(2709 S. K. m. 174) (5271 S. K. m. 231) (765 S. K. m. 59, 80, 416, 418, 430, 434) (647 S. K. m. 6) (1632 S. K. Ek. m. 10) (5237 S. K. m. 7, 51) (ANY. MAH. 25.03.2004 T. 2001/478 E. 2004/38 K.)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın konusu; reşit olmayan mağdure ile müteselsilen mayubiyeti müstelzim şekilde rızaen cinsi münasebette bulunmak ve bu kimseyi evlenme maksadıyla alıkoymak suçlarından dolayı sabıkaları bulunan sanığın, sonradan mağdure ile evlenmesi sebebiyle hakkındaki cezaların (765 sayılı TCK'nın 434'üncü maddesi gereğince) çektirilmemesini sağlamasının, bu suçların kasıtlı bir suç olarak kabulüne ve buna bağlı olarak da hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanmasına objektif yönden engel teşkil edip etmeyeceği noktasındadır.
Daire; 765 sayılı TCK'nın 434'üncü maddesinin tatbik edilerek hükmolunan cezaların çektirilmesinin ertelenmesinin, CMK'nın 231'inci maddesinin öngördüğü kasıtlı bir suçtan mahkum olmama koşuluna aykırı düşmediği sonucuna varmış iken,
Başsavcılık; adli sicil kaydına geçen mahkumiyet kararlarının kasıtlı birer suç olması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin objektif şartının gerçekleşmediğini ileri sürerek, aksi doğrultudaki Daire ilamına karşı itirazda bulunmuştur.
Konya'daki birliğinde askerlik hizmetini sürdüren J.Er S.T.nin; 26.8.2006 günü saat 24.00 itibarıyla 2 günü yol olmak üzere toplam 7 gün süreyle kanuni izne gönderildiği, geçerli bir mazereti bulunmayan sanığın, izin süresini geçirmek suretiyle 3.9.2006-14.9.2006 tarihleri arasında yakalanmakla son bulan izin tecavüzü suçunu işlediği sabit olup, tesis edilen mahkumiyet hükmünde esasen hüküm tarihi itibarıyla herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, 19.12.2006 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun'un 23'üncü maddesiyle, CMK'nın 231'inci maddesinin başlığı Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması şeklinde değiştirilmek ve maddeye 5 ila 14'üncü fıkralar eklenmek suretiyle başlangıçta, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlardan dolayı hükmolunan, bir yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezalarıyla sınırlı olarak uygulamaya konulmuştur.
Daha sonra 8.2.2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Sağlamak Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 562'nci maddesiyle, CMK'nın 231'inci maddesinin 5 ve 14'üncü fıkralarında değişiklik yapılarak, T.C. Anayasasının 174'üncü maddesinde koruma altına alınan inkılap kanunlarında yer alan suçlar dışında kalan bir suçtan dolayı hükmolunan, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezaları hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi olanağı sağlanmak suretiyle bu kurumun uygulama alanı genişletilmiştir.
Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 17.4.2008 tarihli, 2008/79-68 Esas ve Karar sayılı ilamında ayrıntılı olarak izah edildiği üzere, Kanun'un gerekçesinden; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun, cezaların ertelenmesi ile ilgili mülga 647 sayılı Kanun'un 6'ncı maddesindeki düzenlemeden, 5237 sayılı TCK'nın 51 'inci maddesindeki düzenlemeye dengeli geçişi sağlamak amacıyla; Türk Ceza Hukuku mevzuatında (Kısmen mülga 647 sayılı Kanun'un 6'ncı maddesine benzer şekilde) bir atıfet kurumu olarak ele alınıp düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar 1.3.2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5739 sayılı Kanun'un 1'inci maddesiyle ASCK'ya eklenen Ek 10'uncu maddesinde, Bu Kanunda yazılı suçlarla ilgili ... 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'unun 231 inci maddesinin beş ila on dördüncü fıkraları uygulanmaz hükmüne yer verilmiş ise de, temyiz incelemesine konu olan izin tecavüzü suçunun 3.9.2006-14.9.2006 tarihleri arasında işlenmiş olması nedeniyle, TCK'nın 7/2'nci maddesi hükmü dikkate alınarak, sanık hakkında CMK'nın 231/5-14'üncü madde ve fıkraları uyarınca inceleme yapılmıştır.
Adli sicil kaydının incelenmesi sonucunda sanık J.Er S.T.'nin; reşit olmayan bir kimse ile müteselsilen mayubiyeti gerektirir şekilde rızaen cinsi münasebette bulunmak ve bu kimseyi kendi rızasıyla alıkoymak suçlarından dolayı, 765 sayılı TCK'nın 416/3, 80, 418/2, 59/2, 430/2 ve 59/2'nci maddelerinin tatbiki suretiyle toplam 13 ay 10 gün hapis cezasına mahkum edildiği, 19.10.2004 tarihinde kesinleşen bu hükümlerin ardından, mağdure ile evlenmesi sebebiyle cezalarının çektirilmesinin 765 sayılı TCK'nın 434'üncü maddesi gereğince ertelenmesine karar verildiği görülmektedir.
Mülga 765 sayılı TCK'nın 3038/1 sayılı Kanunla değişik 434'üncü maddesinin 1'inci fıkrası Kaçırılan veya alıkonulan kız veya kadın ile maznun veya mahkumlardan biri arasında evlenme vukuunda koca hakkında hukuku amme davası ve hüküm verilmiş ise cezasının çektirilmesi tecil olunur. hükmünü içermektedir.
Bu düzenleme Anayasa Mahkemesinin 11.11.2004 tarihli ve 25640 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.3.2004 tarihli ve 2001/478 Esas, 2004/38 Karar sayılı kararlarıyla iptal edilmiştir. Maddenin konuluş gerekçesi, doktrin ve yargısal kararlarda, namus ve şerefi ihlal edilen kadının uğradığı mağduriyetin giderilmesini temin edecek biçimde evlenmeyi kolaylaştırmak ve bu surette kurulmuş olan ailenin huzur ve sükununun yapılacak ceza kovuşturması sebebiyle bozulmasını önlemek olarak açıklanmıştır. (Prof. Dr. Ayhan ÖNDER, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler 1991, s. 334).
Düzenleme, belirli koşulların gerçekleşmesi halinde sadece kesinleşmiş cezanın infazının ceza zamanaşımına kadar durdurulmasına imkan sağlamakta, sanığın kusurlu bir hareketiyle boşanmaya sebep olması halinde cezanın çektirilmesini öngörmektedir.
İnfisahı şart görünümündeki bu düzenlemenin, kesinleşerek adli sicil kaydına geçen kasıtlı suçları geçmişe etkili olarak ortadan kaldırmayacağı açıktır.
Bu itibarla; kasıtlı suç niteliğindeki eylemleri sebebiyle kesinleşmiş mahkumiyet kararları bulunan sanığın, CMK'nın 231-6/a maddesinin amir hükmü gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinden yararlanmasına yasal imkan bulunmadığından, konuya ilişkin Başsavcılık itirazı doğrultusunda Daire ilamının kaldırılmasına ve diğer yönleri itibarıyla isabetsizlik bulunmayan mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy