(5237 S. K. m. 301) (5271 S. K. m. 231) (765 S. K. m. 159, 266, 268) (353 S. K. m. 221) (647 S. K. m. 4, 6) (5252 S. K. m. 9) (765 S. K. m. 59) (AYDK. 20.05.1999 T. 1999/75 E. 1999/103 K.) (AYDK. 01.07.1999 T. 1999/132 E. 1999/147 K.) (YCGK. 22.05.1995 T. 1995/9-127 E. 1995/157 K.) (YCGK. 05.05.1998 T. 1998/9-70 E. 1998/156 K.)
Dosya içerisindeki delillerden maddi olayın; sanığın, Siirt/Eruh Dağdüşü Jandarma Karakol Komutanlığı emrinde görev yaptığı 12.6.2003 günü, saat 19.30 civarında lojmanda bulunduğu sırada eşi ve eşinin yakınlarıyla tartışmaya başladığı, sesleri duyan bitişik komşusu Ş.B.'nin tartışmanın büyümemesi için açık olan pencereden İbrahim abi seni karakoldan çağırıyorlar diyerek seslendiği, bu davranışa sinirlenen sanığın komşusuna sinkaflı sözlerle karşılık verdiği, bu durumu öğrenen Dağdüşü Jandarma Asayiş Komando Bölük Komutanı Ütğm. F.E.'nin, J.Astsb.Çvş. T.Ö. ve J.Onb. M.E.'yi yanına alarak, vahim bir olayın çıkmasına engel olmak amacıyla sanığın oturduğu lojmana gittiği, kapıyı çalıp sanığa daha önce görev nedeniyle kendisine verilen tabancayı alıp Karakola gelmesini söylediği, tabancanın istenmesine sinirlenen sanığın Bende sizden bunu bekliyordum, ben böyle teşkilatın a..na koyayım şeklinde küfür ederek cevap verdiği, ardından silahını teslim edip karakola gelen sanığın, mütecaviz davranışlara başlaması üzerine Ütğm. F.E. tarafından Karakol Komutan Yardımcısı odasında gözetim altına alındığı, bu duruma sinirlenen sanığın odada bulunan masa ve dolaplara yumruk ve tekme ile vurup, ardından kapı camını kırdığı, daha sonra Ütğm. F.E.'ye Komutanım yarın ailemi memlekete göndermem gerek, müsaade edin minibüs ayarlayayım dediği, Ütğm. F.E.'nin ailesi için kendisinin minibüs ayarlayabileceğim söylediği, sanığın Ben size güvenmiyorum diyerek cevap verdiği, mütecaviz hareketlerine devam eden sanığa, J.Ütğm F.E.'nin emriyle kelepçe takıldığı, sanığın bu defa Komutanım benim eşimi asker mi sinkaf etsin, beni sinkaf etmek mi istiyorsunuz? diye bağırıp pantolonunun kemerini çıkarmaya çalıştığı ve ardından bayıldığı, birlik tabibinin müdahalesi sonrası kendisine gelen sanığın bu kez, J.Ütğm. F.E.'yi kast ederek Pezevenkleri, ibneleri bu bölüğe toplamışlar. Lan bölük komutanı nerdesin, seni sinkaf ederim diyerek bağırdığı, şeklinde cereyan ettiği anlaşılmakta ve esasen bu konuda Daire ile Başsavcılık arasında ihtilaf da bulunmamaktadır.
Yukarıda aşamaları açıklanan dava nedeniyle Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Ütğm. F.E.'nin, evin kapısını çalıp, görev nedeniyle kendisine verilen silahı alıp Karakola gelmesini istediği sırada, sanığın Ben de sizden bunu bekliyordum, ben böyle teşkilatın a..na koyayım şeklinde sarf ettiği sözlerin, tek başına Devletin askeri kuvvetlerini alenen tahkir ve tezyif etmek suçunu mu, yoksa sanığın daha sonra Karakolda söylediği Pezevenkleri, ibneleri bu bölüğe toplamışlar. Lan bölük komutanı neredesin seni sinkaf edeyim sözleriyle birlikte müteselsilen hizmete ilişkin muameleden dolayı üste hakaret suçunu mu oluşturacağına ilişkindir.
Daire; sanığın, Ben de sizden bunu bekliyordum, böyle teşkilatın a..na koyayım şeklindeki sözleri, Ütğm. F.E.'yi muhatap alarak söylediğini, sanığın bu sözleri ile, daha sonra Karakolda mütecaviz davranışları akabinde söylediği Pezevenkleri, ibneleri bu bölüğe toplamışlar. Lan bölük komutanı nerdesin, seni sinkaf edeyim şeklindeki küfürlü sözlerinin tümünün Müteselsilen hizmete ilişkin muameleden dolayı üste hakaret suçunu oluşturduğunu kabul ederek, sanık hakkında Devletin askeri kuvvetlerini alenen tahkir ve tezyif etmek suçundan verilen görevsizlik kararı ile hizmet esnasında üste hakaret suçundan verilen mahkumiyet hükmünü bozarken,
Başsavcılık; sanığın, başlangıçta söylediği Ben de sizden bunu bekliyordum, böyle teşkilatın a..na koyayım şeklindeki sözlerinin, başlı başına Devletin askeri kuvvetlerini alenen tahkir ve tezyif etmek suçunu oluşturduğunu ileri sürerek Daire kararına süresinde itiraz ederken, sanık hakkında hizmet esnasında üste hakaret ve askeri eşyayı kasten tahrip suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerinin, 8.2.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun'un 562'nci maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 231/5-14 madde ve fıkralarında düzenlenen Hükmün açıklanmasının geri bırakılması konusunun mahkemesince değerlendirilmesi bakımından bozulmasına karar verilmesini de talep etmiştir.
765 sayılı TCK'nın Anayasal organları tahkir ve tezyif suçu başlığı altında düzenlenen, 4744 sayılı Kanunla değişik 159/1 'inci maddesinde bu suç; Türklüğü, Cumhuriyeti, Büyük Millet Meclisini, Hükümetin manevi şahsiyetini, bakanlıkları, Devletin askeri veya emniyet muhafaza kuvvetlerini veya Adliyenin manevi şahsiyetini alenen tahkir ve tezyif edenler bir seneden üç seneye kadar ağır hapis cezası ile cezalandırılırlar. ... şeklinde tarif edilmiştir.
Türk Ceza Kanunu Gözübüyük Şerhi adlı eserin beşinci bası, II'nci cildinde;
... Suçun maddi unsuru, 159'uncu maddede sayılan varlıkları alenen tahkir ve tezyif eylemektir. Sözü edilen varlıklar, Türklük, Cumhuriyet, Büyük Millet Meclisi, Hükümet, Bakanlıklar, Devletin askeri veya emniyet veya muhafaza kuvvetleri ve adliyedir.
Devletin askeri veya emniyet veya muhafaza kuvvetleri deyimi burada, Devletin bütün silahlı kuvvetleri anlamına alınmıştır. Burada, bu kuvvetlerden her birinin bütününe, tamamına yapılacak saldırılar ancak 159'uncu maddenin kapsamına girer. Bu itibarla, bu kuvvetlerden bir kısmını veya belli mensuplarını tahkir ve tezyif hallerinde yalnız 266 veya 268'inci maddeleri uygulanır. Yargıtayın görüşü de böyledir.
Silahlı Kuvvetler; Kara, Hava ve Deniz Kuvvetlerini içine alan Ordu'dur. 1982 Anayasasında Ordu deyimi yerine 'Silahlı Kuvvetler' sözleri kullanılmıştır.
Emniyet Kuvvetleri; Polis ve Jandarmayı kapsamına alır. ...
... Suçun manevi unsuru; 'Özel kasıttır. Fail bilerek ve isteyerek 159'uncu madde de yer alan varlıkları alenen tahkir ve tezyif etmiş olmalıdır. ... şeklinde açıklamalar yapılmıştır.
Vural SAVAŞ ve Sadık MOLLAMAHMUTOĞLU tarafından hazırlanan Türk Ceza Kanununun Yorumu adlı eserin üçüncü baskı II'nci cildinde;
... Madde gerekçesi; Devletin Silahlı Kuvvetlerini ve Adliyenin manevi şahsiyetini tahkir cürümünün husul bulabilmesi için, tecavüz ve hakaret fiillerinin geniş manada askeri kuvvetleri temsil eden mevcudiyet veya memleketin adli kuvveti aleyhine tevcih olunması icabeder. Bunların bir cüz'üne ve mesela bir tabur ... veya bir mahkeme veya adli heyete karşı yapılacak hakaret fiilleri bu maddenin değil, kanunda idari veya adli heyetlere hakaretten bahseden maddenin şümulü içine girmek iktiza eder (8.6.1936 gün ve Esas No: 1/204 Karar No: 51 sayılı Adliye Encümeni mazbatası) ... şeklinde izah edildikten sonra, Ahmet GÜNDEL'in Atatürk'e, Cumhurbaşkanına, Cumhuriyete, Hükümete Hakaret Suçları adlı eserinden alıntıda, bu suçun, manevi unsuru anlatılırken ... Türk Ceza Kanunu'nun 159'uncu maddesinde gösterilen suçların manevi unsuru 'kasıttır. Ancak bu kasıt, saike önem veren, genel kastın yoğunlaşmış şekli olan 'özel kasıttır. Yargıtay kararlarında istikrarlı olarak bu tür suçlarda özel, kasıt aranmaktadır. Kastın özelliğini, her davaya konu olay için ayrı ayrı değerlendirmek gerekir. Ani fevri davranışlar ve sözlerde genellikle özel kastın olmadığını kabul etmek yerinde olur. ... görüşüne yer verilmiştir.
Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 20.5.1999/75-103 tarihli, Esas ve Karar sayılı kararında, sanığın söylediği iddia olunan Türk jandarmasını s.k. ederim sözünün sübut bulması halinde, Jandarma Genel Komutanlığının gerek Ordunun ana unsurlarından birini teşkil etmesi, gerekse Devletin emniyet güçleri içerisinde yer alması nedeniyle TCK'nın 159/1'inci maddesinin ihlal edileceği görüşü benimsenmiş, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 27.5.1999/122-111; 1.7.1999/132-147; Askeri Yargıtay 4'üncü Dairesinin 26.11.2002/1014-1199 ve Askeri Yargıtay 1'inci Dairesinin 7.12.2005/1251-1245 tarihli, Esas ve Karar sayılı kararlarında, sanığın sarf ettiği tahkir ve tezyif edici sözlerle, Devletin askeri kuvvetlerinin tamamını ya da ana unsurlarından birini muhatap aldığı, yoruma yer vermeyecek şekilde açıkça anlaşabiliyorsa Devletin askeri kuvvetlerini alenen tahkir ve tezyif etmek suçunun oluşacağı kabul edilmiştir. YGGK'nın 22.5.1995-9/127-157 ve 5.5.1998-9/70-156 tarihli, Esas ve Karar sayılı kararlarında da benzer görüşlere yer verilmiştir.
Aynı suç; 5237 sayılı TCK'nın 301/2'nci madde ve fıkrasında Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini, Devletin yargı organlarını, askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis ile cezalandırılır. şeklinde tarif edilip cezası belirlenmiş, madde gerekçesinin bu fıkra ile ilgili kısmında da Maddenin ikinci fıkrasında, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini, Devletin yargı organlarını, askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılamak, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu hüküm karşısında, örneğin iktidarın tahkir ve tezyifi halinde fiilin Hükümete yönelik bulunduğu hususunda duraksanmayacak işaret ve alametler varsa fiilin Hükümete yönelik olduğu kabul edilecektir. şeklinde açıklamalara yer verilmiştir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya döndüğümüzde; 12.6.2003 günü saat 19.30 civarında oturduğu lojmanda eşi ve eşinin yakınlarıyla ailevi sorunları nedeniyle tartıştığı için sinirli olan sanığın; bu sırada evin kapısını çalıp, daha önce görev nedeniyle kendisine verilen tabancayı alıp karakola gelmesini isteyen J.Asyş. Komd.Bl.K. J.Ütğm. F.E.'ye karşı söylediği, Ben de sizden bunu bekliyordum, böyle teşkilatın a..na koyayım şeklindeki küfürlü sözleriyle Ütğm. F.E.'yi mi, oradaki mahalli jandarma teşkilatını mı, yoksa tüm jandarma teşkilatını mı hedef aldığı açıkça anlaşılmamasına rağmen, iddianamede sanığın bu sözlerinin, Silahı isteyen üsteğmenin Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapması ve İç Hizmet Kanunundaki yetkileri kullanması nedeniyle sanığın teşkilata küfretmekle Türk Silahlı Kuvvetlerini kast ettiği ... şeklinde, sanık aleyhine genişletici bir yorumla Devletin askeri kuvvetlerini alenen tahkir ve tezyif etmek suçunu oluşturduğunun iddia edilmesi, gerekçeli hükümde de bu iddianın aynen benimsenip görevsizlik karan verilmesi, yukarıda izah edilen nazari bilgilere, yargı kararlarına ve 5237 sayılı TCK'nın 301/2'nci madde ve fıkrasının gerekçesine aykırı düşmektedir.
Oturduğu lojmanda eşi ve eşinin yakınlarıyla tartıştığı için zaten sinirli olan sanığın; bu sırada Ütğm. F.E.'nin aniden kapıyı çalıp, görev nedeniyle daha önce kendisine verilen tabancayı alıp karakola gelmesini istemesi üzerine daha da sinirlendiği, Ütğm. F.E.'nin bu davranışına karşı tepkisini Ben de sizden bunu bekliyordum şeklinde ortaya koyup, ardından Böyle teşkilatın a..na koyayım diyerek, bu küfürlü sözleriyle, iddianamede ve gerekçeli hükümde kabul edilen genişletici yorumdan hareketle sanığın, Devletin tüm askeri kuvvetlerini hedef aldığının kabulü yerine; açıkça belirtmemekle birlikte, mahalli jandarma teşkilatı adına kendisinden tabancayı isteyip karakola davet eden Ütğm. F.E.'yi hedef aldığının kabulü; olayın oluş sebebine, cereyan tarzına ve Şüphe sanık lehine yorumlanır şeklindeki ceza hukukunun genel ilkesine daha uygun düştüğü sonucuna varıldığından; Askeri Yargıtay 2'nci Dairesince; sanığın, olayın başlangıcında söylediği Bende sizden bunu bekliyordum, böyle teşkilatın a..na koyayım şeklindeki küfürlü sözleriyle, daha sonra karakola getirilmesinin ardından mütecaviz davranışlarını sürdürmesi nedeniyle kendisini serbest bırakmayıp, kelepçe takılmasını sağlayan Ütğm. F.E.'ye hitaben daha da öfkelenerek söylediği Pezevenkleri, ibneleri, bu bölüğe toplamışlar. Lan bölük komutanı neredesin, seni sinkaf ederim biçimindeki küfürlü sözlerinin tümünün, aynı amaç ve saik doğrultusunda, olayın cereyan tarzı içerisinde psikolojik ve kronolojik sürece bağlı olarak oluşan bir suç işleme kararıyla, J.Ütğm. F.E.'ye yönelik olduğu değerlendirilip, bu küfürlü sözlerin tümünün müteselsilen hizmete müteallik muameleden dolayı üste hakaret suçunu oluşturduğu kabul edilerek, sanık hakkında Devletin askeri kuvvetlerini alenen tahkir ve tezyif etmek suçundan tesis edilen görevsizlik kararı ile hizmet esnasında üste hakaret suçundan tesis edilen mahkumiyet hükmünün bozulmasına dair ilamı isabetli ve hukuka bulunduğundan, Askeri Yargıtay Başsavcılığınca bu suçlara yönelik olarak yapılan itirazın reddine karar verilmiştir.
İtiraz aşamasında, 8.2.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun'un 562'nci maddesiyle 5271 sayılı CMK'nın 321/5-14'üncü madde ve fıkralarında değişiklik yapılarak, Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulama alanı genişletildiğinden, sanık hakkında askeri eşyayı kasten tahrip etmek suçundan tesis olunan mahkumiyet hükmü yönünden, bu konunun mahkemesince değerlendirilmesine olanak tanınması bakımından, Askeri Yargıtay Başsavcılığının buna ilişkin itirazının kabulü ile Askeri Yargıtay 2'nci Dairesinin 9.1.2008 tarihli, 2008/2-1 Esas ve Karar sayılı ilamının, askeri eşyayı kasten tahrip suçundan tesis edilen mahkumiyet hükmünün onanmasına ilişkin bölümünün kaldırılmasına, bu suça ilişkin mahkumiyet hükmünün, sanığın temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanun'un 221/1 'inci maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında askeri eşyayı kasten tahrip suçundan tayin edilen hapis cezası, lehe kanun olarak değerlendirilen 647 sayılı Kanun'un 4 ve 6'ncı maddelerine göre adli para cezasına çevrilip ertelendiğine göre, 5252 sayılı Kanun'un 9/3'üncü maddesi uyarınca, takdiri indirimin de 765 sayılı TCK'nın 59'uncu maddesi uyarınca yapılması gerektiğine işaret edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy