(Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği m. 5)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Ankara Asker Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Servisinde, 15-19 Şubat 2007 tarihleri arasında gözlem altında bulundurulan sanık hakkında düzenlenen, 19.2.2007 tarihli ve 537 sayılı TSK sağlık raporu ile 19.2.2007 tarihli adli rapor içeriğinin yeterli olup olmadığı konusuna ilişkindir.
Daire; sanık hakkında düzenlenen TSK sağlık raporu ile adli raporun yetersiz ve çelişkili olduğunu, noksan soruşturma ile hüküm verildiğini kabul ederken,
Başsavcılık; söz konusu raporlardaki bulgu, tanı ve kararın bilimsel verilere dayandığını, gerekçenin yeterli ve uyumlu olduğunu, noksan soruşturma bulunmadığını ileri sürmektedir.
Dosya içeriğine göre sanığın, 5.12.2004-8.2.2007 tarihleri arasında mükerrer firar eylemini gerçekleştirdiği sübut bulmakta, esasen bu konuda ihtilaf da bulunmamaktadır.
Sanığın, Ankara Asker Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Servisinde 15-19 Şubat 2007 tarihleri arasında gözlem altında bulundurulmasını müteakip düzenlenen 19.2.2007 tarihli ve 537 sayılı TSK sağlık raporu ile aynı tarihli adli raporda; gözlemi sırasında sanıkta tespit edilen bulgular, daha önce işlediği firar ve izin tecavüzü suçlarından kesinleşip infaz edilen cezaları (Üç adet), adli sicil ve arşiv kaydının bulunmadığı, vaka kanaat raporu ve adli dosyasındaki bilgiler izah edildikten sonra adli raporun tartışma bölümünde; sanığın, atılı suçu (Suçları) anne-baba-eş ve çocuklarının sağlık ve geçimlerine ait endişe ve kaygılar duyması neticesinde işleyip, bu sebeplerle içe kapanarak ortamdan uzaklaştığından ve hayattan zevk almamaya başladığından, bu durumunun Geçirilmiş Anksiyete Mizaçlı Uyum Güçlüğü tanısı olarak değerlendirilip, TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliği'nin 16'ncı maddesinin A diliminin 2'nci fıkrasına girdiğine ve askerliğe elverişsizlik hali oluşturmadığına, bu tanıyı alan sanığın suç tarihlerinde işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılamasını ve bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğini, önemli veya kısmi derecede etkileyecek bir akıl hastalığının ya da madde tesirinin etkisinde olmadığına karar verildiği belirtilip, tartışma bölümümde ayrıca, kesinleşip infaz edilen üç ayrı (Firar ve izin tecavüzü) suçundan dolayı askerliğe elverişlik halinin söz konusu olabilmesi için öncelikle antisosyal kişilik bozukluğu tanısı alması gerektiği, sanıkta tespit edilen bulguların antisosyal kişilik bozukluğu tanı kriterlerini karşılamadığı, cezasına neden olan olayların antisosyal eylemlerden dolayı olmadığı anlatılmıştır.
Raporda belirtildiği üzere, sanık tüm firar ve izin tecavüzü suçlarını, ailesinin maddi ve ailevi sorunları nedeniyle, onlara yardımcı olmak amacıyla işlediğini beyan etmektedir. Sivil yaşamına ilişkin sabıka kaydı mevcut olmayıp, cezai şuunat raporunda firar ve izin tecavüzü suçlarından kesinleşen üç cezası ve incelenen bu dosya dışında başka bir kaydı bulunmamaktadır. Vaka kanaat raporunda Ailevi problemleri nedeniyle firara meyillidir. Maddi problemleri mevcuttur kaydı vardır.
Prof. Dr. A. Sedat ÇÖLOĞLU Adli Tıp Sözlüğü adlı kitabında;
Anksiyete: sıkıntı
Antisosyal kişilik: sürekli antisosyal davranışlar gösteren, başkalarının özgürlüklerine karşı hareket eden, egosantrik, ımpalsif, acımasız, iş/okul/görev sebatı olmayan, kriminal eğilimli kişilik yapısı, psikopat kişilik, sosyapat kişilik şeklinde açıklama yapmıştır.
Connolly K. Antisocial Personality Dısorder and Medical Cartifıcetıon. Federal Air Surgeon's Medical Bulletin. Vol. 43, No: 05.06.2005 ile De Hart RL. Davis JR Fundamentals Aerospace Medicine 3 rd Edit. Lippincont w&w 2002 p.411 adlı kaynaklardan yararlanılarak Dr. Abdullah ÖKSÜZ ve Doç. Dr. Muzaffer ÇETİNGÜÇ tarafından yapılan çeviride;
Zihinsel hastalıkların tanısal ve istatiksel değerlendirmesi için hazırlanmış uluslararası ölçütler vardır. (DSM IV). Bu ölçütlerin yer aldığı el kitabında antisosyal kişilik bozukluğu; çocukluk ve ergenlik dönemlerde başlayıp, yetişkinlikte de devam eden başkalarının haklarına saygısızlık ve tecavüz etme tutumlarının belirgin olduğu bir ruhsal rahatsızlık olarak gösterilmektedir. Bu kişiler kendi davranışlarını kötü görmedikleri gibi değişmeye de istekli değillerdir. 40'lı yaşlardan sonra kriminal davranışlarda ve uyuşturucu kullanımında bir miktar azalma olasıdır, ama hastalığın gidişi kötüdür. Tedavi çabaları genellikle sonuçsuz kalır ... şeklinde antisosyal kişilik bozukluğu ile ilgili bilgiler verilmiştir. (Antisosyal kişilik yapısı ve tıbbi sertifikasyon)
Askeri Yargıtay 1'inci Dairesinin 6.12.2006/1675-1666 tarihli, Esas ve Karar sayılı ilamında incelenen dava dosyasında; yargılama konusu mükerrer firar suçundan önce işlediği, bir izin tecavüzü ve iki firar suçuna ilişkin cezaları kesinleşip infaz edilen sanık hakkında, Diyarbakır Asker Hastanesinde, yargılandığı suçla ilgili adli gözlem altında bulundurulduktan sonra düzenlenen 25.11.2002 tarihli ve 6284 sayılı sağlık kurulu raporuyla, 16 B f1 - Kronik nitelik kazanmış uyum bozukluğu kararı verilmesi üzerine, bu raporla ilgili görüşüne başvurulan GATA-Profesörler Sağlık Kurulunun, 28.11.2005 tarihli ve 140 sayılı raporunda; Antisosyal kişilik bozukluğu tanısı konulmayan sanığın durumunun TSK SYY eki hastalıklara göre, arızalar çizelgesi 17'nci maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, mevcut suç ve cezalarının sayısı ve infaz edilip edilmediğinin askerliğe elverişlilik durumunu etkilemeyeceği, kronik nitelik kazanmış uyum bozukluğu tanısının süreç sonunda hekimin tespit ettiği anda verilebilecek bir karar olması nedeniyle geriye dönük olarak bir tarihin kronikleşme zamanı olarak belirlenmesinin uygun olmadığı ... şeklinde değerlendirme yapılıp karar verilmiştir.
İzah edilen bu bilgiler ışığında, Ankara Asker Hastanesinin sanık hakkında düzenlediği TSK sağlık raporu ve adli rapor değerlendirildiğinde anılan raporlarda, sanığın gözlem altında bulunduğu sırada tespit edilen bulgular, adli dosyasında mevcut tüm bilgiler ve sanığın hangi nedenle izin tecavüzü ve firar suçlarını işlediği ortaya konulduktan sonra, bu bulgu ve bilgilere göre sanığın durumunun, neden TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliği Hastalık ve Arızalar Listesinin 17/B F-l maddesi kapsamına girmediği, neden 16/A F-2 maddesi kapsamına giren Geçirilmiş Anksiyete Mizaçlı Uyum Güçlüğü tanısı olarak değerlendirilip, suç tarihlerinde ve halen askerliğe elverişli olduğu kararının verildiği, tıp biliminin verilerine uygun olarak, tespit edilen bulgu ve bilgilerle, konan tanı ve verilen karar arasında çelişki yaratmaksızın, gayet açık ve yeterli gerekçeler gösterilerek tatminkar biçimde açıklandığı, bu raporlarda Dairenin belirttiği şekilde noksanlık ve çelişki bulunmadığı sonucuna varıldığından, Askeri Yargıtay Başsavcılığının yerinde görülen itirazının kabulü ile Dairenin yerinde görülmeyen kararının kaldırılmasına, temyiz incelemesine devam edilmek üzere dava dosyasının Daireye gönderilmesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy