(353 S. K. m. 207, 227) (5271 S. K. m. 307) (AYDK. 17.11.2005 T. 2005/41 E. 2005/95 K.) (AYDK. 15.04.2004 T. 2004/1 E. 2004/63 K.) (YCGK. 05.02.2002 T. 2001/1-417 E. 2001/153 K.) (YCGK. 11.06.1996 T. 1996/1-122 E. 1996/129 K.) (YCGK. 30.05.1994 T. 1994/6-132 E. 1994/155 K.) (YCGK. 29.06.1992 T. 1992/5-174 E. 1992/199 K.)
Daire ile askeri mahkeme arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulu önüne getirilen uyuşmazlığın konusu, sanığın sabit görülen eylemlerinin vasfına ilişkindir.
Daire; 10.9.2001-1.4.2003 tarihleri arasında yakalanmakla son bulan izin tecavüzü suçunu işlemesinin ardından, 4.4.2003 tarihinde birliğine teslim edilen ve bir gün sonra görev mahallini terk ederek 25.8.2003 günü yakalanan sanığın, izin tecavüzü ve firar suçlarını işlediği sonucuna varmış iken,
Askeri mahkeme; bu eylemlerin tek bir izin tecavüzü suçunu oluşturduğunu kabul etmek suretiyle eski hükümde direnmiştir.
Daireler Kurulu önüne getirilen uyuşmazlığın konusu bu çerçevede ifade edilse de, yargılama aşamalarında Ceza Yargılaması Hukuku kurallarının ihlalini sonuçlayan herhangi bir aykırılık bulunup bulunmadığının da öncelikli mesele olarak incelenmesi gerekmektedir.
Sanık P.Er S.K.'nın yargılama konusu eylemlerinin sadece izin tecavüzü suçunu oluşturduğuna ilişkin mahkumiyet hükmünün, askeri savcı ve adli müşavir tarafından sanık aleyhine temyiz edildiği, temyiz incelemesini yapan Askeri Yargıtay 1'inci Dairesinin sübuta eren eylemlerin ayrı ayrı izin tecavüzü ve firar suçlarını oluşturduğu sonucuna vararak, mahkumiyet hükmünü sanık aleyhine bozduğu ortadadır.
Askeri mahkeme; hükmün sanık aleyhine bozulmasının ardından yapmış olduğu duruşmalarda, sanık Ter. P.Er S.K.'nın Askeri Yargıtay bozma kararına karşı beyanının tespiti için ilgili istinabe mahkemesine talimat yazılmasına karar vermiş, bu adresten temin edilemediği gerekçesiyle de ASMKYUK'nın 227/Son maddesi gereğince sanığı duruşmalardan vareste tutup, yokluğunda sürdürdüğü yargılama faaliyeti sonucunda (Direnmek suretiyle), sanığın mahkumiyetine karar vermiştir.
Oysa, CMK'nın 307/2'nci maddesinin birinci cümlesi, ve 353 sayılı ASMKYUK'nın 227/4'üncü maddesinin ilk cümlesi, bulunamamaları nedeniyle bozmaya karşı beyanları tespit edilemeyen sanıklar hakkında yargılamaya devam edilerek yokluklarında hüküm tesisine imkan sağlamış ise de; haklarında verilecek cezalarının bozmaya konu edilen cezalardan daha ağır olması hallerinde sanıkların her halde dinlenmeleri, CMK'nın 307/2'nci maddesinin son cümlesi ve ASMKYUK'nın 227/4'üncü maddesinin ikinci cümlesinde açık ve tartışmasız bir şekilde ifade edilmiştir.
Konu, CMK'nın 307'nci maddesinin gerekçesinde, Ancak bozma sanığın aleyhine, diğer bir anlatımla verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise, avukatının gelip bozmaya karşı görüşünü açıklamış olması durumunda da, sanığın herhalde mahkeme önünde veya istinabe yoluyla dinlenilmesi zorunludur. biçiminde açıklanmıştır. Böylece sanığa bozma ilamında belirtilen ve aleyhe sonuç doğuracak olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konulardaki delillerini sunma olanağı tanınmalıdır. Bu hüküm, savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesine dayanan ve uyulmasında zorunluluk bulunan buyurucu kurallardandır.
Bozmaya uyulmayıp, direnme kararı verilmesi halinde dahi, aleyhine hüküm içeren bozma kararına karşı sanığın diyeceklerinin tespitinin zorunlu olduğu, inceleme konusu olayımızla benzer nitelikteki Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 17.11.2005 tarihli ve 2005/41-95 E.K.; 15.4.2004 tarihli ve 2004/1-63 E.K.; 12.10.1989 tarihli ve 1989/213-213 E.K.; 26.12.1985 tarihli ve 1985/135-165 E.K.; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.4.2004 tarihli ve 1-64/90 E.K.; 23.9.2003 tarihli ve 8-210/222 E.K.; 5.2.2002 tarihli ve 1-417/153 E.K.; 15.5.2001 tarihli ve 6/94-97 E.K.; 3.10.2000 tarihli ve 5/168-178 E.K.; 11.6.1996 tarihli ve 1-122/129 E.K.; 26.12.1994 tarihli ve 2-345/363 E.K.; 30.5.1994 tarihli ve 6-132/155 E.K.; 25.10.1993 tarihli ve 7-254/275 E.K.; 29.06.1992 tarihli ve 5/174-199 E.K.; 19.11.1990 tarihli ve 259/275 E.K.; 17.4.1989 tarihli ve 5/194-148 E.K.; 31.10.1988 tarihli ve 9/404-415 E.K.; 26.1.1987 tarihli ve 7/306-1 E.K. ve 15.12.1986 tarihli ve 1/218-586 E.K. sayılı emsal nitelikteki kararlarında tereddütsüz bir biçimde kabul edilerek, hükmün aleyhe bozulması durumunda sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulmasının yasal zorunluluk olduğu vurgulanmıştır.
Bu itibarla; sanığın savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuran bu hukuka aykırılık nedeniyle, direnme hükmünün 353 sayılı Kanun'un 207/3-H ve 227/4'üncü maddesinin ikinci cümlesi gereğince, sair hususlar incelenmeksizin usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy