(353 S. K. m. 227) (AYDK. 07.05.2009 T. 2009/61 E. 2009/61 K.) (AYDK. 25.12.2008 T. 2008/205 E. 2008/206 K.) (AYDK. 17.03.2005 T. 2005/29 E. 2005/27 K.) (AYDK. 01.04.2004 T. 2004/67 E. 2004/62 K.) (AYDK. 18.03.2004 T. 2004/63 E. 2004/55 K.) (AYDK. 30.10.2003 T. 2003/94 E. 2003/90 K.) (YCGK. 13.05.2008 T. 2008/6-20 E. 2008/110 K.) (YCGK. 23.01.2007 T. 2006/9-291 E. 2007/10 K.) (YCGK. 22.11.2005 T. 2005/11-137 E. 2005/142 K.) (YCGK. 01.03.2005 T. 2004/6-215 E. 2005/18 K.) (YCGK. 01.03.2005 T. 2005/4-11 E. 2005/21 K.) (YCGK. 10.02.2004 T. 2004/4-4 E. 2004/23 K.)
Daire ile Askeri Mahkeme arasında ortaya çıkan uyuşmazlık uygulamaya ilişkin olmakla birlikte, Dairenin bozma kararı üzerine Askeri Mahkemece yeniden verilen hükmün direnme hükmü niteliğinde olup olmadığının öncelikli mesele olarak tartışılması gerekmektedir.
Askeri mahkemelerin direnme haklarının düzenlendiği 353 sayılı Kanun'un 227'nci maddesinde direnme kararının özellikleri konusunda herhangi bir açıklık bulunmamakla birlikte, Askeri Yargıtayın ve Yargıtayın yerleşik kararlarında kabul edildiği üzere; bir hükmün Direnme olarak kabul edilmesi için, bozmadan önce verilen hüküm ile, direnmeye ilişkin hükmün aynı olması, yani ilk hükmün aynen yeniden verilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi, bozma kararı doğrultusunda işlem yapılması, bozmadan önce tartışılmayan hususların bozmadan sonra tartışılması, bozma sonrasında yapılan araştırmaya, incelemeye, toplanan yeni delillere dayanılması, ilk kararda yer almayan ve Daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurulması hallerinde incelemeye esas son hükmün direnme kararı niteliğinde olmayıp, Bozmaya eylemli uyma (sebat) sonucu verilmiş yeni bir hüküm olduğu ve bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi halinde, incelemenin Daire tarafından yapılması gerektiği kabul edilmektedir (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 08.07.2010 tarihli, 2010/62-69; 07.05.2009 tarihli, 2009/61-61; 25.12.2008 tarihli, 2008/205-206; 14.07.2005 tarihli, 2005/77-67; 17.03.2005 tarihli, 2005/29-27; 01.04.2004 tarihli, 2004/67-62; 18.03.2004 tarihli, 2004/63-55; 30.10.2003 tarihli, 2003/94-90 ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.05.2008 tarihli, 2008/6-20-2008/110; 23.01.2007, 2006/9-291-2007/10; 22.11.2005 tarihli, 2005/11-137-2005/142; 01.03.2005 tarihli, 2004/6-215-2005/18; 01.03.2005 tarihli, 2005/4-11-2005/21; 10.02.2004 tarihli, 2004/4-4-2004/23 Esas ve Karar sayılı kararları bu doğrultudadır).
Dosyanın incelenmesinde; Dairece, sanığın, dizi 71'de yer alan gerekçeli hükme göre 31.08.1996 tarihinde işlediği Büyük zararlar veren emre itaatsizlikte ısrar suçundan 3'üncü Mknz.P.Tüm.K.lığı Askeri Mahkemesinin 01.11.1996 tarihli, 1996/537-373 Esas ve Karar sayılı hükmü ile verilip 24.12.1996 tarihinde kesinleşen beş ay hapis cezasına ilişkin infaz belgeleri getirtilerek, atılı suçun işlendiği 18.01.2007 tarihine kadar adli sicilden silinme şartlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesinden sonra CMK'nın 231'inci maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumundan yararlanıp yararlanamayacağına ilişkin değerlendirme yapılması gerektiği belirtilerek, hükmün uygulamaya ilişkin noksan soruşturma yönünden bozulduğu;
Askeri Mahkemece; bozma kararından sonra yapılan tensip ile sanığın adli sicil belgesinin yeniden istenilmesine karar verildiği, gelen adli sicil belgesinin duruşmada okunmak suretiyle dosyaya dahil edildiği (Dz.157), bu belgeye göre sanığın, 27.11.2005 tarihinde işlemiş olduğu kasten yaralama suçundan Amasya Sulh Ceza Mahkemesinin 12.04.2007 tarihli, 2005/773-2007/227 Esas ve Karar sayılı hükmü ile 500 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğinin ve 18.05.2007 tarihinde kesinleşen hükmün 06.08.2007 tarihinde infaz edildiğinin anlaşıldığı, bu belgedeki kayıt da sanığın suça eğilimli kişiliğinin göstergesi olarak kabul edilmek suretiyle sübjektif değerlendirme yapılarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verildiği görülmektedir.
Buna göre, Askeri Mahkemece; bozmaya direnilmesine karar verilmesine rağmen, sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağının tespitine yönelik araştırma yapılıp, ilk hükümde yer almayan ve Daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni bir delile dayanılarak ve değişik gerekçelerle hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Askeri Mahkemece; bozmadan sonra yapılan yargılama sırasında ilk hükümde direnilmesine karar verilmiş olmakla birlikte, Dairenin bozma nedeni olan uygulamaya ilişkin hususla ilgili olarak sanığın adli sicil kaydının tekrar istenilmesi ve dosyaya dahil edilen yeni adli sicil kaydında yer alan bilgiler de gerekçe yapılmak suretiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiş olması karşısında, incelemeye esas son hükmün eylemli uyma (sebat) ile verilmiş yeni bir hüküm niteliğinde olduğu sonucuna varıldığından; incelemenin Daireler Kurulunca yapılmasının mümkün olmaması nedeniyle, temyiz incelemesi yapılmak üzere dava dosyasının Daireye gönderilmesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy