(5237 S. K. m. 257) (353 S. K. m. 204, 205, 256) (5271 S. K. m. 324) (1136 S. K. m. 164, 168) (YİBK. 26.05.1935 T. 1935/111 E. 1935/7 K.) (2. CD. 26.12.2007 T. 2007/13557 E. 2007/17393 K.) (8. CD. 03.12.2007 T. 2007/9222 E. 2007/8495 K.)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunda çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın konusu:
Beraatle sonuçlanan davada müdafilik görevini üstlenen avukatın, hükmü sadece vekalet ücretine ve ulaşım masraflarına hükmedilmesi talebiyle temyiz edebilme hakkının bulunup bulunmadığı;
Temyiz hakkının varolduğunun kabulü halinde, hükmedilecek yargılama giderlerinin nelerden ibaret olduğu noktasındadır.
1- Hükmün temyiz edilebilir nitelik taşıyıp taşımadığına yönelik olarak yapılan incelemede;
353 sayılı ASMKYUK'nın Temyiz edilebilen veya edilemeyen hükümler başlığına taşıyan 205'inci maddesinin ilk fıkrası, askeri mahkemelerce verilen hükümlerin temyiz edilebileceğini öngörmüş, aynı maddenin 3'üncü fıkrasının (A) ve (B) bentlerinde ise, üst sınırı beş yüz günü geçmeyen adli para cezası gerektiren suçlarla ilgili beraat hükümlerine ve kanunlarda kesin olduğu belirtilen diğer hükümlere karşı temyiz yoluna başvurulamayacağı düzenlenmiştir.
Sanığa yüklenen memuriyet görevini ihmal suçunun TCK'nın 257/1'inci maddesinde öngörülen müeyyidesinin üst haddinin üç yıl hapis cezası, keza işlediği iddia edilen resmi belgede sahtecilik suçunun TCK'nın 204/2'nci maddesinde yazılı yaptırımın azami haddinin sekiz yıl hapis cezası olduğu görülmektedir.
Görüldüğü gibi, sanığın yargılanıp beraat ettiği isnat konusu suçlarla ilgili olarak TCK'nın öngördüğü müeyyideler, adli para cezası olmayıp, hapis cezası niteliğindedir.
Bu nedenle, beraatle sonuçlanan her iki isnatla ilgili hükümlerin temyiz kabiliyetlerinin bulunmadığı söylenemez.
Ayrıntıları Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 26.05.1935 tarihli ve 111-7 sayılı kararında açıklandığı gibi, hüküm bir bütündür ve yargılama giderleri de hükmün tamamlayıcı parçasıdır. Dolayısıyla, hükmün sadece şahsi hak (Yargılama giderleri) yönünden temyizi olanağı bulunmaktadır.
Devletin kendisine yönelttiği suçlarla ilgili olarak yargılanan ve bu kapsamda avukat marifetiyle kendisini temsil ettiren sanığın; avukatına ödediği vekalet ücretinin bir kısmının (Davaların beraatle sonuçlanması halinde) kendisine ödenmesinde şahsi menfaatinin bulunduğu ortadadır.
Kanuna uygun olmak koşuluyla, müvekkilinin kişisel ve şahsi menfaatlerini korumaya yönelik taleplerde bulunma yükümlülüğü altında bulunan müdafiin, beraatle sonuçlanan davada müvekkili yararına vekalet ücretinin ödenmesi isteminin reddine yönelik karan (Temsil ettiği kişinin menfaatlerine aykırı görerek) temyiz etme hakkı bulunmaktadır. Nitekim Askeri Yargıtay 4'üncü Dairesinin 17.09.2008 tarihli ve 2008/1850-1727, Yargıtay 2'nci Ceza Dairesinin 26.12.2007 tarihli ve 2007/13557-17393 ve Yargıtay 9'uncu Ceza Dairesinin 24.09.2007 tarihli ve 2007/7344-6411, 03.12.2007 tarihli ve 2007/9222-8495 Esas-Karar sayılı ilamlarında, beraatle sonuçlanan davalarda, müdafiin hükmü sadece sanık yararına vekalet ücreti ödenmesine hükmedilmesi sebebiyle temyiz edebileceği kabul ve ifade edilmiştir.
Kurulumuzca yapılan değerlendirme ve müzakere doğrultusunda, vekalet ücretine hükmedilmesi yönündeki taleplerin reddine ilişkin kararların, beraatle ilgili hükümlerin ayrılmaz bir parçası olduğu ve sanık müdafıinin beraat hükümlerine sadece bu yönüyle itirazda bulunması sebebiyle de temyiz incelemesinin beyan olunan nedenlere dayalı olarak yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
2- Temyize konu edilen taleple ilgili olarak yapılan incelemede:
353 sayılı Kanun'un 256'ncı maddesi; askeri mahkemelerde görülecek Davaların giderlerinin Milli Savunma Bakanlığı bütçesinden ödeneceğini hükme bağlamış, Yargılama giderlerinin neler olduğu da CMK'nın 324'üncü maddesinde açıklanmıştır.
Buna göre; Tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücreti ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve bu konuda taraflarca yapılan her türlü ödemeler, yargılama gideri olarak kabul edilmiştir.
CMK'nın 324'üncü maddesi, müdafiin duruşmaya katılmak üzere yaptığı yol ve ulaşım masraflarını yargılama gideri olarak kabul etmediğinden, müdafiin bu yöndeki talebi yasal ve isabetli görülmemiştir.
Hüküm tarihinde yürürlükte olan (13.12.2006 tarihli ve 26375 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren) Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13'üncü maddesinin son fıkrasında, beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanık yararına maktu vekalet ücretine hükmedileceği açıklanmış, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168 ve değinilen Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 20'nci maddesinde de, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hükmün verildiği tarihte yürürlükte bulunan ücret tarifesinin esas alınacağı ifade edilmiştir.
Bu hükümlerin 13.12.2007 tarihli ve 26729 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde de aynen muhafaza edilmesi sebebiyle halen yürürlükte olduğu açıktır.
Açıklanan yasal düzenlemeler karşısında; kendisini avukat yardımıyla savunan ve beraatine karar verilen sanık yararına Avukatlık Kanunu'nun 168/Son ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 20'nci maddeleri gereğince, hukuki yardımın tamamlandığı (Dava dosyasının Dairede temyiz incelemesine tabi tutulduğu) 22.10.2008 tarihi esas alınarak 550 YTL vekalet ücreti ödenmesine karar verilmek suretiyle beraat hükümlerinin düzeltilerek onanmasında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden, Başsavcılığın kabule değer görülmeyen itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy