(5271 S. K. m. 34, 223, 230) (2709 S. K. m. 141) (353 S. K. m. 207) (5237 S. K. m. 257)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; askeri mahkemenin sanıklar hakkında tesis ettiği beraat hükümlerinin gerekçesinin, yeterli ve hukuka uygun olup olmadığına ilişkindir.
Daire; askeri savcılığın iddianamede yer alan iddiaları, askeri mahkemece gerekçeli hükümde hiç tartışılmadan, genel bazı ifadelerle sanıklara atılı suçların unsurları itibarıyla oluşmadığının kabulünün, Anayasanın 141/3, 5271 sayılı CMK'nın 34/1 ve 353 sayılı Kanun'un 207/3-G maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle beraat hükümlerini bozarken,
Başsavcılık; askeri mahkemece, sanıklar hakkında atılı suçların unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle verilen beraat hükümlerinin, yasal olan zorunlu gerekçeyi ihtiva ettiği görüş ve düşüncesiyle Daire kararına süresinde itiraz etmiştir.
Öncelikle bu konudaki yasal düzenlemeleri gözden geçirdiğimizde;
T.C. Anayasasının 141/3 madde ve fıkrasında Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. ilkesine yer verildiği,
Hüküm tarihinde askeri yargı yönünden de yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın;
34/1'inci madde ve fıkrasında Hakim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230'uncu madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir.
230'uncu maddesinde;
(1) Mahkumiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir.
a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler.
b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi;
c) Ulaşılan kanaat,
(2) Beraat hükmünün gerekçesinde, 223'üncü maddenin ikinci fıkrasında belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir. ...
223'üncü maddesinde;
(1) Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkumiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı hükümdür.
(2) Beraat kararı;
a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,
b) Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi,
c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,
d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması,
e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması, Hallerinde verilir. ... hükümlerinin yer aldığı görülmektedir. Askeri mahkemece gerekçeli hükümde; iddia, esas hakkındaki mütalaa, sanıkların sorgu ve savunmaları, müdafilerin savunmaları, tanık beyanları, bilirkişilerin beyan ve raporları özetlenerek anlatıldıktan ve yazılı belgeler sıralandıktan sonra, bu kararın 4 ila 13'üncü sayfalarına aktarılan Delillerin değerlendirilmesi ve kabul bölümünde açıklanan gerekçelerle, sanıklara atılı suçların unsurları oluşmadığından beraatlerine, Hazine zararının takip ve tahsilinin takdir ve ifası için kararın kesinleşmesini müteakip ilgili evrak suretlerinin çıkartılarak Eskişehir İl Muhakemat Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir.
Askeri mahkeme; söz konusu beraat hükümlerini tesis ederken, 1'inci HİBM. K.lığı Muhammen Bedel Tespit Komisyonu başkan ve üyesi olarak görev yapan sanıkların; alınacak malzemenin niteliği, tahsis edilen ödeneğin miktarı ve tahsis tarihi dikkate alındığında, suç tarihinde yürürlükte olan 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 51'inci maddesinin (a) ve (c) bentlerine göre, ita amirinin onayını almak suretiyle pazarlık usulüyle ihale kararı almalarında ve buna göre ihale dosyaları hazırlamalarında bir usule aykırılık bulunmadığı, pazarlık usulü ile ihale yöntemini tercih eden sanıkların, zorunlu olmamasına rağmen yine de Eskişehir Ticaret ve Sanayi Odası ile beşi Ankara'dan olmak üzere sekiz firmadan piyasa araştırması yaptıkları ve ayrıca 2'şer yerde ilan verilmesine dair ita amirinin onayını aldıkları, ihalesi yapılan işin aciliyeti ve zamanın yetersizliği nedeniyle Genelkurmay Başkanlığının 16.5.2001 tarihli emrinde belirtilen 10 ayrı makam ve merciiden sorulmak suretiyle piyasa araştırması yapılmamasının, sanıkların kasta ve kusura yönelik ceza sorumluluğunu belirleyici olamayacağı, keza pazarlık usulü ile yapılacak bir ihalede belirlenecek fiyatla, başka ihale yöntemiyle belirlenecek fiyatın mukayese edilerek kamu yararı ya da zararının belirlenemeyeceği, bu nedenlerle 5237 sayılı TCK'nın 257/1-2 madde ve fıkralarında düzenlenen memuriyet görevini kötüye kullanmak ve memuriyet görevini ihmal suçlarının unsurlarının oluşmadığı gerekçelerine dayanmıştır. Gösterilen gerekçeler ile verilen hükümler arasında herhangi bir çelişki bulunmamaktadır. Askeri mahkemenin gerekçe yazış tarzına ve mantığına göre, iddianamede yer alan 113 kalem malzemeye, Ankara Ticaret Odası fiyatları baz alındığında neden fazla ödeme yapıldığının ayrıca tartışılmamış olması bozmayı gerektirir bir noksanlık olarak görülmemiştir. Hükmün gerekçesinin bulunmaması ya da yeterli olmaması ile gösterilen gerekçenin dosyanın içeriğine uygun düşüp düşmemesi ayrı ayrı hususlar olup, gösterilen gerekçenin dosyanın içeriğine uygun düşmemesi halinde hükmün esastan bozulması gerekir.
Açıklanan nedenlerle, askeri mahkemenin gösterdiği bu gerekçeler 5271 sayılı CMK'nın 230/2 ve 223/2-c maddelerinde öngörülen kriterleri taşıdığı sonucuna varıldığından, Askeri Yargıtay Başsavcılığının itirazının kabulü ile Askeri Yargıtay 4'üncü Dairesinin 26.2.2008 tarihli, 2008/262-333 Esas ve Karar sayılı kararının kaldırılmasına, temyiz incelemesine devam edilmek üzere dava dosyasının anılan Daire Başkanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy