(1632 S. K. m. 85)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulu önüne getirilen uyuşmazlığın konusu; sanığın sarf ettiği sözlerinin üste hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkindir.
Dosyada mevcut belge ve beyanlardan; sanığın, 39'uncu Mknz. P.Tug.Loj.Ds.K.lığı emrinde görev yaparken, 13.4.2005 tarihinde eşi K.P.'yi doğum yapmak üzere İskenderun Asker Hastanesi Doğum Kliniğine yatırdığı, kendisinin de arkadaşı Ord.Tekns.Kd.Çvş. Ö.B. ve baldızı B. E. ile salonda beklediği sırada, bu bölgenin temizliğinden sorumlu Devlet Memuru Hademe M.E.'nin temizlik yapacağını söyleyerek kendilerinden aşağıya inmelerini istediği, sanığın inmek istememesi üzerine aralarında tartışmaya başladıkları, tartışmayı duyan Baştabip Dz.Tbp.Alb. A.T.'nin sanığı odasına çağırtarak, kendisine Devlet Memuru M.E.'nin uyarılarını dinlemesini söylediği, bunun üzerine sanığın O kim oluyor ki benim aşağı inmemi söylüyor, o zaman eriniz de gelsin bana emir versin şeklinde cevap verdiği ve odadan çıkarken de yüksek sesle Bu hastanenin de doktorların da Allah belasını versin dediği, sabit olup, esasen bu konuda herhangi bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
Daire; sanığın yukarıda açıklanan sözlerinde hakaret kastı bulunmadığı sonucuna vararak, beraate ilişkin hükmün onanmasına karar vermiş iken,
Başsavcılık; söylenen sözlerin üste hakaret niteliğinde olduğunu ileri sürerek, Daire ilamına karşı itirazda bulunmuştur.
İnceleme konusu uyuşmazlığın sağlıklı bir biçimde çözümlenebilmesi için, sanığın sarf ettiği sözlerin niteliğinin, bu sözlerin hangi amaç ve saikler sebebiyle dış âleme yansıtıldığının ve nihayetinde sanığın gerçek kastının ne olduğunun irdelenmesinde zorunluluk görülmüştür.
Türk Dil Kurumunca yayımlanan 2005 basımlı Türkçe Sözlüğün 77'nci sayfasında Allah belanı versin cümlesinin bir ilenme (Beddua) ifadesi olduğu belirtilmiştir.
Aynı Sözlüğün 231inci sayfasında Beddua sözcüğünün anlamı, Birinin kötü duruma düşmesini gönülden isteme olarak tanımlanmıştır.
Hamile olan eşini Asker Hastanesi Doğum Kliniğine yatıran sanığın, ne burada verilen hizmetten ne de doktorların tutum ve davranışlarından herhangi bir şikayetinin olmadığı açıktır.
Sanık, önce temizlik görevlisinin, daha sonra da Hastane Baştabibi Dz.Tbp.Alb. A.T.'nin koridorda beklemeyip aşağıya inmesi gerektiğine ilişkin uyarılarından rahatsızlık duymuş ve bundan kaynaklanan hoşnutsuzluk sebebiyle de isnad konusu sözleri sarf etmiştir.
Keza, sanık Askeri Hastanede görevli doktorların tamamına ya da bir bölümüne karşı şeref ve haysiyet kırıcı fiil işleme iradesiyle hareket etmemiş, sadece kapıldığı anlık öfke sonucu muhataplarının gelecekte kötü duruma düşmesi temennisini içeren sözler söylemiştir.
Bu itibarla; sanığın saygısızlıktan öte geçmeyen eyleminin üste hakaret suçu kapsamında değerlendirilmesi hukuken mümkün görülmediğinden, Başsavcılığın isabetli görülmeyen itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy