(5271 S. K. m. 170, 225) (353 S. K. Ek m. 1)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunda çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; 05.08.2007 tarihinde Kapalı Ceza İnfaz Kurumundaki 2 Numaralı Kulede 18.00-21.00 saatleri arasında nöbetçi iken, saat 19.00 sularında cep telefonu ile konuştuğu tespit edilen sanık hakkındaki davanın eylem bakımından hudutlarının, Cezaevi nöbetinde iken cep telefonu kullanmak dışında, birlik içerisinde cep telefonu bulundurmak eylemini de kapsayıp kapsamadığına ilişkindir.
Daire; iddianamenin birlik içinde cep telefonu bulundurmasını da kapsaması karşısında, sanığın hizmete ilişkin emri yerine getirmeyerek, askeri mahkemenin görevine giren emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediğine karar vermişken,
Başsavcılık; sanık hakkındaki davanın eylem bakımından hudutlarının, Cezaevi nöbetinde iken cep telefonu kullanmak şeklinde çizildiği, iddianamede sanığın birlik içerisinde de cep telefonu bulundurduğu hususuna ilişkin bir isnat ya da iddianın öne sürülmediği, bu itibarla sanık hakkında infaz kurumuna yasak eşya sokmak suçundan kurulmuş olan görevsizlik kararının onanması gerektiği yönündeki görüş ve düşünceyle, Daire ilamına süresinde itiraz etmiştir.
353 sayılı Kanun'un Ek-1'inci maddesinin atıfta bulunduğu CMK'nın Kamu Davasının Açılması başlıklı bölümünde yer alan 170'inci maddesinin 3 ve 4'üncü fıkraları; görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenecek iddianamede, diğer unsurların yanında yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri, yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi ile suçun delillerinin de gösterileceği, yüklenen suçu oluşturan olayların, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanacağı şeklinde, Hükmün konusu ve suçu değerlendirmede mahkemenin yetkisi başlıklı 225/1'inci maddesi ise; Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. şeklinde hükümler içermektedir.
Nitekim, yerleşik Yargıtay ve Askeri Yargıtay kararlarında; hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylem olduğu, iddianamede açıklanan fiilin dışına çıkılarak karar verilmesinin, açılmayan ve mevcut olmayan bir davadan dolayı karar verilmesi sonucunu doğuracağı, bir olayın açıklanması sırasında başka bir olaydan söz edilmesinin o olay hakkında da dava açıldığını göstermeyeceği, dava konusu yapılacak eylemin bağımsız olarak açıklanması gerektiği kabul edilmektedir.
Öğretide ve uygulamada kabul edildiği üzere, ceza davasının konusu, iddianamede açıklanan ve ferdileştirilmiş olan fiildir. Mahkeme hüküm verirken bu fiili değiştiremez. Ancak duruşma sırasında ortaya konulan delillere göre, eylemin nitelendirilmesinde, işleniş biçiminde, yer ve zamanında değişiklik yapabilir. O hâlde, hangi eylem/eylemler yönünden dava açıldığının belirlenmesi için, iddianamede ortaya konulan olayın saptanması gerekmektedir. Bu saptama yapılırken iddianameyi tanzim eden askeri savcının anlatımının esas alınacağı doğaldır. Ancak, bu hususta objektif bulgulara dayanılmalıdır. Savcının sanığa yüklediği suçlar, onun amacını açıklığa kavuşturmak açısından önemli olmakla beraber, sevk maddeleri dava açılıp açılmadığının temel göstergesi değildir. Bu nedenle, sevk maddeleri içinde yer almayan, fakat iddianame okunduğunda açıkça anlaşılan bir eylem hakkında da dava açılmış olduğu kabul edilmelidir.
Yapılan açıklamalar ışığında iddianame incelendiğinde; Birlik Komutanlığınca verilen emrin kapsamının Askerlik hizmetini ifa ederken erbaş ve erlerin cep telefonu taşımayacaklarına, bulundurmayacaklarına ve kullanmayacaklarına ilişkin olduğu belirtildikten sonra maddi vakanın hikaye edildiği, müteakiben uygulanması istenilen yasa maddeleri iddianamenin ikinci paragrafında gösterilmeden önce, Şüphelinin kendisine tebliğ edilerek malum ve muayyen hâle getirilmiş cep telefonu taşımayacağına, bulundurmayacağına ve kullanmayacağına dair hizmet emrini hiç yapmadığı şeklinde iddiaya yer verildiği görülmektedir.
Bu nedenle, maddi vakıanın sadece iddianamenin ilk paragrafında, Kapalı Ceza İnfaz Kurumundaki 2 Numaralı Kulede 18.00-21.00 saatleri arasında nöbetçi olan şüphelinin saat 19.00 sularında cep telefonu ile konuştuğunun tespit edildiği, olayla ilgili tutanak tutulduğu şeklinde yer alan ifadeyle hikaye edildiğini kabul etmek mümkün görülmemiştir.
Zira, söz konusu bu ifadenin hemen devamında, Şüphelinin söz konusu telefonu ailesi ve nişanlısı ile daha rahat görüşebilmek amacıyla bulundurduğunu beyan ettiği şeklinde yer alan kısmın da, maddi vakanın değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir.
Bu nedenle, Askeri Savcı tarafından düzenlenen iddianamede, gerek emrin kapsamının açıklanması ve gerekse uygulanması istenilen yasa maddelerinin gösterilmesi sırasında, Taşıma, bulundurma ve kullanma şeklinde yapılan tanımlama ile birlikte, daha rahat görüşme için cep telefonu bulundurduğunu ifade eden sanığın beyanına da yer verilmiş olması karşısında, birlik içinde cep telefonu bulundurma eyleminin de iddia konusu yapıldığı anlaşıldığından, Askeri Yargıtay Başsavcılığının itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy