(5237 S. K. m. 66) (765 S. K. m. 102, 104) (1632 S. K. m. 117) (YCGK. 11.05.1981 T. 1981/7-27 E. 1981/175 K.)
Daire ile Askeri Mahkeme arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; suçun sübuta erip ermediğine ilişkindir.
Daire ile Askeri Mahkeme arasında ortaya çıkan uyuşmazlık bu çerçevede ifade edilmekle birlikte, dosyadaki deliller dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; uyuşmazlığın derhal beraat kararı verilmesini gerektirir (iddianamede sanık olarak gösterilen kişinin, esasen o eylemin sanığı olmadığının anlaşılması, iddia konusu eylemin açıkça suç teşkil etmemesi veya daha sonra suç olmaktan çıkarılması hallerine özgü) nitelik taşımadığı sonucuna varılarak, öncelikli olarak dava zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı hususu müzakere edilmiştir.
Sanığın işlediği iddia edilen asta müessir fiil suçu ASCK'nın 117'nci maddesinde düzenlenmiş olup, iki yıla kadar hapis cezasını gerektirmektedir. Anılan suç, cezasının üst sınırı itibariyle, suç tarihinde yürürlükte olan ve sanık lehine hükümler içeren 765 sayılı Kanun'un 102/4'üncü maddesi gereğince beş yıllık dava zamanaşımı süresine tabidir.
TCK'nın 104'üncü maddesinde, dava zamanaşımının mahkûmiyet hükmü, yakalama, tevkif, celp ve ihzar müzekkereleri, adli makamlar huzurunda maznunun sorguya çekilmesi ve iddianame düzenlenmesi ile kesileceği, kesilme gününden itibaren zamanaşımının yeniden işlemeye başlayacağı, birden fazla zamanaşımını kesen işlem olduğunda zamanaşımının en son işlem tarihinden itibaren yeniden işlemeye başlayacağı düzenlenmiş bulunmaktadır.
Daha önceki beraat hükümlerinin, Dairenin 21.11.2007 tarihli, 2007/2526-2516 Esas ve Karar sayılı kararı ile noksan soruşturma ve 28.01.2009 tarihli, 2009/249-242 Esas ve Karar sayılı kararı ile de sübut yönünden bozulmasını müteakip, sanığın bozma kararlarına karşı 08.01.2008 ve 06.03.2009 tarihlerinde diyecekleri tespit edilmiş ise de; yerleşik kararlarda, bozma kararına karşı sanığın diyeceklerinin tespit edilmesinin CMK'nın 147'nci maddesi anlamında bir sorgu niteliği taşımadığı ve dolayısıyla zamanaşımını kesen nedenlerden olmadığı kabul edilmektedir (Örneğin, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 12.10.1989 tarihli, 1989/212-212 Esas ve Karar sayılı; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.05.1981 tarihli, 1981/7-27 Esas ve 1981/175 Karar sayılı kararları bu yöndedir).
Buna göre, inceleme konusu uyuşmazlıkta; sanığın bozma kararına karşı diyeceklerinin tespitinin dava zamanaşımı süresini kesmemesi ve zamanaşımı süresini kesen en son işlemin 15.02.2005 tarihinde Askeri Mahkeme huzurundaki sorgusunun olması karşısında, bu tarihten itibaren hesaplanması gereken 765 sayılı TCK'nın 102/4'üncü maddesinde öngörülen beş yıllık dava zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından; direnme hükmünün bozulmasına, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kamu davasının düşmesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy