(2709 S. K. m. 145) (1632 S. K. Ek m. 6) (765 S. K. m. 266, 269) (353 S. K. m. 9, 10, 11, 13, 14, 17) (AYDK 19.06.2008 T. 2008/107 E. 2008/113 K.)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın işlediği iddia olunan cebir ve şiddet ile görevli memura fiilen taarruz ve hakaret suçunun, ASCK.'nın Ek-6'ncı maddesi kapsamında askeri bir suç olup olmadığı ve kovuşturma sırasında 14.09.2005 tarihinde emekli olduğu anlaşılan sanık hakkında Askeri Mahkemenin davaya bakmak görevinin sona erip ermediğine ilişkindir.
Daire; ASCK.'nın Ek-6'ncı maddesinin asker olmayan kişilerin Askeri Mahkemelerde yargılanmalarını temin amacıyla konulduğunu, ancak bugün için uygulanma kabiliyetinin kalmadığını, emekli olması nedeniyle TSK. ile ilişiği kesilen sanık hakkında atılı suçun askeri bir suç olmaması ve askeri bir suça da bağlı bulunmaması nedeniyle Askeri Mahkemenin davaya bakma görevinin sona erdiğini kabul ederken;
Başsavcılık; atılı suçun ASCK.'nın Ek-6'ncı maddesi kapsamında askeri bir suç olduğunu, yargılama sırasında sanığın emekli olmasının Askeri Mahkemenin görevini sona erdirmeyeceğini belirterek, Daire kararma itiraz etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; 3'üncü Ana Bakım Merkez Komutanlığı emrinde saat ücretli işçi olarak görev yapan sanığın, işyerine (kışlaya) girerken ve işyerinde bulunduğu sürece kendisine verilen sürekli tanıtma (yaka) kartını yakasına takma zorunluluğunun bulunmasına rağmen, 13.10.2004 tarihinde saat 07.40'da giriş kartını takmadan nizamiyeden giriş yapması üzerine 06.00-09.00 saatleri arasında 13 numaralı kule nöbetçisi olan ve giriş kartı olmayanların nizamiyeden girişine müsaade etmemek ve giriş kartlarını takmalarını sağlamak görevi bulunan Ord. Er Ş.T. tarafından ikaz edildiği, bu ikaza rağmen giriş kartını takmadığı, Ord. Er Ş.T.'nin Hop ağabey, yaka kartını takar mısın diyerek tekrar ikaz etmesi üzerine, Ne diyorsun lan sen diyerek elinin tersiyle Ord. Er Ş.T.'yi göğsünden iteklediği, bu suretle cebir ve şiddet ile görevli memura fiilen taarruz ve hakaret suçunu işlediği iddiasıyla, ASCK.'nın Ek-6'ncı maddesi delaletiyle mülga 765 sayılı TCK.'nın 266/1 ve 269'uncu maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, yargılama sırasında 14.09.2005 tarihinde emekli olduğu anlaşılmaktadır.
Askeri mahkemelerin görevleri, Anayasanın Askeri Yargı başlıklı 145 ve 353 sayılı Kanun'un Genel görev başlıklı 9'uncu maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre, Askeri mahkemeler kanunlarda aksi yazılı olmadıkça, asker kişilerin askeri olan suçlan ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler.
Askeri suç ise, öğretide ve uygulamada;
a) Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanununda yazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza kanunu ile cezalandırılmayan suçlar,
b) Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanununda, kısmen diğer ceza kanunlarında gösterilen suçlar,
c) Türk Ceza Kanununa atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalaa edilmektedir.
353 sayılı Kanun'un Asker kişiler başlıklı 10'uncu maddesinde, bu Kanun'un uygulanmasında kimlerin asker kişi sayılacağı düzenlenmiştir. Maddenin (D) bendinde, askeri işyerlerinde çalışan ve İş Kanununa tabi bulunan işçilerin de asker kişi sayılacağı düzenlendiğinden, 3'üncü Ana Bakım Merkez Komutanlığı enirinde saat ücretli işçi olarak görev yapan sanığın, suç tarihi itibarıyla asker kişi sıfatını taşıdığında ve Askeri Mahkemenin sanık hakkındaki davaya bakmakla görevli olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
Ancak, 353 sayılı Kanun'un 17'nci maddesinde, Askeri mahkemelerde yargılamayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak suçun; askeri bir suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması halinde askeri mahkemenin görevi sona erer. hükmüne yer verilmiştir.
Bu düzenlemeye göre; terhis, istifa, emeklilik veya diğer nedenlerle TSK'dan ilişiği kesilen asker kişiler tarafından işlenen suçların, askeri bir suç olmaması ve askeri bir suça bağlı bulunmaması halinde askeri mahkemelerin davaya bakmak görevi sona erecektir.
Bu nedenle, sanığın 14.09.2005 tarihinde emekli olması karşısında, Askeri Mahkemenin inceleme konusu davaya bakma görevinin devam edip etmediğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bunun için öncelikle, sanığın işlediği iddia olunan cebir ve şiddet ile görevli memura fiilen taarruz ve hakaret suçunun askeri bir suç olup olmadığının tespit edilmesi zorunludur.
25.05.1972 tarihli ve 1590 sayılı Kanunla ASCK.'ya eklenen Ek-6'ncı maddede;
Birinci askeri yasak bölgeler içinde veya nöbet yerlerinde, karakollarda, kışlalarda, karargahlarda, askeri kurumlarda, yerleşme veya konaklama amacıyla kullanılan bina veya mahaller içinde; askerlere fiilen taarruzda bulunanlar, şovenler veya hakaret edenler veyahut askerlik görevlerine ilişkin işleri yapmaya veya yapmamaya zorlamak için şiddet veya tehdide başvuranlar Türk Ceza Kanununun bu fiillere ilişkin 188, 190, 191, 254, 255, 256, 257, 258, 260, 266, 267,268, 269, 271, 272 ve 273'üncü maddeleri uyarınca cezalandırılırlar.
Nöbetçi, devriye, karakol, inzibat, askeri trafik, kolluk veya kurtarma ve yardım görevi yapan askerlere karşı bu görevleri yaptıkları sırada yukarıdaki fıkrada yazılı suçları işleyenler aynı kanun maddeleri ile cezalandırılırlar.
Umumi emniyet ve asayişi korumaya ilişkin önleyici ve adli zabıta görevlerini ifa ettikleri sırada jandarma subay, astsubay, erbaş ve erlerine karşı işlenen suçlarda yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. düzenlemesi yer almaktadır.
Sanığın cezalandırılmasının istenildiği mülga 765 sayılı TCK'nın 266 ve 269'uncu maddeleri, ASCK.'nın Ek-6'ncı maddesinde teker teker sayılmak suretiyle belirtilen maddeler arasında yer almakla birlikte, Ek-6'ncı maddenin ne zaman, nasıl ve hangi amaçla yürürlüğe konulduğuna bakıldığında;
Ek-6'ncı maddenin gerekçesinde yer alan, Asker olmayan kişilerin (sivillerin), kanunla gösterilen görevlerini ifa ettikleri sırada veya kanunda gösterilen görevlerini ifa sırasında bu kişilere (asker kişilere) karşı işleyecekleri suçlardan dolayı bir tecrime tabi tutulmaları hususu öngörülmüştür. şeklindeki ifadeden, bu maddenin sivil kişilerin asker kişilere karşı işledikleri hangi suçlarından dolayı askeri mahkemelerde yargılanacaklarım belirlemek amacıyla konulduğu, düzenlemenin de bu doğrultuda yapıldığı anlaşılmaktadır.
353 sayılı Kanun'un Asker olmayan kişilerin askeri mahkemelerde yargılanmaları başlıklı 11 'inci maddesinin (B) bendinde, 08.06.1972 tarihli ve 1596 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle ASCK.'nın Ek-6'ncı maddesi hükmünün aynen tekrarlanmak suretiyle, asker olmayan kişilerin askeri mahkemede yargılanma koşulları belirlenmiştir.
Uyuşmazlık Mahkemesi de kararlarında, asker olmayan (sivil) kişilerin askeri mahkemelerde yargılanma koşullarını belirleyen düzenlemenin, 353 sayılı Kanun'un 11 ve ASCK.'nın Ek-6'ncı maddeleri olduğunu kabul etmiştir (05.06.2006 tarihli, 2006/15-13; 10.07.2006 tarihli, 2006/19-19; 03.05.2004 tarihli, 2004/11-11; 17.11.2003 tarihli, 2003/62-62; 29.09.2003 tarihli, 2003/45-45; 07.10.2002 tarihli, 2002/65-49; 24.06.2002 tarihli, 2002/38-30; 09.07.2001 tarihli, 2001/78-88; 23.10.2000 tarihli, 2000/44-43; 23.10.2000 tarihli, 2000/43-42; 03.07.2000 tarihli, 2000/27-27; 03.07.2000 tarihli, 2000/23-23; 19.06.2000 tarihli, 2000/21-20; 19.06.2000 tarihli, 2000/10-10; 06.03.2000 tarihli, 2000/7-5; 27.12.1999 tarihli, 1999/44-49; 16.04.1999 tarihli, 1999/3-3 ve 04.10.1996 tarihli, 1996/37-37 Esas ve Karar sayılı kararları bu yöndedir).
Ancak, 353 sayılı Kanun'un 11'inci maddesi, 29.06.2006 tarihli ve 5530 sayılı Kanun'un 3'üncü maddesiyle değiştirilerek, Yabancı asker kişilerin askeri mahkemelerde yargılanmaları başlığı altında, uluslararası anlaşmalar gereğince yabancı asker kişilerin askeri mahkemede yargılanmalarını gerektiren suçları hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasının Milli Savunma Bakanının iznine bağlı olduğu düzenlenmiştir.
Öte yandan, 353 sayılı Kanun'un 13'üncü maddesi, 5530 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesiyle değiştirilerek, Askeri Ceza Kanunu'nun 55, 56, 57, 58, 59, 61, 63, 64, 75, 79, 80, 81, 93, 94, 95, 114 ve 131'inci maddelerinde yazılı suçların, askeri mahkemelerin yargı yetkisine tabi olmayan sivil kişiler tarafından barış zamanında işlenmesi halinde, bu kişilerin yargılanmalarının adli yargı mahkemeleri tarafından, Askeri Ceza Kanunu hükümleri uygulanmak suretiyle yapılacağı belirtilmiştir.
353 sayılı Kanun'un Savaş halinde askeri mahkemenin görevi başlıklı 14'üncü maddesinin (G), (H) ve (I) bentlerinde de 5530 sayılı Kanun'un 5'inci maddesiyle değişiklik yapılarak; Askeri Ceza Kanunu'nun 55, 56, 57, 58, 59, 63, 64, 75, 78, 80, 81, 93, 94, 95, 100, 101, 102, 124, 125 ve 127'nci maddelerinde yazılı suçlara ait davalar ile ilan olunan harekat bölgesinde, birinci derece askeri yasak bölgeler içinde veya nöbet yerlerinde, karakollarda, kışla ve karargahlarda, askeri kurumlarda, yerleşme ve konaklama amacıyla kullanılan bina ve mahaller içinde askerlere karşı işlenen 5237 sayılı TCK'nın 86, 106, 108, 113, 125 ve 265'inci maddelerinde yazılı suçlara ait davalara ve nöbet, devriye, karakol, inzibat, askeri trafik, kolluk veya kurtarma ve yardım görevi yapan askerlere karşı bu görevleri yaptıkları sırada işlenen (H) bendinde yazılı suçlara ait davalara askeri mahkemelerde bakılacağı öngörülmüştür.
Yapılan bu değişikliklerle, sivillerin barış döneminde askeri mahkemede yargılanmalarına son verilmesi amaçlanmıştır. O halde, sivil kişilerin olağan dönemlerde askeri mahkemelerde yargılanmalarını sağlamak amacıyla konulan ASCK.'nın Ek-6'ncı maddesinin, 5530 sayılı Kanunla 353 sayılı Kanun'un 11, 13 ve 14/G,H,I madde ve bentlerinde yapılan değişiklikler sonucunda bu gün için uygulanma kabiliyeti kalmamıştır (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 19.06.2008 tarihli, 2008/107-113 Esas ve Karar sayılı kararı da bu yöndedir).
Açıklanan nedenlerle; mülga 765 sayılı TCK'nın 266/1'inci maddesinde düzenlenen Cebir ve şiddet ile görevli memura fiilen taarruz ve hakaret suçu 25.05.1972 tarihli ve 1590 sayılı Kanunla ASCK.'ya eklenen Ek-6'ncı maddede sayılan suçlar arasında yer almakla birlikte, Ek-6'ncı maddenin asker olmayan kişilerin (sivillerin) askeri mahkemelerde yargılanmalarını sağlamak amacıyla konulduğu, maddedeki düzenlemenin askeri şahıslarla ilgisinin bulunmadığı, dolayısıyla sanığa atılı suçun askeri suç niteliği taşımadığı, 5530 sayılı Kanunla 353 sayılı Kanun'un 11, 13 ve 14/G, H, I madde ve bentlerinde yapılan değişiklik sonucunda asker olmayan kişilerin barış zamanında askeri mahkemelerde yargılanmalarına son verilmiş olması karşısında, ASCK.'nın Ek-6'ncı maddesinin bugün için uygulanma kabiliyetinin de kalmadığı gözetildiğinde, 14.09.2005 tarihinde emekli olması nedeniyle TSK ile ilişiği kesilen sanığa atılı suçun askeri bir suç olmaması ve askeri bir suça da bağlı bulunmaması nedeniyle 353 sayılı Kanun'un 17'nci maddesi gereğince Askeri Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından; Başsavcılık itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy