(1632 S. K. m. 131)
Daire ile askeri mahkeme arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı askeri eşyayı çalmak suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının saptanmasına ilişkindir.
Daire; ... sanığın askeri eşya vasfında bulunan 2 adet palmiye ağacını kendisinin satın alıp dikmesi ve bakımını yapması nedeniyle kendi malı olduğu düşüncesiyle, dikili olduğu yerlerinden söküp evinin bahçesine götürüp dikmesi şeklinde sübut bulan olayda, sanıkta askeri eşyayı çalmak suç kastının açıkça ortaya konulamaması nedeniyle, müsnet suçun manevi unsur yönünden oluşmadığı gerekçesiyle mahkumiyet hükmünü esas yönünden bozmuş iken;
Askeri mahkeme; sanığın askeri eşya vasfındaki palmiye ağaçlarını birlik bahçesinden sökerek kendi evinin bahçesine dikmek suretiyle askeri eşyayı çalmak suçunu işlediğini kabul ederek bozma ilamına uymayıp önceki mahkumiyet hükmünde direnmiştir.
Dosyadaki delillere göre; sanık Hv.Lv.Yb. A.M.C.'nin, İzmir/Gaziemir Hava Sınıf Okulları ve Teknik Eğitim Merkezi Komutanlığı Levazım Şube Müdürü olarak görev yaptığı 2004 yılı Ağustos ayında yapılan genel atamalarda Ankara Lojistik Komutanlığına tayin olmasını müteakip emekli olmak için dilekçe verdiği ve görev yaptığı Birlik Komutanlığından ilişik kesmeden önce Levazım Şube Müdürlüğünün bahçesinde bulunan askeri eşya niteliğindeki 2 adet palmiye ağacını sökerek İzmir/Narlıdere'de bulunan evinin bahçesine götürüp diktirdiği anlaşılmakta olup, maddi olayın bu şekilde sübuta erdiği konusunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Sanık da aşamalardaki savunmalarında askeri birliğin içindeki davaya konu edilen 2 adet palmiye ağacını sökerek sivil yerdeki evinin bahçesine götürdüğünü ifade etmiş olup, çözümlenmesi gereken husus sanığın sübuta erdiği konusunda kuşku bulunmayan söz konusu eyleminde Askeri eşyayı çalmak suç kastı ile hareket edip etmediği ve atılı suçun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığıdır.
Yapılan incelemede; sanığın, dava konusu palmiyeleri birlik bahçesine kendisinin diktiğini ifade etmekle birlikte bu palmiyelerin ne zaman ve ne şekilde birlik bahçesine dikildiği konusunda bir açıklama getiremediği, keza tanık beyanları ile de bu hususun açıklığa kavuşturulamadığı ve sanığın bu iddia ve savunmasının soyut kapsamda kaldığı anlaşılmıştır. Nitekim yine tanık beyanlarına göre birlik bahçesinde zaman zaman çeşitli miktarlarda palmiye ağaçlarının dikildiği anlaşılmakta olup, tanık olarak beyanına başvurulan ve bir süre sanığın amiri olarak görev yapan Alb. S.G. birlik bahçesine, görevli olduğu dönemde birlik imkânları ile bir miktar palmiye ağacı alınarak dikildiğini beyan etmiştir.
Bu durumda davaya konu palmiyelerin sanığın iddia ettiği şekilde kendisi tarafından birliğe getirilip dikilen ağaçlar olup olmadığı konusu kuşkulu kalmakla birlikte, bir an için birliğe sanık tarafından getirilip dikildikleri kabul edilse dahi bu palmiye ağaçları, birlik bahçesine dikilmekle mülkiyeti Devlete ait olan, bakımı, korunması ve kullanılması Silahlı Kuvvetlere bırakılan ve askerlik amaç ve menfaatlerine tahsis edilen askeri eşya niteliğini kazanmışlardır.
Bu nedenle askeri eşya niteliğindeki palmiye ağaçlarını kurumalarını önlemek amacıyla ve kendisi diktiği için anı olarak birlik bahçesinden söküp evinin bahçesine götürdüğüne dair savunması hukuka uygun görülmemiştir.
Askeri Yargıtayın yerleşik kararlarında da kabul edildiği gibi, askeri şahsın her türlü askeri eşyayı bulunduğu yerden faydalanmak kastı ile alması sonucunda ASCK'nın 131/1inci maddesinde yer alan Askeri eşyayı çalmak suçu oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, failin kendisine veya başkasına fayda sağlamak maksadıyla hareket etmesi yeterlidir. Öğretide Faydalanma niyetinin sadece maddi faydaya yönelik olmadığı, varlığından zevk ve güven duymak, seyretmek, avantaj sağlamak, kendini tatmin etmek gibi maksatları de kapsadığı kabul edilmiştir.
Sanığın, dava konusu palmiye ağaçlarını bulundukları yerden tahsis edildikleri amaç ile bağlarını koparacak şekilde ve izinsiz olarak sökerek kendisine yarar sağlama şuur ve iradesi ile kendi tasarruf alanına soktuğu dikkate alındığında sanığın eyleminin ASCK'nın 131/1 'inci maddesinde yer verilen askeri eşyayı çalmak suçunu oluşturduğu sonucuna oyçokluğu (10-3) ile varılmış ve askeri mahkemece eylemin bu şekilde nitelendirmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Nitekim, Yargıtayda ağaç kesilip götürülen yerin orman içinde kalmadığının ve hazineye ait olduğunun saptanması hâlinde eylemin hırsızlık suçuna sebebiyet vereceğini kabul etmiştir.
Sanığın eyleminin Askeri eşyayı çalmak suçunu oluşturacağı hususunun bu şekilde belirlenmesinin ardından, bu eylemin Az vahim hal kapsamında kalıp kalmadığı hususunda yapılan incelemede;
Askeri Mahkemece, sanığın kastının yoğunluğu (planlayarak suçu işlemesi), astlarını suçuna iştirak ettirmeye çalışması ve ağaç gibi gayrimenkul benzeri bir şeyi çalması şeklinde gerekçe gösterilmek suretiyle sanığın eyleminin az vahim hal kapsamında bulunmadığına
Karar verilmiş ise de;
Askeri Ceza Kanunu'nun 131'inci maddesinde düzenlenen suçlar bakımından biri diğerine göre süre itibarıyla daha ağır cezayı öngören iki ayrı durumun varlığı kabul edilmesine rağmen Az vahim hal kavramı tanımlanmadığı gibi bu kavramın kapsamı konusunda herhangi bir kritere de yer verilmemiş, keza, Askeri Yargıtayın yerleşik kararlarında, Az vahim halin, zaman ve mekana, eylemin işleniş tarzına ve amacına, suç konusu para veya eşyanın ekonomik değerine, suçtan doğan neticenin ağırlığına veya hafifliğine göre hâkim tarafından belirleneceği kabul edilmiştir.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olay incelendiğinde; Sanığın dava konusu palmiye ağaçlarını birlik bahçesinden sökerek kendi evinin bahçesine götürmesinden önce, Levazım Şube Müdürlüğü emrinde görevli sivil memurlar A.K. ile N.Ö.'ye 2 adet palmiye ağacını bulundukları yerlerden sökmelerini söylemesini müteakip bu kişilerin, herkesin gözü önünde bu ağaçları sökmeye çalışmaları, böylece suçun sanık tarafından alenen işlenmeye çalışılması dikkate alındığında, suçun Askeri Mahkemenin sanığın kastının yoğunluğuna gerekçe olarak kabul ettiği şekilde planlanarak işlendiğinin kabulüne olanak bulunmamaktadır. Diğer taraftan, sanığın çaldığı ağaçlar askeri hizmet açısından vazgeçilmez bir öneme sahip olmadıkları gibi, sanık ve tanık beyanlarına göre sanığın, astları olan sivil memurlar A.K. ile N.Ö.'yi suça iştirak ettirmek için özel bir çabasının olduğunu söylemek de mümkün bulunmamaktadır.
Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eyleminin Az vahim hal kapsamında kaldığı ve Askeri mahkemenin aksi yöndeki kabul ve gerekçesinin hukuka ve dosya kapsamına uygun bulunmadığı sonucuna varıldığından, sanık hakkında askeri eşyayı çalmak suçundan dolayı tesis edilen mahkumiyet hükmünün az vahim hâl hükmünün uygulanmaması nedeniyle hukuka aykırı bulunduğundan bozulmasına karar verilmiştir.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy