(477 S. K. m. 47) (1632 S. K. m. 85)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunda çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın, mağdur üste karşı sarf ettiği, Başlarım kalemine kâğıdına, ne yapacaksan yap, beni zıvanadan çıkartmayın şeklindeki sözlerin, üste hakaret suçunu mu, yoksa üste saygısızlık disiplin suçunu mu oluşturacağına ilişkindir.
Daire; sanık ile mağdur arasında önceye dayanan bir husumetin bulunması ve sanığın bu sözleri sarf ettikten sonra silahlığa giderek silah almaya çalışması da dikkate alındığında, sanığın sarf ettiği sözlerin muhatabını aşağılayıcı, onur, şeref ve saygınlığını rencide edici ve astları önünde küçük düşürücü nitelikte olması nedeniyle Üste hakaret suçunu oluşturduğuna, ancak, atılı suçun Hizmete müteallik muameleden dolayı işlenip işlenmediğinin belirlenebilmesi, yüklenen emre itaatsizlikte ısrar suçunun oluşup oluşmadığına bağlı olduğundan, mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden bozulması gerektiğine karar vermişken,
Başsavcılık; sanığın sarf etmiş olduğu sözlerin, askeri örf ve adetler bakımından, astın üste karşı göstermek zorunda olduğu saygı ve hürmet sınırlarını aşmakla birlikte, mağdurun şerefine, namusuna, şöhretine, haysiyetine ve vakarına yönelik olmadığını, açıkça küfür de içermediği göz önüne alındığında, eyleminin 477 sayılı Kanun'un 47'nci maddesinde düzenlenen amire saygısızlık disiplin suçu kapsamında kaldığını öne sürerek, Daire ilamına süresinde itiraz etmiştir.
Dava dosyasındaki delillere göre; Özel Tip Cezaevi Jandarma Komutanlığı emrinde Uzm.J.Çvş. olarak görevli olan sanığın, 26 Aralık 2004 tarihinde saat 09.00 sıralarında nöbetten çıkarak, nöbetçi heyeti ve çarşı iznine çıkacak erler için hazırlanan servis aracına bindiği, aracın arka kısmı dolu olduğu için öne Araç Komutanı Uzm.J.III.Kad.Çvş. İ.K.'nın yanına oturduğu, bu sırada servis aracına gelen ve aracın dolu olduğunu gören Uzm.J.IV.Kad.Çvş. M.A.'nın Ben diğer araçla giderim, siz gidin dediği, araç hareket ettikten 100 m. kadar sonra Uzm.J.IV.Kad. Çvş. M.A.'nın servis aracına binmediğini gören mağdur Nöbetçi Subay J. Bçvş. Ü.E.'nin Araç Komutanını cep telefonu ile arayarak dönüp Uzm.J.IV.Kad. Çvş. M.A.'yı almalarını söylediği, bunun üzerine Araç Komutanının araçtan birkaç askeri yolda indirerek geri döndüğü, mağdur Bçvş. Ü.E.'nin sanığa ve Araç Komutanı'na Kaç nasıplısın? diye sorup, sanığa Sen kıdemsizsin, niye öne oturdun, arkaya geç otur dediği, sanığın arkaya geçmeyeceğini söylemesi üzerine mağdurun Sana emir veriyorum, arkaya geç dediği, sanığın da arkaya geçmeyeceğini söylediği, bunun üzerine mağdurun Aracı boşaltın, göndermiyorum dediği, sanık hariç herkesin araçtan indiği, mağdurun sanığa birkaç kez araçtan inmesini söylediği, sanık araçtan inmeyince Kâğıt, kalem getirin, tutanak tutacağım dediği, sanığın da Başlarım kalemine, kâğıdına, ne yapacaksan yap, beni zıvanadan çıkartmayın diye cevap verdiği ve araçtan inerek Bölük Binasına girdiği anlaşılmakta, maddi vakıanın iddia ve kabulde açıklandığı şekilde gerçekleştiği, bu konuda yargılama makamları arasında bir uyuşmazlığın bulunmadığı görülmektedir.
Amire veya üste hakaret suçu, ASCK'nın Askerî itaat ve inkiyadı bozan suçlar başlıklı Beşinci Faslında yer alan 85'inci maddesinde düzenlenmiş olup; maddede hakaretin tarifi yapılmamıştır. Öğretide ve yargı kararlarında hakaret, her ne suretle olursa olsun bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına yöneltilen saldırı olarak tanımlanmaktadır. Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler üzerindeki saygınlığıdır.
ASCK'nın 85'inci maddesiyle, ast ile üst veya amir arasındaki otorite ve bağlılığın korunması açısından, amir veya üstün onur, şeref ve saygınlığına yönelik haksız ve kasti saldırılar yaptırıma bağlanırken, askerî hizmet ve disiplinin korunması amaçlanmıştır.
Astın, amire veya üste karşı askerî adap ve usullere göre göstermesi zorunlu olan saygı sınırlarını aşması, amir veya üstün kişilik ve saygınlığına saldırması, aşağılaması, rencide etmesi hâllerinde, artık amire veya üste saygısızlık suçundan değil, amire veya üste hakaret suçundan söz etmek gerekir.
477 sayılı Kanun'un 47'nci maddesinde Hizmette veya hizmete ilişkin hâllerde amire veya üste karşı gösterilmesi zorunlu olan saygının gösterilmemesi şeklinde düzenlenen amire veya üste saygısızlık disiplin suçu ise; askerlik hizmetinin gereği olarak her astın, amirine veya üstüne karşı askerî adap ve usullere uygun olarak göstermekle yükümlü olduğu saygının gösterilmemesi hâlinde oluşur. Astın, amire veya üste karşı askerî adap ve usullere göre göstermesi zorunlu olan saygı sınırlarını aşması, amirin veya üstün kişilik ve saygınlığına saldırması, aşağılaması, rencide etmesi hâllerinde, artık amire veya üste saygısızlık disiplin suçundan değil, amir veya üste hakaret suçundan söz etmek gerekir.
Söylenen sözlerin hakaret teşkil edip etmediğinin saptanması için, bu sözlerin hangi ortamda ve hangi koşullar içerisinde söylendiğinin, fail ve mağdurun durumlarının dikkate alınması gerekmektedir. Zira, failin kastı ancak olay bir bütün olarak değerlendirildiğinde ortaya çıkarılabilir. Nitekim Askerî Yargıtay içtihatlarında sarf edilen sözlerin Üstün vakar ve haysiyetini kırıcı nitelikte olması, Üstün kişiliğini şöhretini küçük görmek amacını taşıması gibi hâllerde saygısızlık hudutlarının aşıldığı ve üste hakaret suçunun oluştuğu kabul edilmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde; sanığın, kışladan ayrılan aracı geri çağırarak, kendisine aracın ön tarafından inip arkaya geçmesi emrini veren, araçtan inmeyince de, Kâğıt, kalem getirin, tutanak tutacağım diye seslenen Nöbetçi Subayına yönelik olarak, içinde bulunduğu ortam ve önceye dayalı husumetin de etkisiyle tepki olarak, Başlarım kalemine, kâğıdına, ne yapacaksan yap, beni zıvanadan çıkartmayın şeklinde sözler sarf ettiği görülmektedir.
Zıvanadan çıkmak; Çok sinirlenmek, öfkelenmek, aklını yitirmek, çılgın gibi davranmak, denetlenemez duruma gelmek (Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu, B.10, Ankara 2005, s.2295), başlamak ise; Hoş olmayan bir davranışa koyulmak anlamında kullanılmaktadır (Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu, B.10, Ankara 2005, s.218).
Bu bağlamda, sanık tarafından aralarında çıkan tartışma sırasında tepkisel olarak sarf edilen sözlerin, açıkça muhatabını aşağılayıcı, namus, onur, şeref ve saygınlığını rencide edici nitelikte olmadığı görüldüğünden, üste hakaret suçunu oluşturmadığı sonucuna varılmıştır.
Ancak, İç Hizmet Kanunu ve Yönetmeliğine göre, ast, amir ve üstüne umumi adap ve askerî usullere uygun tam bir hürmet göstermeye zorunludur. Dava konusu olayda, sanık tarafından söylenen, ancak saygısızlık sınırları içinde kalan Başlarım kalemine, kâğıdına, ne yapacaksan yap, beni zıvanadan çıkartmayın şeklindeki sözlerle, askerî usul ve terbiyeye uygun hareket edilmediği, mağdurun üstlük otoritesinin, makam ve şöhretinin zedelendiği hususunda kuşku bulunmamaktadır.
Bu itibarla, sanığın, Nöbetçi Subayı mağdur J. Bçvş. Ü.E.'ye yönelik olarak sarf ettiği sözlerin, mağdurun onur, şeref ve saygınlığını açıkça küçük düşürmeye yönelik saldırı niteliğinde kabul edilemeyeceği, ancak üstüne göstermek zorunda olduğu saygı sınırlarını aşan sözlerin, 477 sayılı Kanun'un 47'nci maddesinde düzenlenen üste saygısızlık disiplin suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, Askeri Yargıtay Başsavcılığının itirazının kabulü ile, Daire ilamının kaldırılmasına ve sanığın temyizine atfen ve resen mahkûmiyet hükmünün suç vasfına bağlı görev yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy