görülmeksizin gerçekleşmemiş olması karşısında, sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumundan yararlanamayacağı sonucuna varıldığından;
Askeri Yargıtay Başsavcılığının bu doğrultudaki itirazının kabulü ile Askeri Yargıtay 4'üncü Dairesinin 25.3.2008 tarihli ve 2008/601-603 Esas ve Karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına, sanığın kabule değer görülmeyen sebepsiz temyizinin reddiyle, usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden hukuka uygun bulunan mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy