(353 S. K. m. 202, 244, 251, 252, 253, 254, Ek m. 1) (5271 S. K. m. 231) (2709 S. K. m. 174) (5275 S. K. m. 98, 99, 100, 101)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; halen cezası infaz edilmekte olan hükümlünün, 5728 sayılı Kanun'un 562'nci maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 231 'inci maddesinin 5 ila 14'üncü fıkralarında düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinden yararlanıp yararlanmayacağı konusunda ve buna bağlı olarak öncelikle infazın durdurulması ve tahliye istemi üzerine askeri mahkemelerce verilen kararlara karşı itiraz merciin en yakın askeri mahkeme mi yoksa Askeri Yargıtay mı olduğu konusunun tespitine ilişkindir.
Daire; hükümlünün, 5728 sayılı Kanun'un 562'nci maddesiyle getirilen değişiklikten, (Bunun bir usul hukuku kuralı olduğu gerekçesiyle) istifade edemeyeceğini belirterek tahliye talebini reddeden askeri mahkeme kararına karşı yapılan itirazı, 353 sayılı Kanun'un 202/2'nci maddesi gereğince en yakın askeri mahkemenin incelemeye yetkili olduğunu kabul ederken,
Başsavcılık; askeri mahkeme kararında, 5728 sayılı Kanunla getirilen hükümlerin uygulanması ile ilgili lehe kanun değerlendirmesini içeren bir yorum yapıldığını, dolayısıyla mahkumiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama halinin söz konusu olduğunu, 353 sayılı Kanun'un 254/Son maddesi uyarınca bu karara yönelik itiraza Askeri Yargıtayın bakması gerektiğini belirterek, Daire kararına süresinde itiraz etmiştir.
5271 sayılı CMK'nın 231'inci maddesinin 5 ila 14'üncü fıkralarında düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin, 5728 sayılı Kanun'un 562'nci maddesiyle yapılan değişiklikle uygulama alanı genişletilmiştir. Buna göre;
Bir sanık hakkında yapılan yargılama sonunda, Anayasanın 174'üncü maddesinde koruma altına alınan inkılap kanunlarında yazılı suçların dışındaki bir suçtan dolayı, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına hükmolunmuş ise;
Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı mahkum olmamış bulunması,
Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
Hallerinde, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi uygulanabilecek,
Sanık beş yıllık denetim süresi içerisinde, yeni bir suç işlemediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davrandığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak, davanın düşmesine karar verilebilecektir.
5530 sayılı Kanun'un 61'inci maddesiyle değişik, 353 sayılı Kanun'un Ek-1'inci maddesi ile CMK'ya yapılan genel atıf nedeniyle bu müessesenin askeri yargıda da uygulanacağı bir gerçektir.
5728 sayılı Kanun'un; yürürlüğe girdiği tarihte kesinleşmiş ve infazı devam etmekte olan hükümlere nasıl uygulanacağı, Geçici 1'inci maddenin 2'nci fıkrasında Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş ve infaz edilmekte olan mahkumiyet kararları hakkında, lehe kanun hükümleri, hükmü veren mahkemece 13.12.2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 98 ila 101'inci maddeleri dikkate alınmak ve dosya üzerinden incelenmek suretiyle belirlenir. Ancak, hükmün konusunun herhangi bir inceleme, araştırma, delil tartışması ve takdir hakkının kullanılmasını gerektirmesi halinde inceleme, duruşma açılmak suretiyle yapılabilir. şeklinde düzenlenmiştir.
Bu maddede genel kanun olarak atıf yapılan, 5275 sayılı CGTİHK'nın;
Mahkumiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama başlığı taşıyan 98'inci maddesinde;
(1) Mahkumiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilmeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehine olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir.
(2) 16'ncı madde gereğince cezanın ertelenmesi isteminin reddi halinde de aynı hüküm uygulanır.
(3) Yukarıdaki fıkralar uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını ertelemez. Ancak, mahkeme olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine karar verebilir.
Birden fazla hükümdeki cezaların toplanması başlığını taşıyın 99'uncu maddesinde;
(1) Bir kişi hakkında hükmolunan her bir ceza diğerinden bağımsızdır, varlıklarını ayrı ayrı korurlar. Ancak, bir kişi hakkında başka başka kesinleşmiş hükümler bulunur ise, 107'nci maddenin uygulanabilmesi yönünden mahkemeden bir toplama kararı istenir.
Hastanede geçen sürenin cezadan indirilmesi başlığını taşıyan 100'üncü maddesinde;
(1) Cezanın infazına başlandıktan sonra hastalık nedeniyle hükümlünün ceza infaz kurumundan hastaneye kaldırılması halinde burada geçirdiği süre cezadan indirilir.
(2) Ancak, cezanın infazını durdurmak için hükümlü, hastalığına kasten neden olmuşsa bu hükümden yararlanamaz. Bu halde Cumhuriyet savcısı mahkemeden bir karar verilmesini ister.
Hükümleri yer almakta, İnfaz sırasında verilecek kararların merci ve usulü başlıklı 101'inci maddesinde de 98, 99 ve 100'üncü maddeler uyarınca mahkemeden alınması gerekli kararların duruşma yapılmaksızın verileceği, cezaların toplanması kararını hangi yargı mercilerinin vereceği ve bu kararlara karşı itiraz yoluna gidilebileceği düzenlenmiştir.
Aynı konular, özel bir kanun olan 353 sayılı ASMKYUK'nın, 5530 sayılı Kanun'un 59'uncu maddesiyle değişik, Cezaların yerine getirilmesi sırasında alınması gereken kararlar ve bu kararlara itiraz başlığını taşıyan 254'üncü maddesinde;
Cezaların yerine getirilmesi sırasında, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran haller nedeniyle geçirilmiş süreler ile hastanede geçen sürenin cezadan indirilmesine, değişik hükümlerdeki cezaların toplanmasına ve mahkumiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksamaya ilişkin bir karar alınması gerekirse, hükmü veren askeri mahkemeden karar istenir. Bu kararlar duruşma yapılmaksızın verilir.
Karar verilmeden önce askeri savcı ve hükümlünün görüşlerini yazılı olarak bildirmeleri istenebilir.
Hükmü veren askeri mahkeme kaldırılmış ise ona en yakın askeri mahkeme karar verir.
Yukarıdaki fıkralar uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını ertelemez. Ancak, mahkeme olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.
Bu kararların askeri mahkemelerden verilmesi hallerinde, askeri savcı ve teşkilatında askeri mahkeme kurulan kıta komutanı ve askeri kurum amiri ile hükümlü ve varsa müdafi bir hafta içinde itiraz edebilirler.
İtiraz üzerine Askeri Yargıtay karar verir. şeklinde düzenlenmiştir.
Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK ve 5275 sayılı CGTİHK hükümleri dikkate alınmak suretiyle, 353 sayılı Kanun'un 251, 252 ve 253'üncü maddeleri yürürlükten kaldırılarak, 254'üncü madde bu şekilde yeniden düzenlenmiştir.
353 sayılı ASMKYUK'nın 254/1'inci maddesi bir usul hükmü olarak, 5275 sayılı CGTİHK'nın 98, 99 ve 100'üncü maddeleri dikkate alınmak suretiyle yeniden düzenlenirken; söz konusu maddelerin içerikleri tekrarlanmadan, 98'inci maddenin madde başlığı aynen alınarak, 99'uncu maddenin madde başlığı farklı bir ifade tarzıyla yazılarak, bu iki maddede düzenlenen hususlarla ilgili olarak askeri mahkemeden karar istenebileceği görüşü benimsenmiştir. 100'üncü maddenin madde başlığında ve içeriğinde sadece hastanede geçen sürenin cezadan indirilmesi düzenlendiği halde, bununla yetinilmeyip, şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran haller nedeniyle geçirilmiş sürelerin cezadan indirilmesi de 254/1'inci maddeye dahil edilmiştir. Bu nedenle, 353 sayılı ASMKYUK'nın 254/1'inci maddesinde ... mahkumiyet hükmünün yorumunda ve çektirilecek cezanın hesabında duraksama ... şeklinde yer alan cümlenin, 5275 sayılı CGTİHK'nın aynı başlık altında düzenlenen 98'inci maddenin 1 ve 2'inci fıkralarındaki durumların tamamını kapsadığının kabulü gerekir. Nitekim 353 sayılı ASMKYUK'nın 244/1'inci maddesindeki ... Bu Kanunda ve Askeri Ceza Kanun'unda aksine hüküm bulunmadığı takdirde cezalar ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesinde, 13.12.2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin infazı Hakkında Kanun'un ilgili hükümleri uygulanır. hükmü de, bu kabul tarzının doğru olduğunu göstermektedir.
Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesi itiraz konusu kararında; askeri savcılığın, öncelikle infazın durdurulması ve hükümlünün tahliyesine karar verilmesi istemini reddederken, 5728 sayılı Kanun'un 562'nci maddesiyle getirilen değişikliğin, bir usul hukuku kuralı olduğu gerekçesi ile hükümlünün kesinleşmiş mahkumiyet hükmüne uygulanamayacağını kabul edip infazın devamına karar vermekle, söz konusu mahkumiyet hükmü ile ilgili olarak, sonradan çıkan 5728 sayılı Kanun'un lehe kanun olmadığına, hükümlünün cezasını çekmesi gerektiğine dair değerlendirme ve yorum yapmış olduğundan, itiraz konusu duruşmasız işlere dair bu kararın sonuç bölümünde de belirtildiği üzere, Askeri Mahkemece bu şekilde tesis edilen kararın, 353 sayılı ASMKYUK'nın 254'üncü maddesi kapsamında verilmiş bir karar olduğu kabul edilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında ihtilaf konusuna bakıldığında; ortada askeri mahkemece verilmiş ve kesinleşmiş olup halen infazı devam etmekte olan bir mahkumiyet hükmünün mevcut olduğu, bu hükmün infazı sırasında, 8 Şubat 2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun'un 562'nci maddesiyle, CMK'nın 231inci maddesinin 5'inci ve 14'üncü fıkralarında yapılan değişiklik nedeniyle, hükümlünün, hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinden yararlanma olasılığının bulunduğu gerekçesiyle, askeri savcı tarafından, hükmün infazının durdurulmasına karar verilmesinin istendiği, askeri mahkemece duruşmasız işlere dair kararla istemin reddine ve dolayısıyla infazın devamına karar verildiği, bu karara karşı hükümlü tarafından, söz konusu yasadan yararlanması gerektiği ve dolayısıyla infazın durdurulmasına karar verilmesi isteğiyle itirazda bulunulduğu görülmektedir. Bu durumda, 353 sayılı Yasa'nın 254'üncü maddesi kapsamında, cezanın yerine getirilmesi sırasında, cezanın çektirilip çektirilmemesi konusunda bir ihtilafın doğduğu ve buna ilişkin olarak askeri mahkemece verilen karara karşı itiraz merciinin, anılan maddenin son fıkrası uyarınca Askeri Yargıtay olduğu kabul edilmiştir.
Nitekim, Askeri Yargıtay 1'inci Dairesinin 29.2.2008/732-590; 3'üncü Dairesinin 28.2.2008/638-504 ve 4'üncü Dairesinin 29.2.2008/ 501-386 tarihli, Esas ve Karar sayılı ilamlarında da; infazı devam eden hükümlüler hakkında, 5728 sayılı Kanun'un 562'nci maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı yönünde verilen kararların, 353 sayılı Kanun'un 254'üncü maddesi kapsamında verilmiş birer karar olduğu ve bu kararlara karşı yapılan itirazın da Askeri Yargıtayca inceleneceği kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesinin itiraz konusu, hükümlü C.S. hakkındaki mahkumiyet hükmünün İnfazının devamına, infazın durdurularak hükümlünün tahliye edilmesi yönündeki askeri savcılık talebinin reddine ilişkin duruşmasız işlere dair kararının, 353 sayılı ASMKYUK'nın, 5530 sayılı Kanun'un 59'uncu maddesiyle değişik 254'üncü maddesi kapsamında verilmiş bir karar olduğu ve bu karara karşı yapılan itirazı incelemeye de aynı maddenin son fıkrası uyarınca Askeri Yargıtayın yetkili olduğu sonucuna varıldığından; Askeri Yargıtay Başsavcılığının itirazının kabulü ile Askeri Yargıtay 1'inci Dairesinin aksi yöndeki 27.2.2008 tarihli, 2008/731-589 Esas ve Karar sayılı kararının kaldırılmasına, dava dosyasının itiraz incelemesi yapılmak üzere anılan Daire Başkanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy