(1632 S. K. m. 82) (477 S. K. m. 47) (765 S. K. m. 191) (5237 S. K. m. 106) (AYDK. 03.04.2008 T. 2008/62 E. 2008/61 K.)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin zincirleme üstü tehdit ya da üste saygısızlık suçlarından hangisini oluşturacağının tespitine yöneliktir.
Daire; sanığın eyleminin 477 sayılı Kanun'un 47'nci maddesi kapsamında kalan üste saygısızlık suçunu oluşturduğunu ve hükmün suç vasfına bağlı görev yönünden bozulması gerektiğini kabul ederken;
Başsavcılık; sanığın sarf etmiş olduğu sözlerin üstü tehdit suçunu oluşturduğunu ileri sürerek Daire kararına itiraz etmiştir.
Dava dosyasındaki delillerden; sanığın, 21.10.2005 tarihinde, Er Bülent ile aralarında çıkan tartışma sırasında ona kafa ile vurduğu, anılan şahsın sanığı Nöbetçi Subayı Topçu Bçvş. M.Z.'ye şikayet ettiği, Nöbetçi Subayının her ikisini yüzleştirdiği sırada sanığın mağdur ere tekrar müessir fiilde bulunduğu, sanığın araya giren Topçu Uzm.Çvş. N.Ç.'ye karşı da tehdit içeren sözler söyleyip yumruk vurduğu, daha sonra mağdurlar Topçu Bçvş. M.Z., Topçu Bçvş. M.K. ve Topçu Uzm.Çvş. N.Ç.'ye karşı Siz benim dövdüğüm adamların ayakta kalacağını mı zannediyorsunuz? Ben adamı evinden alır döverim, kimse de bir şey yapamaz, üzerinizdeki elbiseye güvenip benim karşıma çıkıyorsunuz, yoksa hepinizin bir yumrukluk canı var diye bağırdığı, masalara yumruk atıp kapıyı tekmeleyerek odadan çıktığı, bir süre sonra Kendimi öldüreceğim, sorumlusu sizler olacaksınız diye bağırarak elinde bir jiletle içeri girdiği, jiletle vücudunu kesmeye çalıştığı, Beni Çorum'da herkes bilir, siz beni sahipsiz mi sanıyorsunuz, şimdi burayı kafanıza yıkacağım, beni bu hâle a..na koyduğumun askerliği getirdi, kendimi camdan atayım da görün diye bağırarak, kendini pencereden atmaya kalktığı, ayaklarından tutularak engellendiği, sakinleşmesi için kendisiyle konuşmaya ve revire götürülmeye çalışıldığı, fakat sanığın Allah'ınız gelse revire götüremez, sen göreceksin kendimi keseceğim, gücün yetiyorsa gönder, gitmiyorum şeklinde mağdur Topçu Bçvş. M.Z.'ye bağırdığı anlaşılmaktadır.
Amiri veya üstü tehdit suçunu düzenleyen ASCK'nın 82/2'nci maddesi; Amir veya üstünü herhangi bir suretle tehdit edenlere, ... cezası verilir. ... şeklinde olup, suçun unsurları konusunda herhangi bir açıklık bulunmadığı görülmektedir. Uyum ve kararlılık gösteren Askerî Yargıtay kararlarında, ASCK'nın 82/2'nci maddesinde yazılı tehdit suçunun unsurlarının 765 sayılı TCK'nın 191'inci maddesinde belirtildiği, bu maddede, Bir kimsenin ... başkasını ağır ve haksız bir zarara uğratacağını bildirmesi biçiminde tanımlandığı, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 106/1'inci maddesinde, Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehdit etme ... şeklinde yer aldığı görülmektedir (Askerî Yargıtay Daireler Kurulunun 03.04.2008 tarihli, 2008/62-61 E.K., 03.01.2008 tarihli, 2008/5-5 E.K. sayılı kararları).
Tehdit suçunda korunan hukuki değer, kişilerin huzur ve sükunu, kişinin karar verme ve hareket etme hürriyetidir. Suçun faili, mağduru istenilen bir hareketi yapmaya zorlamak, onu korkutmak ve iç huzurunu bozma amacıyla hareket etmektedir. Bu nedenle, suçun oluşabilmesi için failin, mağduru zarar tehlikesiyle korkutmak amacıyla hareket ettiğinin belirlenmesi, söylenen sözlerin ciddi bir korku yaratacak boyutta ve ağırlıkta olması gerekmektedir. Gerek sanığın kastının belirlenmesi, gerekse mağdurda arzulanan etkinin yaratılması için tehdit içeren sözlerin sarf edildiği ortamın değerlendirilmesi önem kazanmaktadır. Sarf edilen söz, gerçekleştirilen davranış muhatap alınan kişi üzerinde ciddi bir korku yaratmadığı ve mağdurun iradesini ciddi şekilde etkilemekten uzak olduğu sonucuna varılırsa bu suç oluşmayacaktır.
Sanığın mağdurlara karşı sarf etmiş olduğu sözlerin mağdurların iç huzurunu bozup bozmadığı, söz konusu tehdidin ciddi nitelikte olup olmadığı, diğer bir ifade ile mağdurlar üzerinde ciddi bir korku yaratma açısından sonuç almaya elverişli, yeterli ve uygun olup olmadığının, olayın öncesi, olay anı ve sonrasında yaşananlar ile olayın gerçekleştiği ortamının birlikte değerlendirilmesiyle belirlenmesi gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında dava konusu olay incelendiğinde; maddi olayın sübutuna ilişkin kabulde açıklandığı şekilde, sanığın belirli bir süreç içerisinde gelişen ve devamlılık arz eden söz ve eylemlerinin üste saygısızlık sınırlarını aşıp, mağdurları korkutacak, iç huzurlarını bozacak, zarar tehlikesi doğuracak boyutlara ulaşması karşısında, eylemin, üste saygısızlık suçunu değil, zincirleme üstü tehdit suçunu oluşturduğu sonucuna varıldığından; Başsavcılık itirazının kabulü ile Askerî Mahkeme hükmünün suç vasfına bağlı görev yönünden bozulmasına ilişkin Daire kararının kaldırılmasına, incelemeye devam edilmek üzere dava dosyasının Daireye iadesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy