(1632 S. K. m. 90) (477 S. K. m. 47) (5728 S. K. m. 231)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin ASCK'nın 90'inci maddesinde düzenlenen amire mukavemet suçunu mu, yoksa 477 sayılı Kanun'un 47'inci maddesinde düzenlenen üste saygısızlık suçunu mu oluşturduğuna ilişkindir.
Daire; sanığın eyleminin ASCK'nın 90'ıncı maddesinin öngördüğü anlamda Mukavemet olarak değerlendirilemeyeceğine, eylemin 477 sayılı Kanun'un 47'inci maddesi kapsamında kalan Üste saygısızlık suçunu oluşturduğuna ve disiplin mahkemesinde yargılanmak üzere yüklenen suç nedeniyle verilen mahkûmiyet hükmünün suç vasfına bağlı görev yönünden bozulmasına karar vermiş iken;
Başsavcılık; sanığın eyleminin ASCK'nın 90'ıncı maddesinde tanımlanan Amire mukavemet suçunu oluşturduğuna, bu suç nedeniyle sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak, hükmün 5728 sayılı Kanun ile değiştirilen CMK'nın 231'inci maddesi gereğince değerlendirme yapılmak üzere bozulması gerektiği ileri sürülerek Daire kararına süresinde itiraz etmiştir.
Dosyada mevcut delil durumuna göre;
10.2.2005 tarihinde askeri servis aracında araç komutanı olarak görevli bulunan sanığın, araç görev kağıdını Bölük Komutanı'na imzaya gönderdikten sonra, Bölük Komutanı'nın görev kâğıdını imzalamayıp bekletmesine sinirlenerek önce Bölük Komutanı'nın odasına gidip görev kağıdını imzalamayarak personeli bekletmesi nedeniyle (Temyiz edilmemiş bulunan amire saygısızlık suçuna konu olacak şekilde) bazı saygısız söz ve tavırlar sergileyip Bölük Komutanı'nın yanından ayrıldığı, bunun üzerine sanığın Bölük Komutanı olan J.Tğm. M.T.'nin, habercisi vasıtasıyla sanığı yanına çağırdığı, Bölük Komutanı Odasına gelen sanığın, Özel görüşelim diyerek oda kapısını kapatmak istediği, ancak Bölük Komutanı'nın, kapının açık kalmasını istediği, sanığın yine de kapıyı kapatmaya çalışması üzerine Bölük Komutanı'nın kalkıp kapıyı açmaya çalıştığı, ancak sanığın Bölük Komutanı'nı itekleyerek kapıyı açmasını engellemeye çalıştığı anlaşılmakta olup, esasen maddi olayın bu şekilde sübut bulduğuna ilişkin olarak herhangi bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
Sanığın sabit görülen eyleminin hangi suçu oluşturduğu konusuna gelince;
ASCK'nın 90'ıncı maddesi; Bir amiri veya mafevkini zorla ve tehdit ile hizmet emrini ifadan menetmeğe, yahut hizmete müteallik bir muameleyi yapmak veya yapmamak için zorlamağa kalkışan mukavemet cürmünü yapmış olur. hükmünü içermektedir.
Maddede, bir amiri veya üstü zorla ve tehditle hizmet emrini yapmaktan alıkoymaya kalkışma ve bir amiri veya üstü zorla ve tehditle hizmete ilişkin bir işlemi yapması veya yapmaması için zorlamaya kalkışma biçimindeki eylemlerin üst veya amire mukavemet suçunu oluşturduğu açıklanmıştır.
Gerek öğretide ve gerekse uygulamada, bir amiri veya üstü zorla ve tehditle hizmet emrini yapmaktan alıkoymaya kalkışma biçiminde tanımlanan eylem için; amir veya üstü baskı altına alarak hizmet emrini men etme, hizmete ilişkin işlemin yapılmasını ya da yapılmamasını sağlama kastı ile hareket edilmesinin gerektiği, amiri veya üstü zorla ve tehditle hizmete ilişkin bir işlemi yapması veya yapmaması için zorlamaya kalkışma biçiminde tanımlanan eylemde ise, kuvvet kullanarak men etme arzusunun yeterli olduğu kabul edilmektedir.
Bir amir veya üstün bir hizmet emrini yerine getirmesini engelleyecek her türlü hareket mukavemet suçunu oluşturmaktadır. Nitekim, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 9.5.1975, 1975/17-10; 11.6.1976, 1976/40-40; 17.1.2008, 2008/9-9 tarihli ve Esas ve Karar sayılı kararlarında benimsenen görüş de bu doğrultudadır.
Sanığın amiri durumunda bulunan J.Tğm. M.T.'nin olaydan önce kendisine karşı saygısız söz ve tavırlar sergileyen sanığı bu disiplinsiz davranışları nedeniyle kendisi ile görüşmek üzere odasına çağırmasının hizmete ilişkin bir eylem olduğu, sanığın bu çağrıya uyarak mağdur Tğm. M.T.'nin makam odasına gelmesi ve devamında sanık ile mağdurun (Amir ile maiyetin) sanığın önceki disiplinsiz davranışı ile ilgili olarak görüşmesi de yine aynı askeri hizmete ilişkin olarak icra edilen eylemlerdir. Amir durumundaki mağdur Tğm. M.T.'nin tamamen hizmete ilişkin olan bu görüşmenin şekli ve içeriğini belirlemeye yetkili olduğu hususunda da kuşku bulunmamaktadır.
Dolayısıyla amir durumundaki mağdur Tğm. M.T.'nin sanık Astsb. M.Ö. ile yaptığı görüşme sırasında makam odasının kapısının açık ya da kapalı olması hususundaki takdir ve tercih hakkını kullanması, sanığın askeri itaat ve inkıyadı bozucu nitelikteki davranışlarını önlemeye yönelik olması nedeniyle askeri hizmete ilişkin bir durum olup, bu takdir hakkının kullanılmasının, yani hizmete ilişkin bir talebinin yerine getirilmesinin sanık tarafından Tğm. M.T.'nin iteklenmesi suretiyle engellenmesi ASCK'nın 90'ıncı maddesinde tanımlanan Amire mukavemet suçunu oluşturmaktadır.
Askeri mahkemece, sanığın olay sırasında mağdura karşı gerçekleştirdiği kabul edilen İttirme eyleminin manevi unsur yönünden amire fiilen taarruz suçunu oluşturmadığı kabul edilerek bu suçtan beraat kararı verilmiş olması, ittirme fiilinin, amirin hizmet emrini yerine getirmesini engellemeye yönelik bir eylem olması nedeniyle, bu eylemin Amire mukavemet suçunu oluşturduğunun kabulüne engel teşkil etmemektedir. Nitekim, askeri mahkemece de dosya içeriğine ve hukuka uygun bir şekilde, sanığın hizmete ilişkin bir işlemi yapmaya çalışan Tğm. M.T.'ye engel olmak, onu iteklemek suretiyle bu işlemi yapmaması için zorlamaya kalkışmak suretiyle Mukavemet suçunu işlediği kabul edildiğinden, Askeri Yargıtay Başsavcılığının aynı doğrultudaki itirazının kabulüne karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy