(1632 S. K. m. 15, 87, 136) (477 S. K. m. 56) (Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği m. 76, 77, 396, 412, 624, 635, 636) (AYDK 21.10.2004 T. 2004/151 E. 2004/139 K.)
Daire ile Askeri mahkeme arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunda çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın konusu, sanıkların sübutunda tereddüt bulunmayan eylemlerinin emre itaatsizlikte ısrar suçunu mu, yoksa 477 sayılı DMK'nın 56'ncı maddesinde düzenlenen nöbet talimatına aykırı hareket etmek suçunu mu oluşturduğu noktasındadır.
Bursa Jandarma Bölge Karargah ve Servis Bölük Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapan sanıklardan J.Er O.A.'nın nöbetçi onbaşı, diğer sanık J.Çvş. N.T.'nin ise 22.00 - 24.00 saatleri arasında devriye nöbetçisi olarak görevli oldukları 24.12.2006 tarihinde, sanıklardan N.T.'nin silahlıktan nöbet silahını almasını takiben kendi başına dolu şarjörü silahına taktığı, ancak Nöbetçi Subayının çavuşları yanına çağırması nedeniyle, silahını geçici olarak diğer sanığa bıraktığı, sanık J.Er O.A.'nın da üzerinde dolu şarjör takılı bulunan bu silahla oynamaya başladığı, kurma kolunu çekip, tetik düşürmesi üzerine şarjörün en üstünde bulunan bir adet manevra fişeğinin ateş aldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkemece; sanıklardan N.T.'nin silahın ateş alması ile nedensellik bağı içinde değerlendirilebilecek herhangi bir eyleminin bulunmadığı, diğer sanık O.A.'nın yerine getirdiği nöbetçi onbaşılık görevinin ise, silahla tutulan bir nöbet hizmeti olmamasından dolayı, bu sanığın ASCK uygulaması kapsamında nöbetçi sayılamayacağı kabul edilerek, her iki sanığın eylemlerinin 477 sayılı Kanun'un 56'ncı maddesinde düzenlenen nöbet talimatına aykırı hareket etmek suçunu oluşturduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
477 sayılı Kanun'un 56'ncı maddesinde tanımlanan nöbet talimatına aykırı hareket etmek disiplin suçunun oluşabilmesi için, TSK İç Hizmet Kanunu ve Yönetmeliğinde belirtilen nöbet görevlerini yerine getiren failin, nöbet yerini terk etmesi veya başka suretle nöbet talimatına aykırı harekette bulunması, bu eylemine bağlı olarak maddi bir zararın doğmaması veya hizmetin aksamamış olması; ASCK'nın 136/1-B, C maddesinde tanımlanan suçun oluşumu için ise, ASCK'nın uygulanması kapsamında nöbetçi olarak kabul edilen asker kişinin, nöbet yerini terk etmesi veya başka suretle nöbet talimatına aykırı harekette bulunması ve buna bağlı olarak bir zarar doğması gerekmektedir.
Sabit görülen eylemlerin hangi suçları oluşturduğunun tespitinden önce, 24.12.2006 tarihinde nöbetçi onbaşı olarak görevli sanık J.Er O.A. ile aynı gün 22.00 - 24.00 saatleri arasında devriye nöbetçisi olarak görevli diğer sanık J.Çvş. N.T.'nin, olay anındaki konum ve statülerinin irdelenmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
TSK İç Hizmet Yönetmeliği'nin 624'üncü maddesi; nöbet yerinin yeni karakol tarafından teslim alınması işine her postanın bir numaralı erlerinin bir araya toplanmasıyla başlanır. Bu suretle toplanan kıt'aya (nöbetçi kıt'ası) denir. Onbaşılardan biri değiştirici onbaşı olarak bu kıt'aya komuta eder ve kıt'ayı hareket ettirir ve her nöbet yerine uğrayarak eski karakolun nöbetçilerini değiştirir. ... hükmünü içermekte, aynı Yönetmeliğin 635'inci maddesinde ise; değiştirilen eski nöbetçilerinin kıta hâlinde toplanma yerlerine dönecekleri, ancak süngü çıkartıldıktan ve dolu silahlar boşaltıldıktan sonra nöbetçilerin serbest bırakılacakları belirtilmektedir.
Usulüne uygun bir nöbet hizmetinin varlığından söz edebilmek için, öncelikle nöbet kıtasının Yönetmelik hükümlerine uygun bir biçimde oluşturulması gerekmektedir. Nöbetçi kıtası oluştuğu andan itibaren, nöbetçi kıtasına mensup er ve erbaşların nöbet hizmetleri başlamakta ve eski nöbetçilerin nöbet hizmetleri de koğuşlarına gitmelerine müsaade edildiği anda sona ermektedir. Bu nedenle, nöbet hizmetinin başladığının kabul edilebilmesi için, değiştirici onbaşı nezaretinde toplanan nöbet kıtasının, yine bu şahsın emir ve komutası altında doldur-boşlat istasyonuna, oradan da görevlerini icra etmek üzere nöbet yerlerine sevk edilmesi gerekmektedir. Nitekim, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 14.2.1980/13-14; 28.11.1996/161-167 ve 21.10.2004/151-139 E.K. sayılı ilamları da bu doğrultudadır.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde; 24.12.2006 tarihinde 22.00 - 24.00 saatleri arasında devriye nöbetçisi olan sanık J.Çvş. N.T.'nin, nöbet hizmetine başlamak üzere silahlıktan silahını ve şarjörünü aldığı anlaşılmakta ise de, nöbetçi onbaşı komutasında düzenli bir nöbetçi kıtasının oluşturulduğu belirlenemediğinden, sanık J.Çvş. N.T.'nin olay sırasında nöbetçi olarak kabulü mümkün görülmemiştir.
Diğer taraftan, TSK İç Hizmet Kanunu'nun 76'ncı maddesinde nöbet, askerlikte müşterek hizmetlerin yapılması ve devamını sağlamak maksadı ile bu hizmetlerin belli sıra ve süre ile asker kişiler tarafından yapılması olarak tanımlanmış; 77'nci maddesinde ise, nöbetçi personelin kimlerden oluşacağı, nöbet hizmetlerinin yapılış tarzı ile şekli ve nöbetçilere ait vazifelerin talimatname ile gösterileceği açıklanmıştır.
Bu bağlamda, İç Hizmet Yönetmeliği'nin 412'nci maddesinde; bölükte ve bölük seviyesindeki birliklerde tutulacak nöbetler arasında Bölük nöbetçi onbaşılığı da sayılmış, yine Yönetmeliğin 396'ncı maddesinde bölük nöbetçi onbaşısının görevleri açıklanmıştır.
Ancak, ASCK'nın 15/1'inci maddesinde nöbetçi; hazarda ve seferde emniyet, muhafaza, disiplin, tarassut maksatlarıyla silahlı olarak bir yere konulan ve muayyen bir talimatı bulunan tek veya çift asker olarak tanımlanmış, İç Hizmet Yönetmeliği'nin 636'ncı maddesinde de nöbet süresinin 4 saati geçemeyeceği hükme bağlanmıştır.
24.12.2006 tarihinde nöbetçi onbaşı olarak tefrik edilen sanık J.Er O.A.'nın, silahsız ve teçhizatsız olarak, 24 saat Esasına dayalı olarak görevlendirildiğinin anlaşılması karşısında, (belirli bir ihtiyacı karşılasa da) bu uygulamanın ASCK kapsamında nöbetçi statüsünün oluşmasına imkân vermeyeceği açıktır.
Sanıkların ASCK uygulaması kapsamında nöbetçi sıfatını taşımadıklarının tespitini müteakip yapılan incelemede; olaydan önce sanıklara tebliğ edildiği anlaşılan, Tek Er İçin Emniyet ve Kaza Önleme Talimatlarında silahla ilgili olarak uyulması gereken emniyet kurallarının açık ve net bir şekilde tanımlandığı, talimat dışına çıkılarak silaha dolu şarjör takılmasının ve silahla oynayıp gereksiz yere kurma kolunun çekilmesinin ve doldur-boşalt istasyonu dışında tetik düşürülmesinin men edildiği görülmektedir.
Bu itibarla, sanıklardan Ter. J.Çvş. N.T.'nin, silahına dolu şarjör takmak ve diğer sanık TerJ. Er O.A.'nın ise, doldur-boşalt istasyonu dışında kurma kolunu çekmek ve tetik düşürmek şeklindeki eylemleri ile kendilerine evvelce tebliğ edilen hizmete ilişkin emre aykırı harekette bulundukları, bu suretle de ASCK'nın 87/1'inci maddesinin ilk cümlesinde düzenlenen emre itaatsizlikte ısrar suçunu işledikleri anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; sanıkların sabit görülen eylemlerinin 477 sayılı DMK'nın 56'ncı maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin görevsizliğe bağlı direnme hükmünün, suç vasfına bağlı görev nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy