(1632 S. K. m. 87)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; bölük komutanınca yayımlanıp kendisine tebliğ edilen emre rağmen, sanığın kışla içerisinde 5.3.2007 tarihinde cep telefonu bulundurduğu iddiasının sübut bulup bulmadığı konusuna ilişkindir.
Daire, dosyadaki delillere göre sanığın, emre aykırı olarak kışlada cep telefonu bulundurduğu iddiasının şüpheli kaldığını kabul ederken,
Başsavcılık, aynı delillere göre sanığa atılı suçun sübut bulduğunu ileri sürerek, Daire kararına süresinde itiraz etmiştir.
Dava dosyasındaki delillere göre;
Sanığa 5.12.2006 tarihinde imzası karşılığında tebliğ edilen aynı tarihli 144 no.lu günlük emrin 2'nci maddesinde, kışla içerisinde izinsiz cep telefonu bulundurulmasının yasaklandığı,
Olay tutanağında 5.3.2007 tarihinde yemekhanede bulaşık ve temizlik görevlisi iken, Ulş.Bl.K. tarafından Ulş.Bl.'den Ulş.Er Ü.A. ve Ulş.Er F.Ö. ile kavga ettiğiniz, üzerinizde cep telefonu bulundurduğunuz ... şeklinde tespit yapıldığı,
Sanığın;
Birlik ifadesinde Yemekhanede telefonla konuştuğumu kabul ediyorum ... kavgada yere düşerken telefonla aynı cepte biraz para da düşmüştü ... sözlüyüm ... ankesörlü telefonda konuşuyorduk ... para yetiştiremiyordum ... cep telefonunu ... on gün önce hafta sonu çarşıdan aldım, saklayarak içeri sokabildim, ama yemin ederim en çok üç kez ... konuşabildim, dünkü konuşma dahil, içimde hep yakalanma korkusu vardı, hafta sonu çarşıya çıkarken cep telefonunu da çıkarıp satacaktım
.
Askeri mahkemedeki; sorgu ve savunmasında; ... Cep telefonu bulundurmanın ve kullanmanın yasak olduğunu biliyordum ... ailem ve sözlüm ile görüşmek için cep telefonu kullandım, ... markası Motorola C115 idi ... Telsim hattı ile birlik içerisinde kullandım ... bu cep telefonunu ... yemekhane sorumlusu Ö.D.'den ödünç almıştır, bu telefonu aldığım gün yemekhanedeki kavga sırasında montumun üst cebinde bulunduğu yerden düşürerek kayıp ettim ...
Şeklinde beyanlarda bulunduğu, olay tutanağı okunduğunda bir diyeceğinin olmadığını söylediği, keza temyiz dilekçesinde de cep telefonunu teskereye giden Ö.D.'den ailesiyle görüşmek için kısa bir süre için aldığını belirttiği,
Sadece soruşturma aşamasında ifadelerine başvurulan Er V.T. ve Er K.Ç.'nin, olaydan sonra sanığın, yanlarına gelip cep telefonunu düşürdüğünü, görüp görmediklerini sorduğunu beyan ettikleri görülmektedir.
Sanığın, cep telefonunu nasıl elde ettiğini, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında (Muhtemeldir ki ilk başta arkadaşının ismini vermemek amacıyla) farklı anlatmasına rağmen, tüm ifadelerinde kışla içinde cep telefonu kullandığını kabul etmesi, askeri mahkemedeki sorgu ve savunmasında susma hakkı hatırlatıldığı halde, cep telefonunun markasını, hangi GSM şirketinin hattı ile kullandığını, neden kullandığını gayet açık ve samimi bir şekilde izah etmesi, olay tutanağı okunduğunda bir diyeceğinin olmadığını söylemesi, keza temyiz dilekçesinde de, cep telefonunu ailesiyle görüşmek üzere arkadaşından kısa bir süre için aldığını kabul etmesi karşısında, sanığın kışla içerisinde emre aykırı olarak cep telefonu bulundurduğu ve kullandığı iddiasının sübuta erdiği, mevcut delillerin atılı suçun sübutu için yeterli olduğu sonucuna varılmıştır.
Diğer yandan, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun; Ö.G. tarafından birliğe sokulan cep telefonunun, daha sonra Z.V. N.A. ve H.E. arasında el değiştirip en son H.E.'de yakalanması olayında, emre itaatsizlikte ısrar suçunun tüm sanıklar yönünden oluştuğunun kabulüne ilişkin olan 20.4.2006/93-93 tarihli, Esas ve Karar sayılı içtihadı da dikkate alınarak, Askeri Yargıtay Başsavcılığının yerinde görülen itirazının kabulü ile mahkûmiyet hükmünün sübut yönünden bozulmasına ilişkin Daire kararının kaldırılmasına, diğer yönlerden temyiz incelemesine devam edilmek üzere dava dosyasının Daireye gönderilmesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy