(1632 S. K. m. 144) (765 S. K. m. 230) (5237 S. K. m. 257) (5252 S. K. m. 9)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklar hakkında memuriyet görevini ihmal suçundan açılan kamu davalarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığının belirlenmesine ilişkindir.
Daire; sanık Emekli Svl.Me. A.O.K. hakkında memuriyet görevini ihmal suçundan açılan kamu davasının zamanaşımına uğramadığını, atılı suçun tüm unsurlarıyla oluştuğunu, CMK'nın 231'inci maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinden yararlanıp yararlanmayacağının belirlenmesi açısından mahkûmiyet hükmünün uygulama (lehe kanun değerlendirmesi) yönünden; diğer sanık Per.Yb. Y.K.'nın görevi ihmal kastıyla hareket ettiğinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle mahkûmiyet hükmünün sübut yönünden bozulması gerektiğine karar vermişken;
Başsavcılık; müdahilin 03.04.2000 tarihinde bedelli askerlikten faydalanmak için dilekçe vermesine rağmen, müdahil hakkındaki takip yazılarının işlemden kaldırılması için ilgili makamlara durumu bildirmeyen sanıkların ihmali davranışlarının bu tarihte sona erdiğini, bu duruma göre sanıklar hakkındaki kamu davalarının zamanaşımına uğraması nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek Daire kararına itiraz etmiştir.
Dava dosyasındaki delillerden; sanık Per.Yb. Y.K.'nın 20.07.1999-05.07.2004 tarihleri arasında Askerlik Şube Başkanı olarak, sanık Em.Svl.Me. A.O.K.'nın 16.10.1978-30.10.2002 tarihleri arasında Askerlik Şubesinde İşlem Memuru (Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni) olarak görev yaptıkları, yükümlü müdahil M.Y.'nin 1992/10'uncu grup yedek subay aday adayı olarak celbe tabi tutulduğu, 21.09.1999, 06.12.1999, 20.01.2000 ve 08.02.2000 tarihlerinde askerlik şubesince müdahilin celbe katılmaması nedeniyle dört kez takip yazısı yazıldığı, müdahilin 03.04.2000 tarihinde askerlik şubesine müracaat ederek bedelli askerlikten faydalanmak için dilekçe verdiği, müdahilin tertibatı silinmesine rağmen önceki bakaya takip yazılarının işlemden kaldırılması için yazı yazılmadığı, bakaya takip yazılarına istinaden 31.01.2003 tarihinde Ankara'da emniyet görevlilerince yakalanarak gözaltına alındığı anlaşılmaktadır.
Sanık Per.Yb. Y.K.'nın Askerlik Şubesi Başkanı olarak şubenin tüm evrak ve yazılarını kontrol etmekle görevli olmakla birlikte, müdahilin bedelli askerlikten yararlanmak için dilekçe vermesine rağmen bakaya takip yazılarının işlemden kaldırılması için yazı hazırlanmasının diğer sanığın görev alanındaki bir konuda eksik ve hatalı işlem yapmasından kaynaklanması, sanığın onay makamı ve genel idari kontrol görevlisi durumunda olması karşısında, görevi ihmal kastıyla hareket ettiğinin kabul edilemeyeceği, bu nedenle mahkûmiyet hükmünün sübut yönünden bozulmasına ilişkin Daire kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından; Başsavcılığın bu sanıkla ilgili itirazının reddine oy birliği ile karar verilmiştir.
Sanık Em.Svl.Me. A.O.K.'ya yüklenen memuriyet görevini ihmal suçunun suç tarihi itibariyle zamanaşımına uğrayıp uğramadığının belirlenmesi açısından ilgili düzenlemelere bakıldığında; 765 sayılı TCK'nın 103'üncü maddesinde ve ona paralel düzenleme içeren 5237 sayılı TCK'nın 66/6'ncı maddesinde dava zamanaşımının, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs hâlinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden itibaren işlemeye başlayacağının belirtildiği görülmektedir.
Neticenin devam etmeyip derhâl sona erdiği suçlara, Ani suçlar, neticenin devam ettiği suçlara ise, Mütemadi, kesintisiz suçlar denilmektedir. Kesintisiz yani devam eden (sürekli-mütemadi) suçlarda hem hareket, hem de netice devam etmekte olup, kesintinin gerçekleştiği (devamlılığın sona erdiği) anda suç işlenmiş sayılmaktadır. Kesintisiz suçlarda bu suç işlenmeye devam ettiği müddetçe hukuka aykırı durum devam etmektedir (HAKERİ Hakan, Yeni Türk Ceza Hukukunun Temel Kavramları, Seçkin Yayınları, 2005, sayfa 45).
Sanığa atılı suç mütemadi (kesintisiz) suçlardan olup, ani suç niteliği taşımadığı, müdahilin bedelli askerlikten yararlanma hususundaki dilekçesi kabul edildiğinde, takipten vazgeçilmesine dair yazı yazılması gerektiği, takipten vazgeçildiği tarihe kadar, ya da sanığın görevinin devamı süresince (olayda sanığın emekli olup, TSK'dan ilişiğinin kesildiği tarihe kadar) kesintisiz suçun oluştuğu anlaşılmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, atılı suçun mütemadi (kesintisiz) suçlardan olması ve temadinin sanığın görevden ilişiğinin kesildiği 30.10.2002 tarihinde sona erdiği dikkate alındığında, dava zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından, Başsavcılık itirazının reddine karar verilerek esasa yönelik inceleme sürdürülmüştür.
Askeri Savcılığın 24.04.2006 tarihli iddianamesiyle dava açılırken, sanığın memuriyet görevini ihmal eylemleri ile ilgili olarak, ASCK'nın 144'üncü maddesi delaletiyle 765 sayılı TCK'nın 230/1 ve 5237 sayılı TCK'nın 257/2'nci maddeleri uyarınca cezalandırılması talep edilmiş; Askeri Mahkemece; 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 9/3'üncü maddesine göre, Lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir. hükmünü içerdiğinden ve bu hususun ceza hukukunun genel ilkelerinden olması sebebiyle sanığa isnat olunan suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK ve 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK hükümlerinin kıyaslanması ve lehe olan kanun hükmünün ortaya konması gerektiği belirtilerek fail, maddi unsur ve manevi unsur yönlerinden yapılan değerlendirme sonucunda, 5237 sayılı TCK'nın 257/2'nci maddesinde düzenlenen görevi ihmal suçunun, 765 sayılı TCK'nın 230/1'inci maddesinde yer alan görevi ihmal suçuna göre feri cezalara rağmen asli cezalar itibarıyla cezayı ağırlaştırdığından aleyhe, 765 sayılı Kanun'un 230/1'inci maddesinin lehe olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de;
765 sayılı TCK'nın görevi ihmal suçunu düzenleyen 230/1'inci maddesi, Hangi nedenle olursa olsun memuriyet görevini yapmakta savsama ve gecikme gösteren veya üstünün yasaya göre verdiği buyrukları geçerli bir neden olmadan yapmayan memur ... cezalandırılır. hükmünü içermektedir.
5237 sayılı TCK'da Görevi ihmal suçu, 257'nci maddede, Görevi kötüye kullanma başlığı altında düzenlenmiş olup, maddenin 2'nci fıkrasında, ... Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerini ihmal veya gecikme göstererek kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi, cezalandırılır. hükmü yer almaktadır.
Dava konusu olaya dönüldüğünde, sanık Em. Svl. Me. A.O.K.'nın 03.04.2000-30.10.2002 tarihleri arasında görevinin gereği olan, müdahil hakkındaki takip durdurma yazısını yazmaması ve göndermemesi şeklinde gerçekleşen eyleminde, müdahilin 31.01.2003 tarihinde yakalanıp gözetim altına alınıp, bir süre hürriyeti tahdit edilmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 257/2'nci maddesine göre mağduriyeti ortaya çıktığı için görevi ihmal suçu oluşmakla birlikte, Askeri Mahkemece 765 sayılı TCK'nın 230'uncu maddesinin, lehe olduğu değerlendirilerek hüküm kurulduğu görülmektedir.
Ancak, sanığın görevi ihmal eylemi 03.04.2000-30.10.2002 tarihleri arasında gerçekleşmiş olup, 5237 sayılı TCK'nın yürürlüğe girdiği 01.06.2005 tarihine kadar yürürlükte olan 765 sayılı Türk Ceza Kanununda 230/1'inci madde düzenlenen görevini ihmal suçunda kişilerin mağduriyeti maddi unsur olarak belirtilmediğinden, 5252 sayılı Kanun'un 9/3 ve 5237 sayılı TCK'nın 7/2'nci maddeleri dikkate alındığında, suçun niteliğini ve maddi unsurlarım değiştirip, ceza miktarını artıran yeni kanun karşısında, kişilerin mağduriyetini maddi unsur olarak kabul etmeyen önceki kanunun lehe nitelik taşıdığı şeklindeki kabulün hukuka aykırı olduğu, diğer bir ifadeyle suç tarihinde yürürlükte olan kanun hükmüne göre sanığa atılı suçun unsurları yönünden oluşmaması nedeniyle sanığın beraatına karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından; sanık Em.Svl.Me. A.O.K. hakkındaki mahkûmiyet hükmünün Başsavcılık itirazına atfen sübut yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy