(5271 S. K. m. 196, 220) (353 S. K. m. 207, 221, 222, Ek. m. 1)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın istinabe suretiyle sorgu ve savunmasının saptandığı istinabe duruşma tutanağında duruşmanın yapıldığı mahkemenin adının yer almamasının, hükmün usul yönünden bozulmasını gerektirip gerektirmediğine ilişkindir.
Daire; dosyadaki belgelere göre sanığın sorgu ve savunmasının istinabe suretiyle Söğüt Asliye Ceza Mahkemesinde saptandığı konusunda kuşku bulunmadığından, istinabe duruşma tutanağında duruşmanın yapıldığı mahkemenin adının yer almamasının hükmün usul yönünden bozulmasını gerektirmediğini kabul ederken;
Başsavcılık; sanığın sorgu ve savunmasının tespit edildiği istinabe duruşma tutanağında talimatın gereğini yerine getiren mahkemenin adının bulunmamasının, hükmün esasına etkili olduğunu ve usul yönünden bozulmasını gerektirdiğini ileri sürerek, Daire kararma itiraz etmiştir.
353 sayılı Kanun'un 5530 sayılı Kanun ile değişik Ek 1'inci maddesinin atıfta bulunduğu 5271 sayılı CMK'nın Duruşma tutanağının başlığı başlıklı 220'nci maddesinde;
(1) Duruşma tutanağının başlığında;
a) Duruşmanın yapıldığı mahkemenin adı,
b) Oturum tarihleri,
c) Hakimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt katibinin adı ve soyadı,
Belirtilir.;
Düzenlemesi yer almakta olup, aynı Kanun'un 221'inci maddesinde de, duruşma tutanağının kapsayacağı hususlar ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir.
Diğer taraftan; 353 sayılı Kanun'un 5530 sayılı Kanun ile değişik 221/1'inci maddesinde, Askeri Yargıtay, temyiz edilen hükmü, hükmü etkileyecek nitelikteki hukuka aykırılıklar nedeniyle bozar.;
Kanun'un 222'nci maddesinde de, Askeri Yargıtay temyiz dilekçe, beyan ve layihasında ve tebliğnamede ileri sürülen hususları ve bunlar dışında hükmün esasına dokunacak derecede hukuka aykırı hallerin bulunup bulunmadığını inceler. hükümleri yer almaktadır.
Görüldüğü gibi, Askeri Yargıtayca temyiz incelemesi yapılırken tespit edilen hukuka aykırılıklar hükmü etkileyecek ve hükmün esasına dokunacak derecede ise bozma karan verilecek; bu derecede bir hukuka aykırılığın bulunmaması halinde ise, bozma sebebi yapılmayıp, işaret veya tenkit etmekle yetinilmesi gerekecektir.
Nitekim, Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 05.03.2004 tarihli, 2004/1-1 Esas ve Karar sayılı kararında da, Hükmün yalnızca sanık lehine temyiz edilmiş olduğu hallerde, 353 sayılı Kanun'un 207'nci maddesinde belirtilen mutlak bozma nedenleri ile suç vasfının ve teselsül halinin belirlenmesindeki kanuna aykırılık halleri hariç olmak üzere, a) Son karara etkisiz olan, b) Sadece cezayı ağırlaştırma sonucunu doğuran, c) İnfaz muhakemesi ile giderilmesi mümkün olan hukuka aykırılıkların bozma sebebi yapılmamasına karar verilmiştir.
Belirtilen düzenlemeler ve yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olay incelendiğinde; Askeri Mahkemece, tensipte alınan karar gereğince, sanığa iddianame ve duruşma gününün tebliği ile tebellüğ belgesinin gönderilmesi, sanığın gönderilen belgelerle birlikte sorgu ve savunmasının tespiti için mahkemeye sevk edilmesi, sevk edileceği mahkemece, duruşmadan bağışık tutulmayı istemesi halinde iddianameye karşı sorgu ve savunmasının tespit edilip, tanzim olunacak istinabe tutanağının gönderilmesi için birliği olan Söğüt Jandarma Ulaştırma Eğitim Tabur Komutanlığına 19.11.2008 tarihli ve 2008/1248 Y.M.K. sayılı talimat niteliğinde müzekkere yazıldığı (Dz.40), Birlik Komutanlığınca sanığın, gereği için Söğüt Asliye Ceza Mahkemesine, bilgi için 3'üncü Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesine hitaben yazılan bir yazı ve söz konusu müzekkere ile birlikte Söğüt Asliye Ceza Mahkemesine sevk edildiği (Dz.45), Söğüt Asliye Ceza Mahkemesince tanzim edilen dizi 48'deki istinabe duruşma tutanağına göre, sanığın, 3'üncü Kolordu K.lığı Askeri Mahkemesinin 19.11.2008 tarihli ve 2008/1248 Y.M.K. sayılı talimatı ile mevcutlu olarak gönderilmesi nedeniyle 29.12.2008 tarihinde duruşma açılıp, kimliği tespit edilerek, iddianame ve ekleri okunduktan sonra Savunmamı şimdi kendim yapacağım, savunma için süre istemiyorum demesi üzerine, yasal haklan hatırlatıldıktan sonra sorgu ve savunmasının saptandığı, talimat gereğinin yerine getirildiği belirtilerek mahal mahkemesine iadesine karar verildiği, istinabe duruşma tutanağının, başlık kısmında ASCM 2008/281 Tal. şeklinde bir ibarenin, bunun altında duruşmayı yapan hakimin ve tutanak katibinin adlan, soyadları ve sicil numaraları ile duruşma tarihinin yer aldığı ve yargılama usulünün temel kurallarına uyulduğunu gösteren unsurları içerdiği, tutanağın altının duruşmaya katılan hakim ve tutanak katibi tarafından imzalandığı, ayrıca duruşmaya katılmayan Cumhuriyet Savcısı tarafından görüldü şerhi konularak imzalandığı görülmektedir.
İstinabe duruşma tutanağında mahkeme adı belirtilmemiş olmakla birlikte; Askeri Mahkemece, Söğüt Jandarma Ulaştırma Eğitim Tabur Komutanlığına yazılan talimat mahiyetindeki müzekkere üzerine, Birlik Komutanlığınca, sanığın Söğüt Asliye Ceza Mahkemesine sevk edildiği ve Askeri Mahkemeye de bu konuda bilgi verildiği dikkate alındığında, sanığın sorgu ve savunmasının Söğüt Asliye Ceza Mahkemesince tespit edildiğinde kuşku bulunmadığı, sadece istinabe duruşma tutanağının başında mahkemenin adı ile ilgili bölümde Asliye Ceza Mahkemesi anlamına gelen ASCM ibaresinin baş tarafına Söğüt ibaresinin yazılmamış olması şeklindeki eksikliğin, hükmü etkileyecek, hükmün esasına dokunacak nitelikte olmadığı ve usul yönünden bozulmasını gerektirmediği sonucuna varıldığından, Başsavcılık itirazının reddine karar verilmiştir (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 23.11.2006 tarihli, 2006/176-178 Esas ve Karar sayılı kararı da aynı doğrultudadır).
Öte yandan, istinabe duruşma tutanağında, sorgu için belirlenen günün Cumhuriyet Savcısına bildirildiğine ilişkin açık bir kayıt yer almamakta ise de; CMK'nın 196'ncı maddesinin 2'nci fıkrasında, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, sanığın istinabe suretiyle sorguya çekilebileceği, sorgu için belirlenen günün, Cumhuriyet Savcısı ile sanık ve müdafiine bildirileceği, ancak Cumhuriyet Savcısı ile müdafiin sorgu sırasında hazır bulunmasının zorunlu olmadığı düzenlenmiş olup, istinabe duruşma tutanağının altının Cumhuriyet Savcısı tarafından görüldü şerhi konularak imzalanmış olması dikkate alındığında, söz konusu eksikliğin de hükmü etkileyecek nitelikte olmadığı ve hükmün usul yönünden bozulmasını gerektirmediği sonucuna varılmıştır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy