(353 S. K. m. 9, 17, Ek m. 1) (5271 S. K. m. 8)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı silahla tehdit suçunun sübuta erip ermediğinin tespitine yönelik olmasına karşın,
Tebliğnamenin tebliği aşamasında sanık P.Uzm.Çvş. N.B.'nin kendi isteği ile sözleşmesini yenilemeyerek TSK'dan ilişiğinin kesildiği ve 29.03.2008 tarihinde terhis edildiği anlaşıldığından, atılı suç ile ilgili yargılama görevinin askerî mahkemeye ait olup olmadığının irdelenmesi gerekmiştir.
Dava dosyasındaki delillerden; sanık P.Uzm.Çvş. N.B. ile aynı davada üste fiilen taarruz ve silahlı iken üstü tehdit suçlarından yargılanıp ceza alan ve hakkındaki mahkûmiyet hükümleri, hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun Askerî Mahkemece değerlendirilmesini temin bakımından bozulan diğer sanık P.Onb. M.A.'mn, görevli oldukları Birliğin Abdülaziz Dağ'ında icra ettiği keşif, gözetleme, pusu ve A/T görevleri sırasında 10.08.2007 tarihinde, sanık P.Uzm.Çvş. N.B.'nin, geceleyin mangasındaki erleri mevzilere yerleştirdiği, bir süre sonra diğer sanık P.Onb. M.A. ile tanıklardan P.Er H.G'yi mevzide uyurken tespit ederek uyandırıp kayanın yanında ayakta durmalarını istediği, mevzisine dönerken uyumamalarını sağlamak üzere kendi mevzisinde bulunan P.Er S.A.S'ye diğer mevziye taş atması yönünde emir verdiği, saat 01.45 sıralarında atılan taşlar eline ve kafasına gelen P.Onb. M.A.'nın O taşı atanın şeklinde bağırdığı ve sanık P.Uzm.Çvş. N.B.'nin hızlıca diğer sanığın mevzisine gittiği, P.Onb. M.A.'nın sanık P.Uzm.Çvş. N.B.'nin üzerine yürüyüp kolundan tuttuğu ve ardından kendisine ait ve duvara dayalı G-3 piyade tüfeğini alarak sanık P.Uzm.Çvş. N.B.'ye doğrulttuğu ve Seni vururum dediği, araya girilerek sanık P.Onb. M.A.'nın elinden silahın alınmasından hemen sonra sanık P.Uzm.Çvş. N.B.'nin kendisine ait açılır kapanır bıçağı açarak diğer sanık P.Onb. M.A.'nın boğazına dayayarak, Seni keserim dediği, arkasından da Teröristler gelip seni kesse ne yaparsın şeklinde söylediği, anlaşılmaktadır.
353 sayılı Kanun'un Genel görev başlıklı 9'uncu maddesinde; Askerî mahkemeler, kanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askerî olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerî mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler. hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanun'un 17'nci maddesi ise, Askerî mahkemelerde yargılamayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak, suçun askerî bir suç olmaması, askerî bir suça bağlı bulunmaması hâlinde askerî mahkemenin görevi sona erer. hükmünü içermektedir.
Öte yandan, 353 sayılı Kanun'un 5530 sayılı Kanunla değişik Ek-1'inci maddesinin atıfta bulunduğu 5271 sayılı CMK'nın Bağlantı kavramı başlıklı 8/1'inci maddesinde Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var sayılır. şeklinde hüküm yer almaktadır.
Sanığa atılı silahla tehdit suçu sırf askerî bir suç olmayıp, sanığın terhis olması nedeniyle yargılamayı gerektiren ilginin kesildiği kabul edilebilir ise de; dosyada mevcut bilgi ve belgelerden sanığa atılı silahla tehdit suçu ile diğer sanık P.Onb. M.A.'nın askerî yargıya tabi olan ve mahkûmiyet hükümlerine konu edilen üste fiilen taarruz ve üstü tehdit suçlarının, eylem bütünlüğü içerisinde aynı zaman diliminde, aynı mekanda ve birbiri ardına gerçekleşmiş olması, tüm suçların askerî görevin ifası sırasında işlenmesi, delillerinin müşterek olması ve birlikte değerlendirilmesinin gerekliliği karşısında, atılı suçtan yargılama görevinin Askerî Mahkemeye ait olduğu sonucuna varılmıştır (Uyuşmazlık Mahkemesinin 10.10.2005 tarihli, 2005/31-39 Esas ve Karar sayılı kararı da aynı yöndedir). (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy