(5271 S. K. m. 212, 213)
Daire ile askeri mahkeme arasında ortaya çıkan uyuşmazlığın konusu, üstünün bir şeyini çalmak suçunun sübutu açısından noksan soruşturma bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Daire; sanığın mağdura ait cüzdanı ve içindeki 140 milyon TLsini çaldığını gören kimsenin olmaması, çalınan cüzdanın Er S.E.'nin parkasının cebinde bulunması, sanığın kovuşturma safhasındaki sorgu ve savunmasında, birlik komutanlığınca alınan ve ikrara yönelik ifadesini S.E. ve A.B. isimli erlerin tehdit ve baskıları üzerine verdiğini ve bu nedenle soruşturma safhasındaki ifadesini kabul etmediğini söylemesi, tanık olarak dinlenilen S.E. ve A.B.'nin yeminli anlatımları arasında olayın ortaya çıkarılış biçimine yönelik farklılıkların giderilmemiş olması ve ayrıca mağdur Onb. S.H.'nin birlik komutanlığınca bildirilen adresi Kayseri/Felahiye olduğu hâlde, ifadesinin saptanması için Kayseri Asliye Ceza Mahkemesine talimat yazılması nedeniyle cevap gelmemesi üzerine tanıklığından vazgeçilmesi karşısında; özellikle sanığın hazırlıktaki ikrarının nasıl elde edildiğinin her türlü kuşkudan uzak bir biçimde açıklığa kavuşturulması bakımından mağdur Onb. S.H. ile olayla ilgili tutanak hazırlayan ve ifade alan bölük Astsb. M.G.'nin tanık olarak dinlenilmesinin ve tanıklar S.E. ile A.B.'nin anlatımları arasındaki farklılıkların giderilmesinden sonra ortaya çıkacak sonuca göre kanıtların yeniden değerlendirilerek hüküm kurulması gerektiğini belirterek, mahkumiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden bozulmasına karar vermiş iken;
Askeri mahkeme; Tanıklar A.B. ve S.E.'nin ifadelerinin, olayın oluşumu hakkında yeterli delil olarak görüldüğü, bu nedenle başka delillerin araştırılmasına ihtiyaç duyulmadığı; mağdur S.H.'nin, dosyadaki ifade tutanağında belirtilen adresine talimat yazıldığı, tanığın doğru adresinin bu adres olduğu, adresin hatalı olduğu, bilinen adresin Kayseri ilinin merkezinde bulunduğu, bu adreste eniştesi Ş.Ş.'nin oturduğu, tanığın burada olmadığının tespit edildiği, Kayseri/ Felahiye'nin tanığın nüfusa kayıtlı olduğu yer olup, muhtemelen yazıda sehven Felahiye yazıldığı, bu değerlendirmelere göre de tanık için ayrıca Kayseri/Felahiye'ye talimat yazmanın bir faydasının olmayacağı şeklindeki gerekçe ile önceki mahkumiyet hükmünde direnilmesine karar vermiştir.
Uyuşmazlık konusuna ilişkin olarak yapılan incelemede; Onb. S.H.'ye ait cüzdanı ve içindeki 140 milyon TLsini çaldığını gören kimsenin olmaması, çalınan cüzdanın Er S.E.'nin parkasının cebinde bulunması, sanığın, sorgu ve savunmasında, birlik komutanlığınca alınan ve ikrara yönelik ifadesini S.E. ve A.B. isimli erlerin tehdit ve baskıları üzerine verdiğini söylemesi, tanık olarak dinlenilen S.E. ve A.B.'nin yeminli anlatımları arasındaki, olayın ortaya çıkarılış biçimine yönelik farklılıkların giderilmemiş olması ve ayrıca mağdur Onb. S.H.'nin, dosyada mevcut Kayseri adresinde eniştesinin oturduğu, bu adreste kendisinin bulunamaması nedeniyle ifadesinin saptanamaması üzerine 353 sayılı Kanun'un 148'inci maddesi gereğince tanıklığından vazgeçilmesi karşısında; özellikle sanığın soruşturma safhasında birlik komutanlığınca saptanan ikrara ilişkin ifadesinin nasıl elde edildiğinin, olayın ortaya çıkarılış biçiminin ve sanığın sorgu ve savunmasında belirtilen hususların doğru olup olmadığının her türlü kuşkudan uzak bir biçimde karşılanması bakımından;
Tanıklar S.E. ile A.B.'nin ifadelerine yeniden başvurularak, anlatımları arasındaki farklılıkların giderilmesi; sanığın sorgu ve savunmasına ait tutanaklar da gönderilmek suretiyle tutanakta imzaları bulunan Astsb.Üçvş. M.G., Astsb.Üçvş. S.Ç. ve Astsb.Kd.Bçvş. A.H.'nin ifadelerine başvurularak, olayın ortaya çıkarılış biçimine, sanığın hazırlıktaki ikrarının nasıl elde edildiğine ve sanığın sorgu ve savunmasında ileri sürdüğü hususlara yönelik bilgi ve görgülerinin nelerden ibaret olduğuna ve mağdur Terhisli Onb. S.H.'nin bulunabileceği adreslerinin yeniden araştırılarak olaya ilişkin ifadesinin belirlenmesinden sonra ortaya çıkacak delil durumuna göre kanıtların yeniden değerlendirilerek hüküm kurulması gerekirken; askeri mahkemece, mevcut kanıtların atılı suçun sübutu için yeterli olduğundan bahisle ilk hükümde direnilmek suretiyle mahkumiyet hükmü tesis edilmesinde isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Ceza yargılamasında asıl olan, öncelikle maddi gerçeğin tüm yönleriyle ortaya konulması ve ardından hukuki niteleme yapılmasıdır. Mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar tamamlanıp araştırılmadan nihai hükme varılması hukuka aykırı bulunduğundan, direnilmek suretiyle tesis edilen mahkumiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy