(1632 S. K. m. 117) (5271 S. K. m. 231)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın, Aralık 2003 tarihinde P.Er H.Ş.'nin kulağını çekip buruşturmak suretiyle işlediği iddia olunan asta müessir fiil suçunun sübuta erip ermediğine ilişkindir.
Daire; sanığa atılı suçun sübut bulduğunu ve unsurlarının oluştuğunu kabul ederek mahkumiyet hükmünü, 5728 sayılı Kanun'un 562'nci maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 231'inci maddesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması konusunun Mahkemesince teemmülü yönünden bozarken,
Başsavcılık; mağdurun, maruz kaldığı müessir fiil olayı ile ilgili, olay tarihinde bir başvurusu bulunmadığından ve bu iddiayı dolaylı da olsa destekleyecek (mağdur beyanından) başka bir tanık ifadesi de mevcut olmadığından, sanığa atılı bu fiilin sübutunun şüpheli kaldığını belirterek, Daire kararına süresinde itiraz etmiştir.
Dava dosyasının geneline baktığımızda; Mağdur P.Er H.Ş. ile birlikte Cumhurbaşkanlığı Muh. Alay Komutanlığı emrinde askerlik görevini yapan P.Er Y.B.'nin 14.6.2004 günü saat 22.00 civarında 4'üncü kattaki koğuş penceresinden atlayarak intihar etmesi olayından sonra, sanık P.Bçvş. B.Ç. hakkında askeri savcılıkça soruşturmaya başlandığı, bu sırada askeri savcının, ifadesine başvurduğu erbaş ve erlere, sanığın kendilerine karşı kötü muamelede ve müessir fiilde bulunup bulunmadığını sorduğunda, mağdur P.Er H.Ş.'den başka P.Er H.C., P.Er H.Ü., P.Er M.Ç., P.Er M.C. ve P.Er A.E.'nin de, sanığın kendilerini dövdüğünü iddia etmeleri üzerine, sanığın adı geçen mağdurlara karşı da asta müessir fiil suçunu işlediği iddia edilerek kamu davası açıldığı, askeri mahkemece aynı gerekçeli hükümde sanığın, P.Er H.Ş.'den başka P.Erler H.C, H.Ü., M.Ç., M.C. ve A.E.'ye karşı da asta müessir fiil suçunu işlediği kabul edilerek mahkumiyet hükümleri kurulduğu, temyiz incelemesi yapan Askeri Yargıtay 1'inci Dairesinin 20.2.2008 tarihli, 2008/492-492 Esas ve Karar sayılı ilamında, sanığa atılı bu suçların sübut bulduğu kabul edildikten sonra, 5278 sayılı Kanunla değişik 5271 sayılı CMK'nın 231/5-14 madde ve fıkralarının mahkemesince değerlendirilmesi yönünden mahkumiyet hükümlerinin bozulmasına karar verildiği görülmektedir.
Dava dosyasının soruşturma ve kovuşturma safhalarına ilişkin bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere; sanık hakkında iddia edilip, askeri mahkemece sabit görülen ve Dairece sübutu kabul edilen tüm asta müessir fiil suçlarına ilişkin soruşturma işlemleri, 14.6.2004 tarihinde cereyan eden intihar olayından sonra, bu olayla ilgili ifadelerine başvurulan mağdurların beyanları doğrultusunda başlatılmış, bu tarihten önce hiçbir mağdur cesaret edip sanık hakkında şikayette bulunmamıştır.
Mağdur P.Er H.Ş., olaydan yaklaşık yedi ay askeri savcıya verdiği 17.6.2004 tarihli ifadesinde; Aralık 2003 ayında bir gece sanık nöbetçi iken, saat 22.00 civarında takımı odasının önünde toplayıp, bazı askerlerle alay ederek espri yaptığını, bu espriye gülüp sanıkla göz göze geldiğini, sanığın yanına gelip kulağından tuttuğunu, kulağım buruşturarak aşağı yukarı salladığını ve ileriye doğru iteklediğini, kulağını kopacakmış gibi hissettiğini, 3-4 gün acısını çektiğini, korkusundan viziteye çıkamadığını beyan etmiş; mahkemedeki yeminli ifadesinde olayı aynen anlatırken, bu olayın dayak olarak adlandırılmamasına inandığını söylemiştir. Mağdurun, özellikle mahkemede olayı anlatırken yaptığı değerlendirme, ifadesindeki samimiyeti ve gerçeği yansıttığını göstermektedir.
Askeri savcı tarafından bu olayla ilgili olarak tanıklara soru sorulmadığı için soruşturma aşamasında mağdurdan başka tanık beyanı bulunmamaktadır. Kovuşturma aşamasında askeri mahkemece, sanığın P.Er H.Ş.'nin kulağını çektiği iddiası ile ilgili bilgi ve görgüsü sorulan tanıklardan; P.Er H.C. olayı arkadaşları arasındaki konuşmalardan ve mağdurdan duyduğunu, P.Er H.Ü. olayı mağdurdan duyduğunu, P.Er M.Ç. olayı intihar girişimi olayından sonra duyduğunu, P.Er M.C. olayın intihar girişimi olayından önce de sonrada konuşulduğunu, P.Er A.E., olayı mağdurların ve arkadaşlarının konuşmalarından duyduğunu, P.Er M.B. olayı soruşturma başlandıktan sonra mağdurdan duyduğunu ve P.Er M.K. olayı mağdurdan duyduğunu beyan etmişlerdir. Duyuma dayalı bu tanık beyanları da mağdur H.Ş.'nin samimi anlatımını doğrulamaktadır. Bu tanıkların soruşturma aşamasında ifadelerinin alınmaması, olaydan 8-9 ay sonra mahkemede kendilerine bu olayla ilgili ilk kez soru sorulduğunda, aradan geçen zaman ve sanığa atılı asta müessir fiil olaylarının çok sayıda olması nedeniyle bu olayla ilgili ayrıntılı ifade verememelerinin normal karşılanması gerektiği kabul edilmiştir. Ayrıca, mağdurun sanığa suç isnadını gerektirecek hiçbir nedenin de bulunmadığı görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle; mağdur P.Er H.Ş.'nin soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki samimi, olayın cereyan tarzına ve yapılan soruşturmaya uygun düşen beyanları, diğer tanıklar H.C., H.Ü., M.Ç., M.C., A.E., M.B. ve M.K.'nın duyuma dayalı beyanlarıyla doğrulandığından, sanığın mağdur P.Er H.Ş.'nin kulağından tutup, buruşturmak, aşağı yukarı çekmek, ileriye doğru iteklemek suretiyle asta müessir fiil suçunu işlediğinin sübut bulduğu, askeri mahkemenin bu olay nedeniyle sanık hakkında kurduğu mahkumiyet hükmünde ve Askeri Yargıtay T inci Dairesince sanığa atılı sübut bulduğu ve unsurlarının oluştuğu, hüküm tarihi itibariyle kurulan mahkumiyet hükmünde bir isabetsizlik bulunmadığı kabul edildikten sonra, 8.2.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun'un 562'nci maddesiyle değişik, 5271 sayılı CMK'nın 231/5-14 madde ve fıkralarında düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının mahkemesince teemmülü yönünden hükmün bozulmasında bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, Askeri Yargıtay Başsavcılığının, yaptığı itirazın reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy