(5237 S. K. m. 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34) (5271 S. K. m. 74)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; psikiyatri uzmanı bilirkişi tarafından duruşmada muayene edilen, ancak adli gözlem altına aldırılmayan sanığın TCK'nın 32/2'nci maddesinden yararlanacağına dair bilirkişi mütalaasına dayanılarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olup olmadığına ilişkindir.
Daire; sanığın TCK'nın 32/2'nci maddesinden yararlanacağına dair bilirkişi mütalaasının dosya içeriğine göre yeterli olduğunu kabul ederken;
Başsavcılık; gözlem altına alınmayan sanık hakkında düzenlenen ve TCK'nın 32/2'nci maddesinden yararlanacağına ilişkin bulunan bilirkişi mütalaasının hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek Daire kararma itiraz etmiştir.
Dava dosyasındaki delillerden; birlik içerisinde cep telefonu bulundurulması ve kullanılmasının yasak olduğuna dair hizmete ilişkin emrin suç tarihinden önce tebliğ edilmesine rağmen, sanığın 17.12.2008 tarihinde yapılan aramada cep telefonu bulundurduğunun belirlendiği anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkemece, sanığın sorgusunda ruhsal rahatsızlığının olduğunu ileri sürmesi üzerine, suç tarihlerinde ve hâlen askerliğe elverişli olup olmadığı ve cezai ehliyetinin tespiti amacıyla psikiyatrik yönden adli müşahedesine gerek olup olmadığı hususunun tespiti amacıyla dinlenilen psikiyatri uzmanı bilirkişinin duruşmada yaptığı muayene sonucu, sanığın adli gözlem altına aldırılmadan, TCK'nın 32/2'nci maddesinden yararlanacağına ilişkin mütalaası esas alınarak hüküm kurulduğu görülmektedir.
5237 sayılı TCK'nın 24 ila 34'üncü maddelerinde ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlerin belirtildiği, 32'nci maddede, bu nedenler arasında bulunan akıl hastalığının derecesine göre ceza verilmeyeceği gibi cezadan indirim yapılabileceği ya da mahkûm olunan ceza aynı olmak koşuluyla kısmen veya tamamen, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabileceği hususu belirlenmiş, bu durumun tespitinin ne şekilde yapılacağı hususu da CMK'nın 74'üncü maddesinde yer almıştır.
CMK'nın Gözlem altına alınma başlıklı 74'üncü maddesinde;
(1) Fiili işlediği yolunda kuvvetli şüpheler bulunan şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığını, akıl hastası ise ne zamandan beri hasta olduğunu ve bunun, kişinin davranışları üzerindeki etkilerini saptamak için; uzman hekimin önerisi üzerine, Cumhuriyet Savcısının ve müdafiin dinlenmesinden sonra resmi bir sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına, soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından karar verilebilir.
(3) Gözlem süresi üç haftayı geçemez. hükmü yer almakta olup, maddenin diğer fıkralarında adli gözlem altına almanın ne şekilde olacağına ilişkin düzenlemeler bulunmaktadır.
TCK'nın Akıl Hastalığı başlıklı 32'nci maddesi ise;
(1) Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur.
(2) Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmibeş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek ceza, altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir. Mahkûm olunan ceza, süresi aynı olmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir. şeklindedir.
CMK'nın 74'üncü maddesinde, fiili gerçekleştirdiği yolunda kuvvetli şüpheler bulunan şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığını, akıl hastası ise ne zamandan beri hasta olduğunu ve bunun kişinin davranışları üzerinde etkilerini saptamak için uzman hekimin önerisi üzerine kişinin bir sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına karar verilebileceği öngörülmüş olup; bilirkişinin ancak gözlem altına alınma sonunda düzenlenebilecek olan sanığın TCK'nın 32'nci maddesinin 1'inci veya 2'nci fıkralarından yararlanabileceğine dair rapor düzenlemesi veya mütalaa vermesine yasal olanak bulunmamaktadır (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 09.06.1994 tarihli, 1994/59-59 Esas ve Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır).
Somut olayda, Askeri Mahkemece duruşmada mütalaasına başvurulan bilirkişiden, sanığın gözlem altına alınmasının gerekip gerekmediği konusunda mütalaada bulunması istenmesine rağmen bilirkişi yetkisini aşarak ancak adli gözlemle belirlenebilecek bir konuda mütalaa vermiş olup, bu durum CMK'nın 74/1'inci maddesine açık aykırılık niteliğindedir. Kaldı ki, sanığın gözlem altına alınması hâlinde TCK'nın 32/1'inci maddesinden yararlanmasına olanak bulunup bulunmadığının belirlenmesi de söz konusu olabilecekken, bu husus araştırılmamıştır. Keza, sanığın askerliğe elverişli olup olmadığının belirlenmesi ise bilirkişinin yetkisinde olmayıp Asker Hastaneleri sağlık kurullarının yetkisindedir.
Açıklanan nedenlerle, öncelikle sanığın, sağlık ve tedavisine ilişkin tüm kayıt ve belgeler getirtildikten sonra CMK'nın 74/1'inci maddesi gereğince gözlem altına alınarak TCK'nın 32'nci maddesinden yararlanıp yararlanmayacağının belirlenmesi gerektiği sonucuna varıldığından, Başsavcılık itirazının kabulü ile onamaya ilişkin Daire kararının kaldırılmasına, sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünün usul ve noksan soruşturma yönlerinden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy