(1632 S. K. m. 70) (5271 S. K. m. 231)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunda çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Askeri Mahkemece CMK'nın 231'inci maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenebilmesi amacıyla yapılmış olan uyarlama yargılaması sonucunda tesis olunan hükmün, yeni bir mahkûmiyet hükmü niteliğinde olup olmadığına ve bu bağlamda, son hükümde usule aykırılık bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Daire; uyarlama duruşmasında, kesin hükme bağlanmış olan firar suçu ile ilgili olarak yeniden mahkûmiyet hükmü kurulmasının ve CMK'nın 231 'inci maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması yönündeki talebin reddine karar verilmesinin usul yönünden hukuka aykırı bulunduğuna karar vermişken,
Başsavcılık; inceleme konusu hükmün bağımsız ve yeniden kurulmuş bir hüküm olarak kabul edilemeyeceğini, uyarlama davası için yeni bir esas ve karar numarası verilmesindeki bu usuli hatanın hükmün bozulmasını gerektirmediğini öne sürerek, Daire ilamına süresinde itiraz etmiştir.
Uyum ve kararlılık gösteren Askeri Yargıtay ve Yargıtay kararlarında benimsenip, vurgulandığı gibi; kesinleşmiş mahkûmiyet hükmünde değişiklik (Uyarlama) yargılaması, asıl ceza yargılamasının bütünüyle sonuçlanıp, hükmün kesinleşmesinden sonra ve ancak infaz tamamlanmadan önce yürürlüğe giren bir ceza yasasının, kesinleşmiş mahkûmiyet hükmüne, dolayısıyla infaza etkisinin bulunup bulunmadığının saptanmasına ilişkin ve esas itibarıyla infazı ilgilendiren ve etkileyen bir yargılama faaliyetidir. Bu bağlamda, sonraki yasanın lehe sonuç doğurup doğurmadığının saptanması, lehe ise uygulanması ile sınırlı kendine özgü bir yargılamadır. Bu yargılamada asli ceza yargılaması sürecinde kesinleşmiş bulunan önceki kararın dışına çıkılamayacak, karardaki suça konu sabit eyleme uygulanması olanağı bulunan yeni yasadaki hükümler bütünüyle tatbik olunduktan sonra, yeni yasanın lehe sonuç doğurduğunun saptanması hâlinde, hükümlünün bu sonuçtan faydalanması için, infaza konu olabilecek nitelikte bir hüküm kurulmasıyla yetinilecek, aksi saptandığında ise Önceki hükümde değişikliğe yer olmadığına, başka bir ifade ile uyarlama davasının reddine karar verilmesi gerekecektir.
Önceki kesinleşmiş hükmü yeniden ele almaya olanak tanıyan bu istisnai yetki, hükmü veren hâkim veya mahkemeye sadece lehe kanun konusuyla sınırlı bir uyarlama yetkisi vermekte, bu yolla gerek olağan gerekse olağanüstü kanun yolu denetimine konu olabilecek hukuka aykırılıkların giderilmesi mümkün görülmemektedir. Uyarlama yargısı için kesin hükmün yeniden ele alınmasına olanak tanıyan bir kanun hükmü bulunmadıkça, talep vukuunda hükme el atılması, kesin hükmün dokunulmazlığı ilkesi ile bağdaşmaz. Hükümlülerin hukuki durumlarının incelenmesi ve değerlendirilmesi işleminin uyarlama davası adı verilen tali davada ele alınmasının ön şartı ise, lehe yasa değişikliğinin mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra gerçekleşmiş olmasıdır.
HAGB kararı verilip verilemeyeceği konusunda yapılan yargılama faaliyeti esnasında, suç olduğu evvelce saptanan eylemin sübutu, vasfı ve kanuni unsurlarıyla ilgili bir değerlendirmeye lüzum ve ihtiyaç bulunmadığı gibi, esasen bu yönde bir uygulamanın kesin hükmün dokunulmazlığı ve önleyiciliği ilkelerine aykırı düşeceği de ortadadır.
Ceza yargılamasının temel işlevi, yargılamaya esas maddi gerçeğin (Ceza muhakemesi hukukunun öngördüğü yöntemler dahilinde) açıklığa kavuşturulmasıdır. Bu faaliyet çerçevesinde, suç teşkil eden eylemin tarihi, niteliği, mağduru, işlendiği yer gibi ayırt edici ve tamamlayıcı kriterlerin detaylı bir biçimde araştırılması ve hükme yansıtılması gerekmektedir.
Oysa, HAGB kararı verilip verilmeyeceği konusunda yapılan yargılama faaliyetinin ceza muhakemesi hukukunun yukarıda açıklanan klasik işlevinden farklı olduğu, maddi gerçeğin araştırılmasından öte, kesinleşmiş cezanın infazına yönelik yargılama faaliyeti niteliği taşıdığı konusunda duraksama yoktur.
Bu itibarla; sadece hükmün infazını ilgilendiren bir konu hakkında karar verilirken, önceki hükmün içeriğini tartışılır hâle getiren ve sabit görülen eylemle ilgili yeniden ve tekrar hüküm tesis edildiği izlenimini uyandıracak uygulamalardan kaçınılması gerekmektedir.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde; infaz aşamasında Askeri Savcının talebi üzerine, öncelikle duruşmasız işler ait kararla hükmün infazının durdurulduğu, CMK'nın 231'inci maddesinin 5'inci ve 14'üncü fıkralarında yapılan değişiklik sonucu, HAGB konusunda değerlendirme yapılması amacıyla duruşma açıldığı, adli sicil ve arşiv kaydının yeniden istenildiği ve uyarlama yargılaması sonunda, önceki mahkûmiyet hükmünün içeriği ile ilgili hiçbir hukuki değerlendirme yapılmaksızın, CMK'nın 231'inci maddesi yönünden inceleme yapıldığı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması talebinin reddine, tarih ve sayısı belirtilerek önceki mahkûmiyet hükmünün aynen infazına karar verildiği görülmektedir.
Bu bağlamda, uyarlama yargılamasında kesinleşen mahkûmiyet hükmünün içeriğine ilişkin hiçbir hukuki değerlendirme yapılmaması, tarihi ve sayısı gösterilerek, ayrıca kesinleşmiş olduğu tarih de belirtilerek ilk hükme açıkça atıfta bulunulması karşısında, fazlalık oluşturacak şekilde kısa kararda ve gerekçeli hükmün hüküm fıkrasında yer verilen kısmın, ilk hükümden farklı esas numarası verilmesine rağmen, infazda karışıklığa yol açabilecek yeniden tesis olunan bir mahkûmiyet hükmü şeklinde değerlendirilmemesi gerekmektedir.
Bu itibarla, uyarlama davası sonucunda tesis olunan hükümde, sadece CMK'nın 231'inci maddesi yönünden değerlendirme yapılması ve kısa kararda HAGB yönünden yapılan istemin reddiyle önceki mahkûmiyet hükmünün aynen infazına karar verilmiş olması karşısında; kararda önceki hükmün tarih ve numarası yazılmak suretiyle bu karara atıf yapılması ve fazlalık oluşturacak şekilde önceki mahkûmiyet hükmünün hüküm fıkrasının aynen yazılması, önceki hükmün içeriğini belirsiz ve tartışılır hâle getirebilecek, infazda karışıklığa yol açabilecek, dolayısıyla da hukuki istikrarı zedeleyebilecek yeni bir mahkûmiyet hükmü niteliğinde görülmediğinden, Askeri Yargıtay Başsavcılığının itirazının kabulü ile, Daire ilamının kaldırılmasına ve temyiz incelemesine devam edilmek üzere dava dosyasının Daireye iadesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy