(5237 S. K. m. 31, 32)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunda çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; duruşmada bilirkişi incelemesiyle psikiyatrik durumu saptanan sanığın, resen asker hastanesinde müşahede altına aldırılarak askerliğe elverişliliğinin tespitinin gerekip gerekmediğine, gerekiyorsa, TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliği'nin 17'nci maddesinde değişiklik yapan ve 16.7.2008 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren düzenlemenin de göz önünde tutulup tutulmayacağına ilişkin bulunmaktadır.
Daire; sabıka kaydına göre ruhsatsız silah taşımak, kavgada silah çekmek, silahla adam yaralamak, naşı ısrar gibi suçlardan birçok sabıkası bulunan ve bu cezaları infaz edilmesine rağmen ıslah olmadığı, yine beyanlarına göre uzun süre eroin kullandığı anlaşılan sanığın, psikiyatrik, durumunun asker hastanesinde müşahede altına aldırılarak tespiti gerekirken, duruşmada yaptırılan kısa süreli bir bilirkişi incelemesiyle yetinilmesini eksiklik olarak görmüş ve sanığın suç tarihlerinde askerliğe elverişli olup olmadığının, Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinde 16.7.2008 tarihli ve 26938 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan değişiklikler de göz önünde tutularak tespit ettirilmesi gerektiğine karar vermişken,
Başsavcılık; dinlenilen bilirkişi mütalaası doğrultusunda sanığın adli gözlem altına alınmamasında isabetsizlik bulunmadığı, sanığın askerliğe elverişliliğinin asker hastanesi sağlık kurulunca belirlenmesini zorunlu kılacak herhangi bir hususun da mevcut olmadığı görüş ve düşüncesiyle, Daire ilamına süresinde itiraz etmiştir.
Dosya içeriğine göre, maddi vakıanın iddia ve kabulde açıklandığı şekilde gerçekleştiği, bu konuda yargılama makamları arasında bir uyuşmazlığın bulunmadığı görülmektedir.
Dava dosyasında bulunan ve içeriği konusunda kuşku bulunmayan 13.11.2006 tarihli adli sicil ve arşiv kaydından, 7.4.1981 doğumlu olan sanığın, daha önce;
Ruhsatsız silah taşımak suçundan üç kez, kavgada silah çekmek, silahla adam yaralamak ve naşı ızrar suçlarından birer kez mahkumiyetine karar verildiği ve bu hükümlerin kesinleştiği hususu, hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde anlaşılmaktadır.
Öte yandan, sanığın mahkeme huzurunda sorgusu tespit edilirken, hava değişiminde olduğunu beyan ettiği, daha sonra normal terhis işlemine tabi tutulan sanığın terhis belgesinden ise, 25.7.2007 ve 7.11.2007 tarihlerinde iki kez 19'ar günlük sıhhi izne gönderildiği belirlenmektedir.
Ayrıca, sanık aşamalardaki sorgu ve savunmalarında asker olmadan önce uzun süre uyuşturucu kullandığını ve bu nedenle tedavi gördüğünü beyan etmektedir.
Yargılama sırasında sanığı muayene edip, dava dosyasını inceleyen psikiyatri uzmanı bilirkişi tarafından; sanığa Antisosyal kişilik özellikleri tanısı konulduğu, cezai ehliyetinin (TCK'nın 32/1 ve 32/2'nci maddeleri) ve askerliğe elverişliliğinin tespiti yönünden adli gözlem altına alınmasının gerekmediğinin bildirildiği görülmektedir.
Asker şahısların safahatlarında yer alan olgu ve vakaların kronolojik bir analizini yaparak, varlığı tespit edilen olumsuz kişilik özelliklerinin veya psikiyatrik rahatsızlıkların hangi tıbbi kategori kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirleme ve bu durumun askerliğe elverişsizlik sebebi teşkil edip etmeyeceğine karar verme yetkisinin, TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliği hükümleri uyarınca askeri hastane sağlık kurullarına ait olduğu bilinmektedir.
Öte yandan, firar suçunun sırf askeri suçlardan olması nedeniyle, suç tarihlerinde askerliğe elverişli olmadıkları tıbben belirlenen failler açısından bu eylemlerin işlenemez suç niteliği taşıyacağı hususunda da duraksama bulunmamaktadır.
Bu nedenle, sanığın askerliğe elverişliliğine ve cezai ehliyetinin tespitine dair kuşkuları giderebilmek için, dava dosyasını inceleyip, sanığı muayene ettikten sonra askeri mahkeme huzurunda dinlenen psikiyatri uzmanı bilirkişinin ayaktan yaptığı muayene sonucu, sanığın gözlem altına alınmasını gerekli görmeyerek mütalaasını sunduğu, ancak, ayrıntılarıyla yukarıda açıklanan sağlık ve sabıka durumu gözetildiğinde, bilirkişi tarafından verilen mütalaanın doyurucu olmadığı ve sanığın durumunu açıklayıcı tıbbi ayrıntıları içermediği görülmektedir.
Kaldı ki, bilirkişi muayenesi öncesinde, sabıka kaydında yer alan mahkumiyet kararları ile infaz evrakları getirtilmemiş, sanığın suç tarihine kadar olan süreçte uyuşturucu madde ve psikiyatrik tedavi görüp görmediği, beyanları doğrultusunda araştırılmamıştır.
Bu itibarla; yargılama sırasında dinlenilen psikiyatri uzmanı bilirkişinin, sanıkta Antisosyal kişilik özellikleri bulunduğuna ilişkin mütalaası, sanığın aşamalardaki sorgu ve savunmalarında uzun süreli uyuşturucu madde kullandığına ve bu nedenle tedavi gördüğüne ilişkin beyanlarıyla birlikte dikkate alındığında, sanığın hangi tarihlerde ve nerelerde tedavi gördüğünün araştırılması, tedavisine ilişkin belgeler ile adli sicil ve arşiv kaydında bulunan hükümlerin ve infaz belgelerinin getirtilmesi ve bundan sonra suç tarihlerinde askerliğe elverişli olup olmadığının, gözlem altına alınmak suretiyle asker hastanesi sağlık kurulunca belirlenmesinin gerektiği sonucuna varıldığından, sanığın durumu TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinde yapılan değişiklikle ilgili görülmemiş, Askeri Yargıtay Başsavcılığının itirazına atfen Daire ilamının kaldırılmasına, mahkumiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy