(1632 S. K. m. 12, 87) (211 S. K. m. 6, 7, 8)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; nöbeti sırasında cep telefonu ile görüştüğü belirlenen sanığın nöbet yerinin askeri mahal içerisinde olup olmadığının araştırılmasına gerek bulunup bulunmadığı ve atılı suçun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığı konusuna ilişkindir.
Daire; atılı suçun unsurları yönünden oluştuğunu, tebliğnamede yer alan noksan soruşturma olarak ileri sürülen hususların araştırılmasına gerek olmadığını, verilen mahkumiyet hükmünde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığını belirterek mahkumiyet hükmünün onanması yönünde karar vermişken,
Başsavcılık; sanığın cep telefonunu üzerinde bulundurduğu yerin askeri mahal olup olmadığı ve cep telefonunu birlik içerisinde bulundurup bulundurmadığı hususlarının araştırılmamasının noksan soruşturma teşkil ettiğini belirterek, Daire kararına süresinde itiraz etmiştir.
Dava dosyasındaki delillerden; birlik komutanlığınca, kışlaya hiçbir elektronik malzeme (radyo, teyp, cep telefonu ...) sokulmayacağı konusundaki belgenin 20.08.2007 tarihinde, Cep telefonu kullanım esasları konulu emrin 28.09.2007 tarihinde tebliğ edildiği, bu enirin Müşterek hususlar başlıklı 4'üncü bölümünün (g) bendinde, birliklerde görevli erbaş ve erler üzerinde cep telefonu bulundurulmasına ve kullanılmasına müsaade edilmeyeceğinin belirtildiği, emre ait Ek-A belgede ise, Cep telefonu bulundurulması yasak olan yerler olarak Birliğe ait ve birliği ilgilendiren odalar, salonlar, harekat merkezi, nöbet mahalleri, pusu ve gözetleme mevzileri, tüm atış poligonları gibi yerlere cep telefonu bulundurma ve kullanma yetkisi verilen personel dahil (söz konusu yerde görevli olsa dahi) kesinlikle cep telefonu ile girilemeyeceğinin yazılı olduğu, sanığın bahse konu emirlerin kendisine yazılı ve sözlü olarak tebliğ edildiğini beyan ettiği, 19.07.2008 tarihinde 06.00-09.00 saatleri arasında 3 nolu kulede nöbetçi olduğu sırada silahını bırakmış vaziyette oturarak cep telefonu ile konuşurken cezaevi nöbetçi astsubayı tarafından durumunun tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Bu konudaki yasal düzenlemeler incelendiğinde; ASCK'nın 4551 sayılı Kanunla değişik 87/1'inci madde ve fıkrasının ilk cümlesinde Hizmete ilişkin emri hiç yapmayan asker kişiler bir aydan bir seneye kadar... cezalandırılırlar.,
12'nci maddesinde, Bu Kanunun tatbikatında (hizmet) tabirinden maksat gerek malum ve muayyen olan ve gerek bir amir tarafından emredilen bir askeri vazifenin madun tarafından yapılması halidir.,
211 sayılı TSK İç Hizmet Kanunu'nun;
6'ncı maddesinde, Hizmet; Kanunlarla nizamlarda yapılması veyahut yapılmaması yazılmış olan hususlarla, amir tarafından yazı veya sözle emredilen veya yasak edilen işlerdir.
7'nci maddesinde, Vazife; Hizmetin icabettirdiği şeyi yapmak ve menettiği şeyi yapmamaktır.,
8'inci maddesinde, Emir; Hizmete ait bir talep ve yasağın sözle, yazı ile ve sair surette ifadesidir.,
Şeklinde tarif ve düzenlemelerin yer aldığı görülmektedir.
Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, ASCK'nın 12'nci maddesinde yer alan Malum ve muayyen olan bir askeri vazifeden, yasalarda yapılması veya yapılmaması önceden açıkça gösterilen hususların, Bir amir tarafından emredilen askeri vazifeden ise, yasalarda veya diğer düzenlemelerde önceden belirlenmeyip; amirlerin takdirlerine bırakılan hususların anlaşılması gerekmektedir.
Bu yasal düzenlemelere göre, her kademedeki amirin, konusu suç oluşturmayan, yasa veya diğer hukuk kurallarıyla düzenlenmemiş konularda düzenleme yapıp emir vermeye yetkili olduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır.
Somut olayda; sanığın, kendisine tebliğ edilerek kişiselleştirilen hizmete ilişkin emre aykırı olarak üzerinde bulundurduğu ve kullandığı cep telefonu nedeniyle ihlal ettiği menfaatin sadece nöbet yeri ile sınırlandırılamayacağı, sanığın, cep telefonunu birliğinden nöbete giderken yanında götürmüş olduğu, cep telefonunu birlik içinde de bulundurduğu, savunmalarında cep telefonunu nöbet yerinde başkasından aldığını öne sürmediği, ayrıca cep telefonu bulundurulması ve kullanılması yasak olan yerler arasında nöbet mahalleri pusu ve gözetleme mevzilerinin de sayılmış olduğu, cep telefonlarının kışlada bulundurulması yasaklanıp, nöbet yerinde yasaklanmaması gibi bir durumun mümkün olamayacağı, bu durumun verilen emrin amacı ve nöbet hizmetinin gerekleriyle bağdaşmayacağı, tüm bu nedenlerle, sanığa atılı emre itaatsizlikte ısrar suçunun unsurları itibariyle oluştuğu sonucuna varıldığından; noksan soruşturma ile hüküm kurulduğuna ilişkin Başsavcılık itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy