(353 S. K. m. 96) (1602 S. K. m. 73)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın izin tecavüzü halinde iken temadinin sona ermesi ve izne ayrılış zamanının belirlenmesi hususlarında noksan soruşturma bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Daire; sanığın tüm ifadelerinde, yakalanmadığını, teslim olduğunu ileri sürmesi nedeniyle yakalama tutanağında imzası bulunan görevlilerin ve babasının bu konudaki ifadelerinin alınmamasının, keza nizamiye kayıtlarının getirtilerek izne ayrılış saatinin tam olarak tespit edilmemesinin eksiklik olduğunu kabul ederken;
Başsavcılık; sanığın ifadeleri ve tutanakta yakalandığına ilişkin bilgilerin mevcudiyeti, izin belgesinde belirtilen ayrılış saatinin sanığın ifadesinde belirttiği saat ile uyumlu olması karşısında, mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek Daire kararına itiraz etmiştir.
Yapılan incelemede, sanığın 02.09.2007 tarihinde 20 gün izne gönderildiği, 2 gün de yol süresi tanındığı, 24.09.2007 tarihinde birliğine katılması gerekirken katılmadığı, 03.10.2007 tarihinde yakalandığı, böylece belirtilen tarihler arasında yakalanmakla son bulan izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
Sanığın, bölük komutanı tarafından tespit edilen ifadesinde; özel sorunları nedeniyle zamanında birliğine katılamadığını söylediği, Askeri Savcı tarafından tespit edilen ifadesinde; 04.10.2007 tarihinde babasının yönetimindeki araçla İlçe Jandarma Komutanlığına giderek kendiliğinden teslim olduğunu belirtmişken, Askeri Savcının sorusu üzerine verdiği cevapta; tutanaktaki imzanın kendisine ait olduğunu, gününü tam olarak hatırlayamadığım, köy kahvehanesinde otururken bir uzman çavuşun babası ile birlikte kahvehaneye gelerek kendisine arandığını söylediğini, Kırobası Jandarma Karakoluna götürdüğünü, daha sonra İlçe Jandarma Komutanlığına teslim edildiğini belirttiği görülmektedir.
Sanığın, Askeri Mahkemece tespit olunan sorgusunda ise; izin tecavüzü halinde iken yakalanmadığını, birliğinin hakkında arama kararı çıkarttırmış olması üzerine Kırobası Jandarma Karakolunda görevli bir uzman çavuşun Kocaoluk Köyüne gelerek babasını bulduğunu ve ... Ersoy buralarda ise hakkında firar mesajı çekildi, birliğine dönsün ... demesi üzerine jandarma karakoluna babasıyla gittiğinde kendisinin serbest bırakılmayıp, mevcutlu olarak birliğine gönderildiğini açıkladığı, soruşturma evresinde tespit edilen ifadeleri okunduğunda, ifadeleri aynen tekrar ettiğini beyan ettiği görülmektedir.
Sanık hakkında düzenlenen tutanakta ise; sanığın izin tecavüzünde bulunup bulunmadığına ilişkin bir ihbar olup olmadığı ve yakalama şeklinin açıklanmadığı, sanığın 03.10.2007 tarihinde Kırobası Köyünde yakalandığının belirtildiği görülmektedir.
353 sayılı Kanun'un 96/3'üncü maddesi; Şüpheli suçunu itiraf etse bile, öz vakıanın soruşturulması gerekir. hükmünü içermekte olup, ceza yargılamasında öncelikle maddi vakanın açıkça ortaya konulması, daha sonra eylemin hangi hukuki menfaati ihlal ettiği değerlendirilerek uygulama yapılması gerekmektedir.
Mütemadi suçlardan olan izin tecavüzü suçunda temadi, failin kendiliğinden birliğine katılması/teslim olması veya diğer resmi makamlara başvurması/teslim olması ya da yetkili makamlarca yakalanmakla sona erer. Başka bir anlatımla temadi, iradi (kendiliğinden katılma, teslim, başvuru) veya gayri iradi olarak (yakalama) sona erer.
ASCK'nın 73'üncü maddesi ise; Kaçak ... kaçtığından altı hafta içinde ... kendiliğinden geri gelirse yukarıdaki maddelere göre verilecek cezalar yarısına kadar indirilir. hükmünü içermektedir.
Anılan maddenin uygulanabilmesi için sanığın serbest iradesi ile izin tecavüzü durumuna son vermesi, kendiliğinden birliğine dönmesi veya diğer resmi makamlara başvurması gerekmektedir. Uygulamada failin birliğine veya diğer resmi makamlara henüz teslim olmamakla birlikte, birliğine katılmak istediği, dış dünyaya yansıyan davranışlarından anlaşılıyorsa, ASCK'nın 73'üncü maddesinde öngörülen indirimden yararlanabileceği kabul edilmektedir.
Yapılan açıklamalar ve belirtilen yasal düzenlemeler ışığında somut olay incelendiğinde; sanığın aşamalardaki ısrarlı ve kısmen çelişkili savunmaları, yakalanmasına ilişkin tutanağın yeterli açıklık ve bilgileri içermemesi karşısında, tüm kuşkulan giderecek ve uygulamaya esas olacak maddi vakayı tüm yönleriyle ortaya çıkarmak açısından, sanığın yakalanmasına ilişkin olarak tutanak düzenleyen görevlilerle babasının ifadelerine başvurulması gerektiği sonucuna varıldığından; bu konuda noksan soruşturma bulunmadığına ilişkin Başsavcılık itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy