(353 S.K. m. 209) (5271 S. K. m. 39, 150) (2429 S. K. m. 2)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık tarafından yapılan temyiz başvurusunun, süresinde olup olmadığına ilişkindir.
Daire; temyiz süresinin sona erdiği 12.12.2008 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla kamuda çalışanların idari izinli sayılması ve ilk mesai günü olan 15.12.2008 tarihinde temyiz dilekçesinin Askeri Mahkemeye gönderilmesi karşısında, sanığın temyiz başvurusunun süresinde yapıldığını kabul ederken;
Başsavcılık; Bakanlar Kurulu kararıyla Kurban Bayramını takip eden çalışma gününde kamuda çalışanların idari izinli sayılmasının, belirtilen tarihte kamu kurum ve kuruluşların resmen tatil edildiği anlamına gelmediğini, dolayısıyla idari izinde temyiz süresi sona eren ve bu tarihe kadar temyiz başvurusunda bulunmayan sanığın bir haftalık temyiz süresini geçirdiğini ileri sürerek Daire kararına itiraz etmiştir.
Uyuşmazlık konusuna geçilmeden önce mahkûmiyet hükmünün sanığın daha önce azlettiği müdafiine de tebliğ edilmiş olması karşısında, bu durumun sanık açısından yeni bir temyiz süresi başlatıp başlatmadığının incelenmesi gerekmektedir.
Sanığın, müdafi olan Av.N.K.'yı 15.09.2008 tarihinde genel vekaletname ile vekil tayin etmiş olduğu, tutuklu bulunduğu sırada Askeri Ceza ve Tutukevi Müdürlüğüne vermiş olduğu 21.10.2008 tarihli dilekçe ile Av. N.K.'nın duruşmalara katılmamasını talep ettiği, sanık hakkında açılan kamu davası üzerine Askeri Mahkemece yapılan tensipte sanık müdafiine çağrı yapılmadığı, duruşmada yasal hakları anlatılması üzerine sanığın müdafi atanmasını istemediğini beyan ettiği görülmektedir.
Somut olayda, CMK'nın 150'nci maddesinde belirtilen zorunlu müdafi görevlendirmesi ile ilgili şartlar bulunmadığı gibi, sanığın, müdafii olan Av. N.K.'nın 21.10.2008 tarihli dilekçe ile açık ve tartışmasız şekilde duruşmalarına katılmamasını belirtmesi, vekalet sözleşmesini sona erdiren tek taraflı bir irade beyanıdır. Bu irade beyanı bir geçerlilik şekline bağlı değildir (Prof. Dr. Haluk TANDOĞAN, Borçlar Hukuku Özel Borç ilişkileri, Cilt 2, Sayfa, 619-620). Bu durumda, sanığın müdafi yardımından vazgeçtiğinin kabul edilmesi gerektiğinden, sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünün 28.01.2009 tarihinde Av. N.K.'ya tebliğ edilmesinin sanık açısından yeni bir temyiz süresi başlatmayacağı sonucuna varılarak inceleme sürdürülmüştür.
Dava dosyasındaki delillerden; sanığın, 05.12.2008 tarihinde yapılan duruşmada yüzüne karşı tefhim edilen hükmü 15.12.2008 tarihinde kayda giren dilekçe ile temyiz ettiği anlaşılmaktadır.
Sanığa, kanun yolu, mercii, şekli ve süresine ilişkin haklarının ne olduğu açıklanmasına karşın, Askeri Mahkemece hüküm tarihinde temyiz süresinin son bulduğu 12.12.2008 Cuma gününün idari izne rastladığı yönünde yapılmış bir açıklama da bulunmamaktadır.
Askeri Mahkemece, sanığın, temyiz dilekçesini hangi tarihte verdiğinin araştırıldığı, Tabur Komutanlığınca, ... 10 Aralık 2008 tarihinde yazmış olduğu temyiz dilekçesini bayram tatili nedeniyle 15 Aralık 2008 tarihinde birlik komutanına teslim etmiştir.... şeklinde cevap verildiği, Bölük Komutanınca düzenlenen, ... 5-15 Aralık 2008 tarihinde temyiz dilekçesi yazarak 15 Aralık 2008 tarihinde (tatil bitiminde) Bölük Komutanlığına başvurmuştur. Aynı tarihte personelin dilekçesi işleme sokularak üst yazı ile Tabur Komutanlığına gönderilmiştir. şeklindeki tutanağın da yazıya eklediği görülmektedir. Bu yazışmalarda birlik komutanlığınca idari izin sayılan 12.12.2008 gününün Kurban Bayramı tatili şeklinde uygulandığı ve sanığın temyiz dilekçesini 10.12.2009 tarihinde yazmış olduğu belirtilmektedir.
353 sayılı Kanun'un Temyiz süresi ve şartları başlığını taşıyan 209/1'inci maddesi; Temyiz istemi karar veya hükmün tefhiminden, tefhim sanığın yokluğunda yapılmış ise tebliğinden itibaren bir hafta içerisinde olur., aynı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik Ek-1'inci maddesinin atıfta bulunduğu 5271 sayılı CMK'nın Sürelerin hesaplanması başlıklı 39/1'inci maddesi; Süre, hafta olarak belirlenmiş ise, tebligatın yapıldığı günün, son haftada isim itibarıyla karşılığı olan günün mesai bitiminde sona erer., 39/4'üncü maddesi ise; Son gün tatile rastlarsa, tatilin ertesi günü biter. hükümlerini içermektedir.
5271 sayılı CMK'nın 39'uncu maddesinin Hükümet Tasarısında 40 ve 41'inci maddeler olarak düzenlediği, 41/2'nci maddesinde, Son gün bir tatile rastlarsa süre, tatilin ertesi günü biter. hükmü mevcut olup, gerekçenin bu maddeyle ilgili bölümünde, Ülkemizde, kanunlarda belirli olan tatil günleri dışında, bazen İdari izin de verilmektedir. Maddenin ikinci fıkrasında yer alan hüküm, bu tür izinleri de kapsamaktadır. şeklinde açıklamalar yer almaktadır. Daha sonra TBMM'nde yapılan görüşmelerde Hükümet Tasarısındaki 40 ve 41'inci maddeler birleştirilerek 5271 sayılı CMK'nın 39'uncu maddesi olarak kabul edilip yasalaşmıştır.
5271 sayılı CMK'nın genel gerekçesinde, ... Tasarının maddeleri ve özellikle ayrıntılı biçimde kaleme alınmış gerekçeleri incelendiğinde, bu konular belirlenmiş ve işlevleri anlaşılmış olacaktır. ... Getirilen veya değiştirilen kurum ve hükümler hakkındaki gerekçeler ayrıntılı olarak maddelere ilişkin gerekçelerde gösterilmiş olup ... şeklinde açıklamalarda bulunulmuştur.
2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun'un 2/B-2 maddesinde; dini bayram kabul edilen Kurban Bayramı tatilinin, arife günü saat 13.00'ten itibaren 4,5 gün olduğu, aynı Kanun'un 2/D maddesinde ise; ulusal, resmi ve dini bayram günleri ile yılbaşı günü ve 1 Mayıs günü, resmi daire ve kuruluşların tatil edileceği düzenlenmektedir.
Bu bağlamda, 2008 yılı takvimi incelendiğinde, Kurban Bayramı tatilinin 07.12.2008 Pazar günü saat 13.00'te başladığı ve 11.12.2008 Perşembe günü akşamına kadar sürdüğü, dolayısıyla 12.12.2008 gününün de idari izin olarak düzenlenen Cuma gününe rastladığı görülmektedir.
Öte yandan, Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün 01.12.2008 tarihli, B.02.0.PPG.0.12-010.06/14331 sayılı ve idari izin konulu genelgesinde; hizmetlerin aksatılmaması, kurum yöneticilerince gerekli tedbirlerin alınması ve zorunlu hizmetlerin yürütülmesi için asgari seviyede eleman bulundurulması suretiyle, kamuda çalışan memur, işçi ve diğer personelin Kurban Bayramı münasebetiyle 12.12.2008 Cuma günü idari izinli sayılacakları belirtilmiş, bu genelge Milli Savunma Bakanlığınca da uygulanmıştır.
Ayrıca, bu genelgenin ilgili tüm kurum ve kuruluşlara bildirildiği ve aynı zamanda çeşitli yayım araçlarıyla müteaddit defalar kamuoyuna duyurulduğu bilinen bir husustur. Yetkili merci tarafından yapılan bu bildirim karşısında ilkokul mezunu olan sanığın yanılması ve bu yanılmaya bağlı olarak kamuda çalışanların idari izinli sayıldığı
12.12.2008 tarihinde, temyiz dilekçesini Kurban Bayramı ve idari izin nedeniyle asgari seviyede (nöbetçi heyeti) zorunlu hizmetlerin yürütülmesi için personel bulunan bölük komutanlığına verip kayda alınmasının sağlaması da beklenmemelidir. Kaldı ki, tabur komutanlığı yazısı ve ekindeki tutanaktan 5-15 Aralık 2008 tarihlerinde Kurban Bayramı tatili uygulandığı, sanığın temyiz dilekçesini 10.12.2008 tarihinde yazdığı açık bir şekilde belirtilmektedir.
Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün yazısı ile Kurban Bayramı nedeniyle kamuda çalışan memur, işçi ve diğer personelin 12.12.2008 Cuma günü idari izinli sayılması, sanığın ilkokul mezunu olması ve tereddüde düşme ihtimalinin bulunması, idari izin süresinde de temyiz isteminin yapılacağına dair sanığa uyarıda bulunulmaması, CMK'nın 39'uncu maddesinin gerekçesinde idari izinlerin de resmi tatil kapsamında sayılması karşısında; mevcut durumun sanık lehine değerlendirilerek temyiz isteminin süresinde yapıldığının kabulü gerektiği sonucuna varıldığından; Başsavcılık itirazının reddine karar verilmiştir (As.Yrg.Drl.Krl.nun 02.04.1996 tarihli, 1996/209-207 Esas ve Karar sayılı kararı da aynı yöndedir). (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy