(5237 S. K. m. 43)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunda çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, Askeri Mahkemenin gerekçeli hükmünün yasanın öngördüğü koşulları taşıyıp taşımadığı, sanığın sübutunda tereddüt bulunmayan emre itaatsizlikte ısrar suçlarının, zincirleme suç kapsamında mı, yoksa iki ayrı emre itaatsizlikte ısrar suçu olarak mı değerlendirilmesi gerektiği noktalarındadır.
Hükümlerin yasal ve yeterli gerekçe içermediği yönündeki itiraz sebebi ile ilgili olarak yapılan incelemede; Askeri Mahkemenin sanığın iki ayrı emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediğine yönelik kabulünün gerekçesinde, sanık ile ilgili iddiaların neler olduğunun, sanığın bu iddialara karşı savunmasının neleri içerdiğinin açıklandığı, başta olay tespit tutanakları olmak üzere, diğer yazılı delillerin sıra numaraları verilmek suretiyle gösterildiği ve son bölümde hukuki unsurları izah edilmek suretiyle, iddia konusu eylemlerin ne suretle sübuta erdiğinin belirtildiği görülmektedir.
Delillerin değerlendirilmesi ve kanaat başlığını taşıyan bu bölümde, sabit görülen eylemlerin işlediği yer ve tarihlerden söz edilmemiş olması bir eksiklik olarak değerlendirilebilirse de, yargılamaya esas maddi vakıanın kabul tarzının ana hatlarıyla izah edildiği, bu kısımda yazılmayan suçların işleniş tarihlerine gerekçeli hükmün ayrılmaz bir parçası durumundaki hüküm fıkrasında yer verildiği anlaşılmaktadır.
Değinilen bu durum karşısında; hükümlerde yargısal iradenin denetlenmesine yetecek nitelikte yasal ve yeterli gerekçenin bulunduğu sonucuna varılmış ve Başsavcılığın konuya ilişkin itiraz sebebinin reddine karar verilmiştir.
Sanığın eylemlerinin zincirleme suç kapsamında değerlendirilmesi gerektiği yönündeki itiraz sebebi ile ilgili olarak yapılan incelemede;
Sanığın, birliğinde askerlik hizmetini sürdürdüğü tarihlerde, kendisine tebliğ edilen askeri hizmete ilişkin emirlere aykırı hareket ederek cep telefonu bulundurduğu ve bu hususun 06.07.2008 tarihinde tespit edilerek, aynı gün adli işlemlere esas teşkil etmek üzere ifadesinin alındığı ve hakkında vaka kanaat raporu düzenlendiği, sanığın bu kez 07.07.2008 tarihinde başka bir cep telefonu daha bulundurduğu belirlenerek, hakkında emre itaatsizlikte ısrar suçu ile ilgili olarak ikinci kez dosya düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Sanık, aşamalardaki sorgu ve savunmalarında, Sarıkamış'taki birliğinden Erzincan'a geçici görevle geldiği sırada, iki adet cep telefonunu ve bir adet sim kartını yanında getirerek birliğe soktuğunu, 06.07.2008 tarihinde bu telefonlardan ilkinin, ertesi gün de diğerinin ele geçtiğini beyan etmiştir.
Eylemlerin işleniş biçimine ışık tutacak başka bir tanık beyanı bulunmadığından, uyuşmazlık konusu meselenin çözümünde sanık beyanlarına itibar edilmesi ve bu anlatımların diğer delillerle birlikte irdelenmesi suretiyle ihtilafın giderilmesi gerekmektedir.
Aksi kanıtlanmayan beyanları, sanığın her türlü ihtimali dikkate alarak birlik içine iki adet cep telefonu ve bir adet sim kartını sokma iradesiyle hareket ettiğini ortaya koymaktadır.
Bu iradenin oluşumunu hazırlayan psikolojik süreç ise, birliğe getirilen cep telefonlarından birinin bozulması, kullanılamaz hâle gelmesi ya da ele geçmesi durumunda, diğer cep telefonunu kullanma ihtiyacının ortaya çıkması şeklinde sınırlan önceden tayin edilmiş bir suç işleme kararına dayanmaktadır.
Ceza Hukukunda yasadaki tarife uygun her eylem ve netice, ilke olarak ayrı bir suç oluşturur ve fail kaç netice meydana getirmişse o kadar suç işlemiş sayılarak, her biri nedeniyle ayrı ve bağımsız bir yaptırıma maruz kalır. Ancak bazı hâllerde, değişik neticelerden dolayı faile tek bir ceza uygulanması ile yetinilir. Birden fazla neticenin meydana gelmesine karşın, faile tek ceza verilmesini gerektiren hâllerden biri de zincirleme suçtur.
5237 sayılı TCK'nın 43'üncü maddesinde düzenlenen Zincirleme suçun varlığından söz edilebilmesi için, aynı suçu işleme kararının icrası kapsamında ve değişik zamanlarda birden fazla suçun, aynı kişiye karşı işlenmesi gerekmektedir.
Buna göre; zincirleme suçun unsurları;
1. Objektif Şartlar:
a) Birden çok fiilin bulunması,
b) Fiillerin farklı zamanlarda olsa dahi aynı kanun hükümlerini ihlal etmesi,
2) Sübjektif Şart (Bir suç işleme kararı) olmalıdır.
Bu yasal tanımlamadan da anlaşılacağı üzere, zincirleme suçun varlığı için; Birden fazla suçun bulunması, bu suçların kanunun aynı hükmünü ihlal etmeleri ve birden fazla suçun aynı suç işleme kararına bağlı olarak işlenmesi zorunludur.
Somut olayda yasanın aynı hükmünün birden fazla ihlal edildiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığından, öğretide zincirleme suçun sübjektif koşulu olarak adlandırılan Aynı suç işleme kararı üzerinde durmak gerekmektedir.
Suç işleme kararından, Kanunun aynı hükmünü müteaddit defalar ihlal etmek hususunda önceden kurulan bir plan, genel bir niyet anlaşılır. Fail önceden böyle bir plan veya niyeti tespit etmiş, bunu bir defada gerçekleştirecek yerde, kısımlara bölmeyi ve o suretle gerçekleştirmeyi daha uygun görmüş ve bu plana göre hareket ettiği içindir ki, müteaddit kısımlar, tek bir müteselsil (Zincirleme) suç meydana getirmiştir. Çeşitli suçlar arasında az veya çok bir zaman aralığının var olması, bu suçların aynı suç işleme kararının etkisi altında işlenmediğini, her zaman belirtmez. (DÖNMEZER/ERMAN, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, I. Cilt, 8 Basım, s. 459).
Askeri Yargıtay kararlarında ise suçun işleniş biçimi, fiillerin işlendikleri yerler, işlenme zamanları, fiiller arasında geçen zaman süresi, suçun mağdurları, ihlal edilen değer ve yarar ve korunan değer ve hak, olayın gelişim ve oluşumu ile tüm özellikleri değerlendirilerek, aynı suç işleme kararının varlığı veya yokluğunun belirlenmesi gerektiğine işaret olunmuştur.
Yargıtay CGK'nın 08.07.2003 tarihli ve 2007/189-207 E.K sayılı kararında Aynı suç işleme kararından yasanın aynı hükmünü birçok kez ihlal etme hususunda önceden kurulan bir plan, genel bir niyet anlaşılmalıdır. Fail suçu işlemeden önce bir plan yapmalı veya suça niyet etmeli fakat fiili bir defada yapmak yerine, kısımlara bölmeyi ve o suretle gerçekleştirmeyi daha uygun görmelidir. Öngörülen ve gerçekleştirmeye yönelik olan suç alanı çerçevesinde hareket etmelidir. Failin hareketi önceki hareketinin devamı olmalı ve tüm hareketleri arasında sübjektif bir bağlantı bulunmalıdır denilmek suretiyle, sübjektif unsurun kriterleri belirtilmiştir.
Sanığın beraberinde getirdiği cep telefonlarından ilkini birlik içerisinde bulundurmaya başladığı esnada, zaten zorunluluk hâlinde valizlikteki diğer cep telefonunu da kullanabileceği yönünde şuurlu bir iradeye sahip olduğu açıktır.
Bu yönüyle, sanığın birer gün arayla iki ayrı cep telefonu bulundurması eylemleri arasında düşünsel ve psikolojik irtibat bulunduğu tartışmasız bir biçimde ortaya çıkmıştır.
Açıklanan nedenlerle; sanığın zincirleme emre itaatsizlikte ısrar suçu kapsamında değerlendirilmesi gereken eylemlerinin iki ayrı emre itaatsizlikte ısrar suçu olarak kabulü kanuna aykırı görülmüş ve Başsavcılığın konuya ilişkin itiraz sebebi kabul edilerek, onamaya ilişkin Daire ilamının kaldırılmasına ve mahkûmiyet hükümlerinin bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy