(1632 S. K. m. 67) (5271 S. K. m. 231) (AYDK 13.05.2004 T. 2004/77 E. 2004/78 K.) (AYDK 27.05.2004 T. 2004/85 E. 2004/81 K.)
Daire ile askeri mahkeme arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunda çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın konusu, suç vasfının tespitine ilişkin bulunmaktadır.
Daire; sanığın sabit görülen eyleminin firar suçunu oluşturduğu sonucuna varmış iken, Askeri mahkeme; sübut bulan fiilin yabancı memlekete firar suçunu oluşturduğunu kabul etmek suretiyle direnme kararı vermiştir.
Kıbrıs'taki birliğinde askerlik hizmetini sürdüren sanık P.Er E.T.'nin; 4.9.2006 tarihinde birliğini izinsiz terk ettiği, aksi kanıtlanamayan beyanlarına göre, bir ay kadar Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde kaldıktan sonra, bir kamyonun kasasına saklanmak suretiyle Türkiye'ye geldiği ve nihayetinde 2.3.2007 tarihinde Eskişehir'de yakalandığı sabit olup, esasen bu konuda herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
ASCK'nın yabancı memlekete firar suçunu ve cezasını düzenleyen 67'nci maddesi;
1- Aşağıda yazılı askeri şahıslar, yabancı memlekete kaçmış sayılarak üç yıldan beş yıla kadar hapsolunurlar.
A) İzinsiz vatan hudutlarından dışarı çıkan askeri şahıslar gaybubetleri gününden üç gün sonra;
B) Esaret hali bittikten sonra kasten veya ihmal ile bir kıtaya veya bir askeri makama hemen müracaat etmeyenler;
C) Vatan hudutları dışarısında bir gemiden, bir tayyareden ayrı düşüp de bir Türk harp gemisine veya en yakın Türkiye Konsolosluğuna veya müttefik bir hükümet makamlarına kasten veya ihmal ile müracaat etmeyenler;
2- Seferberlikte (A) fıkrasındaki mehil bir güne iner.
3- Aşağıda yazılı hallerde yabancı memlekete firar cezası beş seneden az olmamak üzere on seneye kadar arttırılır:
A) Suçlu, silah, mühimmat ve bunların teçhizat veya nakil vasıtalarından ve hayvanlardan birini veya ordu hizmetlerine tahsis edilen herhangi bir şeyi beraberinde götürmüş ise;
B) Suçlu hizmet yaparken kaçmış ise;
C) Mükerrer ise;
D) Suçlu seferberlikte kaçmış ise;
4- Üçüncü fıkrada yazılı suçlu subay ve askeri memur ise cezanın azami haddi verilir ... şeklinde düzenleme içermekte iken,
22.3.2000 tarihli ve 4551 sayılı Kanun'un 14'üncü maddesiyle yapılan değişiklik sonrasında;
Aşağıda yazılı fiilleri işleyen asker kişiler, yabancı ülkeye kaçmış sayılarak üç seneden beş seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.
A) Herhangi bir nedenle izinli olsa dahi, yabancı ülkeye gitme müsaadesi bulunmaksızın ülke sınırları dışında üç günü geçirenler,
B) Ülke sınırları dışındaki bir askeri birlik veya görev yerinden, deniz veya hava aracından kaçıp da bu durumda üç günü geçirenler,
C) Ülke sınırları dışındaki bir askeri birlikten, deniz veya hava aracından herhangi bir nedenle ayrı düşüp de askeri veya sivil bir Türk resmi makamına veya müttefik devlet makamlarına özürsüz olarak müracaat etmeksizin üç günü geçirenler,
D) Harp esiri iken serbest bırakılıp da askeri veya sivil bir Türk resmi makamına veya müttefik devlet makamlarına teslim olmak üzere harekete geçme imkanı doğduğu halde, özürsüz olarak hareketsiz kalan ve bu durumda üç günü geçirenler.
Aşağıda yazılı hallerde beş seneden on seneye kadar hapis cezası verilir.
A) Fail beraberinde silah, mühimmat, savaş araç veya gerecini götürmüş ise,
B) Fail hizmet yaparken kaçmış ise,
C) Fail mükerrer ise,
Seferberlik ve savaş halinde, bu maddede yazılı mehil bir güne iner. Bu maddedeki suçu seferberlikte işleyenlere yedi seneden, savaş halinde işleyenlere ise on seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezası verilir... şekline dönüştürülmüştür.
Getirilen değişikliklerle, maddenin 1inci fıkrasında yer alan suçun unsurları yeniden düzenlenirken, önceki metinde yer alan A, C ve D bentlerine yeni unsurlar ve koşullar ilave edilerek bunların muhafazası sağlanmış, 1'inci fıkraya yeni bir B bendi eklenmiştir.
İkinci fıkrada cezayı ağırlaştırıcı sebepler açıklanmış, son fıkrada ise seferberlik ve savaş hallerinde maddenin nasıl uygulanacağı ve cezanın ne oranda arttırılacağı gösterilmiştir.
Yurtdışında bulunan askeri birlikten, deniz veya hava ulaşım aracından firar edilmesinin birliğin dayanışma, muharebe, moral ve motivasyon gücünü olumsuz bir biçimde etkileyebileceğini öngören Kanun Koyucu, bu yönde ortaya çıkabilecek eğilimleri ve yasal boşlukları dikkate alarak, ülke sınırları dışındaki askeri birlik ya da görev yerinden, deniz veya hava aracından firar edilmesini, yurtdışına firar suçunun özel bir işleniş biçimi olarak düzenlemiştir.
ASCK'nın 67/1-B maddesi, ülke sınırları dışındaki askeri birlikten ya da görev yerinden firar edilerek, bu durumda üç günün geçirilmesini yabancı ülkeye firar suçunun oluşumu için yeterli gördüğünden, firar eden asker kişinin vatanına ya da bir başka ülkeye gitmek amacıyla hareket edip, etmediği hususunun suçun teşekkülüne herhangi bir tesiri bulunmamaktadır. Nitekim, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 13.5.2004 tarihli ve 2004/77-78 sayılı, 27.5.2004 tarihli ve 2004/85-81 sayılı, 1'inci Dairenin 22.11.2006 tarihli ve 2006/1590-1580 sayılı, 8.10.2008 tarihli ve 2008/2536-2544 sayılı, 3'üncü Dairenin 4.2.2003 tarihli ve 2003/157-152 sayılı, 28.12.2007 tarihli ve 2007/2771-2772 sayılı ve 4'üncü Dairenin 18.9.2007 tarihli ve 2007/1432-1373 Esas-Karar sayılı ilamları bu doğrultudadır.
İncelenen dosyaya göre, Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup bir asker olması sebebiyle, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde konuşlandırılan bir askeri birlikte görev yapan sanık P.Er E.T.'nin, 04.09.2006 tarihinde birliğini izinsiz terk edip, üçüncü günün bitiminde kıtasına geri dönmeyerek ASCK'nın 67/1-B maddesinin belirlediği anlamda yurt dışına firar suçunu işlediğinin kabulü gerekmektedir.
Üyelerden Hak. Alb. E. GENEL, Hak. Alb. D. GÖKDERE, Hv. Hak. Alb. Y. SAYALGI ve Dz. Hak. Alb. A. Z. LİMAN; sanığın birliğinden firarını müteakip bir ay kadar Kıbrıs'ta kalması nedeniyle eyleminin ASCK'nın 67/1-B maddesi gereğince cezalandırılması gerektiğini, doğrudan Türkiye'ye firar etmesi durumunda, ülkesinin yabancı memleket sayılmaması sebebiyle eylemin firar kapsamında değerlendirilmesinin Kanun'un madde başlığına da uygun düşeceğini ileri sürerek, çoğunluk görüşüne farklı nitelikteki bu değerlendirmelerle katılmışlardır.
Üye Hak. Alb. A. AKBAL ise; sanığın eyleminin işleniş biçimi itibarıyla ASCK'nın 66/1-a maddesinde yazılı firar suçunu oluşturduğunu belirterek çoğunluk görüşüne katılmamıştır.
Sanığın sabit görülen eyleminin yurt dışına firar suçunu oluşturduğu sonucuna varılmasının ardından, Kurulumuzca tertip olunan sonuç cezada suç tarihi itibarıyla herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmış, ancak hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren ve CMK'nın 231'inci maddesinin 5 ve 14'üncü maddelerini değiştiren 5728 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı konusunda değerlendirme yapılabilmesi amacıyla, mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy