(1632 S. K. m. 66) (926 S. K. m. 125, 126) (211 S. K. m. 33) (Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği m. 33, 65, 66, 68, 387) (AYİBK. 16.12.1949 T. 1949/1112 E. 1949/2331 K.) (AYDK. 03.02.2005 T. 2005/17 E. 2005/16 K.) (AYDK. 23.11.2006 T. 2006/174 E. 2006/177 K.) (AYDK. 23.12.1999 T. 1999/175 E. 1999/241 K.)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık: sanığın eyleminin firar suçunu mu, yoksa izin tecavüzü suçunu mu? oluşturduğuna ilişkindir.
Daire: sanığın eyleminin izin tecavüzü suçunu oluşturduğunu kabul ederken,
Başsavcılık: firar suçunu oluşturduğunu ileri sürerek Daire kararma itiraz etmiştir.
Dosyadaki delil durumuna göre; denetlemenin iyi geçmesi nedeniyle Tabur Komutanı tarafından 24-25 Nisan 2006 tarihleri arasında şifahi olarak verilen iki günlük izin sonunda 26.04.2006 tarihinde mesaiye başlaması gereken sanığın, mesaiye gelmeyip bilahare 17.05.2006 tarihinde kendiliğinden Sivas Cumhuriyet Başsavcılığına teslim olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
Suç vasfının belirlenebilmesi için öncelikle sanığa verilen iznin niteliğinin tespit edilmesi gerekmektedir.
Sanık sorgusunda, denetlemenin iyi geçmesi nedeniyle Tabur Komutanı tarafından personele ikişer gün istirahat mahiyetinde izin verildiğini, kendisine verilen iznin 24-25 Nisan 2006 tarihlerini kapsadığını, izne ilişkin herhangi bir yazılı belge düzenlenmediğini, verilen iznin garnizon terk izni niteliğinde olmadığını, bir takım sorunlarını halletmek maksadıyla 24.06.2006 tarihinde Kahramanmaraş'a gittiğini, garnizon terk belgesi almadığını, Tabur Komutanını arayarak durumunu bildirdiğini, rahatsızlığı nedeniyle birliğine dönemediğini beyan etmiştir.
Tabur Komutanı olan P. Yb. E.Ş. yeminli ifadesinde, başarılı geçen bir denetleme sonrasında sanığa 24-25 Nisan 2006 tarihleri arasında iki gün izin verdiğini, yazılı izin belgesi tanzim edilmediğini ve bu iznin garnizon terk izni olarak telakki edilemeyeceğini, bu izni 21.04.2006 tarihinde sanığa tebliğ ettiğini, sanığın kendisine bir takım ailevi problemleri olduğunu ve izni esnasında garnizonu terk etmek isteyebileceğini belirtmesi üzerine, şayet garnizonu terk etmek isterse kendisini aramasını ve garnizon terk izin belgesi tanzim edeceğini söylediğini, ancak bu konuda herhangi bir başvurusunun olmadığını ifade etmiştir.
TSK personelinin izin hakları TSK İç Hizmet Kanunu, TSK Personel Kanunu, Askerlik Kanunu, TSK İç Hizmet Yönetmeliği ve İzin Yönetmeliğinde düzenlenmiştir.
Bu düzenlemelerde subay ve astsubaylara verilecek izinler:
1) Yıllık izin (15 günü mazeret izni)
2) Mazeret izinleri
3) Yurtdışı izinleri
4) Sıhhi izin olarak düzenlenmiştir.
Söz konusu izinler dışında, TSK İç Hizmet Yönetmeliği ve İzin Yönetmeliğinde, özellikle hizmetin veya yapılan görevin gereği olarak bazı izinler ki, örneğin vardiya izni (TSK İç Hizmet Yönetmeliği m. 68), nöbet istirahatı (TSK İç Hizmet Yönetmeliği m. 387), gece yatısı izni (TSK İç Hizmet Yönetmeliği m. 65), hafta tatili izni (TSK İç Hizmet Yönetmeliği m. 66) gibi izin veya istirahatlar düzenlenmiş olmakla birlikte; sanığa verilen ve uygulamada karşılaşılan buna benzer (İdari izin, görev izni, garnizon terk izni gibi) izinler, TSK İç Hizmet Kanunu'nun 33/a ile TSK Personel Kanunu'nun 125, 126 ve İzin Yönetmeliğinin 10 ve 11'inci maddelerinde belirtilen anlamda kanuni izin (Yıllık ve mazeret izni) niteliğinde değildir.
Askeri Yargıtayın yerleşik kararlarında, TSK Personel Kanunu ve İzin Yönetmeliğinde düzenlenen yıllık ve mazeret izinleri ile aynı nitelikte bulunmayan, ancak TSK İç Hizmet Kanunu ve Yönetmeliğinin değişik maddelerinde düzenlenen veya uygulamada karşılaşılan günlük şehir içi izni, evci izni, vardiya izni, görev izni, garnizon terk izni, idari izin, nöbet istirahatı gibi izinlerden zamanında dönmeyen yani ilk mesai gününde birliğine katılmayan sanıkların eylemlerinin firar suçunu oluşturduğu kabul edilmektedir (Örneğin, Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 16.12.1949 tarihli, 1949/1112-2331; Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 03.02.2005 tarihli, 2005/17-16; 17.10.1996 tarihli, 1996/137-138; 22.02.1990 tarihli, 1990/33-31; 14.04.1988 tarihli, 1988/78-44; 25.09.1964 tarihli, 76-89; 15.02.1963 tarihli, 3448-38 Esas ve Karar sayılı kararları bu yöndedir).
Ayrıca, 20 güne kadar istirahat verilen subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşların amirlerinden izin almaksızın garnizon dışına çıkıp istirahat süresi sonunda birliklerine katılmamaları şeklindeki eylemlerinin de firar suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 23.11.2006 tarihli, 2006/174-177 ve 23.12.1999 tarihli, 1999/175-241 Esas ve Karar sayılı kararları bu yöndedir).
Öte yandan; Firar ve cezası başlığı altında düzenlenen ASCK.'nın 66'ncı maddesinde firar suçunun oluşumu açısından Özür unsuruna yer verilmemiş iken, izin tecavüzü suçu yönünden Özürsüz olarak gelmemek hali bu suçun oluşumu açısından temel unsur olarak öngörülmüş; ancak, her iki suç da aynı cezai yaptırıma tabi tutulmuştur. Kanun koyucu bu suçlarla askeri sadakat, görev ve hizmetin üstünlüğü, disiplinin sağlanması gibi hukuki menfaatleri korumayı amaçlamış olup, izin tecavüzü suçunun oluşumunda Özür unsuruna da yer verilmiş olması karşısında, aynı sonuçları doğuran bu tür eylemler vasıflandırılırken, kıtalarından veya görev yapmakta oldukları yerlerden usulüne uygun olarak izne gönderilmiş olma hali kanun koyucunun amacını aşacak şekilde geniş yorumlanmamalıdır (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 23.11.2006 tarihli, 2006/174-177 Esas ve Karar sayılı kararı bu yöndedir).
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; sanığın, dosyadaki belgelerden, 2006 yılı içerisinde 31.01.2006-05.02.2006 tarihleri arasında 6 gün, 01.03.2006-06.03.2006 tarihleri arasında 3 gün olmak üzere toplam 9 gün yıllık izin ve 06.02.2006-09.02.2006 tarihleri arasında 3 gün mazeret izni kullandığı ve suç tarihlerinde halen kanuni izin hakkı bulunduğu halde, bu yönde bir istekte bulunmadığı görülmektedir. Bu durum ve Tabur Komutanının ifadesi birlikte dikkate alındığında, sanığın denetlemenin iyi geçmesi nedeniyle 24-25.04.2006 tarihlerini kapsayacak şekilde gönderildiği iki günlük iznin, TSK İç Hizmet Kanunu'nun 33/a, TSK Personel Kanunu'nun 125, 126 ve İzin Yönetmeliğinin konuyla ilgili hükümleri çerçevesinde kanuni izin kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle; Tabur Komutanı tarafından denetlemenin iyi geçmesi nedeniyle şifahi olarak verilen iki günlük iznin, kanunda düzenlenen izinlerden olmaması karşısında, sanığın garnizon dışına çıkıp, izin süresi sonunda birliğine katılmayarak 17.05.2006 tarihinde Sivas Cumhuriyet Başsavcılığına teslim olması şeklinde gerçekleşen eyleminin firar suçunu oluşturduğu sonucuna varıldığından; Başsavcılık itirazının kabulü ile Daire kararının kaldırılmasına, temyiz incelemesine devam edilmek üzere dava dosyasının Daireye iadesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy