(5271 S. K. m. 153, 234) (353 S. K. m. 90) (1412 S. K. m. 354, 367) (1136 S. K. m. 2, 34) (Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik m. 45) (1. DD. 10.04.2002 T. 2002/26 E. 2002/52 K.)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunda çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın konusu; katılan vekilinin dava dosyasının bir suretinin adresine gönderilmesi yönündeki talebinin reddine karar verilmesinin, usule aykırı olup olmadığı noktasındadır.
Daire; mevzuat hükümlerinin katılan vekilinin bu yönde bir talepte bulunmasına imkân vermediği sonucuna varmış iken,
Başsavcılık; CMK'nın 234/b-3'üncü maddesi ve adil yargılanma hakkının bir gereği olarak, katılan vekilinin konuya ilişkin talebinin yerine getirilmesi gerektiğini belirterek, Daire ilamına karşı itirazda bulunmuştur.
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlığın sağlıklı bir biçimde çözümlenebilmesi için, katılan vekilinin dava dosyasına intikal eden talebinin yerleşik hukuk düzeni çerçevesinde kabul edilebilir olup olmadığının incelenmesi gerekmiştir.
Yargılama sırasında, henüz mağdurun davaya katılma yönünde bir talebi olmadan, Av. B.Ö.E. tarafından, 16.03.2005 tarihinde Askeri Mahkemeye ulaşan ve ekinde mağdura ait vekaletname örneği bulunan bir dilekçe ile, Vekil olarak davayı takip etmek için dosyanın bir örneğinin tarafıma gönderilmesini talep ederim. şeklinde talepte bulunulması üzerine, Askeri Mahkemece, 20.04.2005 tarihli duruşmada alınan ara kararla, mağdurun davaya müdahil olarak katılma yönünde talebinin bulunup bulunmadığının tespiti için müzekkere yazılmış ve Davanın taraflarının Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğüne bizzat müracaat etmeleri hâlinde dava dosyasını inceleyebilmeleri ve dava dosyasındaki her türlü evrakın fotokopisini almaları 353 sayılı Kanun 'un 90'ıncı maddesinde öngörülmüş olmakla birlikte, davanın taraflarının talepleri hâlinde Mahkeme tarafından dava dosyasını bir örneğinin posta kanalı ile gönderilmesi gerektiği yönünde herhangi bir düzenleme olmaması nedeniyle mağdur tanık vekilinin bu yöndeki talebinin reddine karar verilmiştir.
Davaya katılma talebinin kabul edildiği tarihte yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 367'nci maddesi, Müdahale talebi kabul edildiği anda dahili dava olan kimse şahsi dava müddeisinin haiz olduğu aynı haklardan istifade eder., bu maddenin atıf yaptığı Şahsi davacının hakları başlıklı 354'üncü maddesinin 4'üncü fıkrası ise, Davacı, avukatı veya dava vekili hâkimin müsaadesiyle mahkeme kâtibinin huzurunda dosyadan malûmat alabilirler. hükmünü içermekteydi.
Yargılamanın devamı sırasında, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın Müdafiin dosyayı inceleme yetkisi başlıklı 153'üncü maddesinin 4'üncü fıkrasında, Müdafiinin, iddianamenin mahkeme tarafından kabul edildiği tarihten itibaren dosya içeriğini ve muhafaza altına alınmış delilleri inceleyebileceği; bütün tutanak ve belgelerin örneklerini harçsız olarak alabileceği, aynı maddenin 5'inci fıkrasında, bu maddenin içerdiği haklardan suçtan zarar görenin vekilinin de yararlanacağı, Mağdur ile şikâyetçinin hakları başlıklı 234/1-b maddesinde de, mağdur ile şikâyetçinin kovuşturma evresinde, tutanak ve belgelerden vekili aracılığı ile örnek isteme hakkının bulunduğu düzenlemeleri mevcut bulunmaktadır.
Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 45/3'üncü maddesinde de, CMK'daki düzenlemelere paralel olarak, Mağdur veya şikâyetçinin vekili soruşturma evresinde soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmemek kaydıyla görevlendirme belgesi veya vekâletname ibraz ederek soruşturma evrakının içeriği ile el konulan ve muhafazaya alınan eşyayı inceleyebilir ve dilekçeyle müracaatı hâlinde istediği belgelerin bir örneğini harçsız olarak alabilir. şeklinde düzenleme yer almaktadır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun, Avukatlığın amacı başlıklı 2'nci maddesinin 4667 sayılı Kanun ile değişik 3'üncü fıkrasında, Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir. denilmektedir.
Yine aynı Kanun'un 34'üncü maddesinde; avukatların yüklendikleri görevleri ... özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmekle ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmakla ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlü oldukları hükme bağlanmaktadır.
Görüldüğü gibi, söz konusu düzenlemelerde, katılan vekiline dava dosyasındaki belgeleri inceleme ve örnek alma konusunda sınırsız bir yetki tanınmadığı gibi, dosyadaki belgelerin örneklerini posta yolu ile vekilin adresine gönderilmesine ilişkin açık bir hüküm de bulunmamaktadır.
Usul kurallarında, avukatın yazdığı dilekçeye vekaletnamesini eklemek suretiyle dava dosyasından örnek almak istediği belgelerin fotokopisinin adresine gönderilmesini isteyip isteyemeyeceğine ilişkin açık düzenleme bulunmaması nedeniyle, avukatların bu yöndeki talepleri ile karşılaşan Yükseköğretim Kurulunun, avukatların müvekkilleri hakkındaki bütün yazı ve eklerinin tasdikli örneklerinin gönderilmesi şeklindeki taleplerinin karşılanıp karşılanmayacağı, disiplin ve ceza soruşturması dosyalarından suret verilip verilmeyeceği, tarih ve sayısı, konusu açık olarak belirtilmeyen her türlü evrakın tamamının verilmesi zorunluluğunun bulunup bulunmadığı gibi konularda ortaya çıkan tereddütler nedeniyle Danıştay'dan istişari görüş istemesi üzerine, Danıştay 1'inci Dairesi, 10.04.2002 tarihli, 2002/26-52 Esas ve Karar sayılı kararı ile; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 2'nci maddesinin 4667 sayılı Kanun ile değiştirilen 3'üncü fıkrasında sayılan kurum ve kuruluşlara, avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olma ve kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, avukatların gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemelerine sunmak yükümlülüğü getirildiğini belirtmiştir. Ancak, incelemeye sunma yükümlülüğünün de belirli şartlarla yerine getirileceğine karar verilmiştir. Bu karara göre;
İncelemeye sunma işlevi, bilgi ve belgenin bulunduğu kurum ve kuruluşta, gerektiğinde bir görevli eşliğinde, uygun bir yerde gerçekleştirilmelidir. İncelemeye sunma yükümlülüğünün, bilgi ve belgenin bulunduğu kurum ve kuruluş dışında bir yere veya şehre gönderilmesi suretiyle yerine getirilmesi söz konusu olamayacağından, avukatların gerek duydukları bilgi ve belgelerin veya bunların onaylı örneklerinin ya da fotokopilerinin adreslerine gönderilmesini istemeleri yasanın hükümlerine ve amacına uygun düşmeyecektir. Yasa koyucu, kurum ve kuruluşların bünyesinde inceleme olanağı tanıdığı belgelerden örnek alınmasını vekaletname ibrazına bağlı tutmuştur. Böylece, genel sınırları, içeriği yukarıdaki açıklamalarla belirlenen bilgi ve belgelerden, kanunlarındaki özel hükümler saklı tutularak incelemeye sunulması zorunlu olanların avukatlarca yerinde incelenmesinden sonra, bu belgelerden gerekli görülenlerin tarih ve sayısı belirtilerek örnek alınması suretiyle bilgi ve belge toplayabilme amacının sağlanması gerçekleşecektir.
Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü de, avukatların dava ve kovuşturma dosyalarını inceleme usulüne ilişkin 07.11.2006 tarihli ve B.03.0.HIG.00.00.0.02-152.01-MT.105 sayılı yazısı ile, Avukatlık Kanunu'nun 2'nci maddesinde yapılan değişikliğin avukatlar lehine sınırsız bir serbesti tanımadığı, gerek hukuki uyuşmazlıklar açısından gerekse cezai kovuşturmalar açısından, avukatların dava ve kovuşturma dosyalarını inceleyebilmeleri için dilekçe ile müracaat etmeleri gerektiğine dair kanun ve yönetmeliklerde açık bir hüküm bulunmamakla birlikte, bu hususun mevcut düzenlemeler çerçevesinde tamamen mahkeme başkanı veya hâkiminin takdir ve yetkisinde olduğu yönünde görüş bildirmiştir.
Esasen, Avukatlık Kanunu'nun 34'üncü maddesi, avukata üstlendiği vekalet görevini özen ve sadakatle yerine getirme yükümlülüğü getirmiştir.
... Özen yükümlülüğünün konusunu, vekilin iş görme ile amaçlanan sonuca ulaşması bakımından yaşam deneyimleri ve işlerin normal akışına göre gerekli davranış ve girişimlerde bulunması ve başarılı sonucu engelleyecek davranışlardan kaçınması oluşturur.
Bir avukatın danışma veya davada temsil şeklindeki faaliyetinin odak noktasını, ihtilaflı hususa ilişkin olarak bilgisi ve mesleki statüsü çerçevesinde gerçekleştireceği hukuki tetkik oluşturur. Avukatın bu yükümlülüğü nasıl yerine getireceği ve ihlali hâlinde bunun tespiti, somut olayın özellikleri çerçevesinde gerçekleşir. Bu konuda getirilecek temel esaslar bakımından ortaya çıkabilecek boşlukların doldurulması gerekli olup, bunun kesin sınırlarını ortaya koyabilmek her zaman mümkün olmaz. Çıkış noktası olarak üstlenilen işin çerçevesi dikkate alınmalıdır. Avukatın özen yükümlülüğünün söz konusu olabileceği alanların belirlenmesi, bu yükümlülüğün ihlaline bağlı olarak devreye girmesi söz konusu olan avukat sorumluluğu bakımından önemlidir ... (Doç. Dr. Meral Sungurtekin ÖZKAN/Avukatlık Hukuku-1'inci Baskı 2006-Sh 178,179)
İncelenen dosyaya göre, katılan vekilinin dava dosyasının bir suretinin kendisine gönderilmesi yönündeki talebinin Askeri Mahkemece reddine karar verilmesinden itibaren, hükmün tesis edildiği son celseye kadar, toplam on bir duruşma icra edilmiş ve bunların tamamı katılan vekiline önceden tebliğ edilmiştir.
Ceza mahkemesinde yargılamanın yerinde yapılması kural olduğuna göre, katılan vekilinin, üstlendiği vekalet ilişkisinin yasal bir gereği olarak, mahal mahkemesine bizzat gitmesi ya da tevkil yetkisi verdiği başka bir avukatın gitmesini sağlayarak, dava dosyasının bir suretini alması ve müvekkilinin hak ve menfaatlerini korumaya yönelik diğer hukuki vecibeleri yerine getirmesi gerekmektedir.
Katılan vekilinin bu gerekliliğe riayet etmeyip, yaklaşık yirmi dört ay süreyle dava dosyası ile olan irtibatını kestiğinin ve sadece nihai hükmü temyiz etmekle yetindiğinin anlaşılması karşısında; yargılamanın bütünü içerisinde Avukatlık Kanunu'nun 34'üncü maddesinde belirtilen özen yükümlülüğüne uymayan katılan vekilinin iddia hakkının kısıtlanmasına yol açan usule aykırı herhangi bir işlemin bulunmadığı sonucuna varılarak, Başsavcılık itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy