(353 S. K. m. 207, 221, 222) (1632 S. K. m. 66) (5271 S. K. m. 231, 232) (AYİBK. 05.03.2004 T. 2004/1 E. 2004/1 K.)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; kısa kararda, sanığın Firar suçunu işlediği kabul edilmesine karşın, temel cezanın izin tecavüzü suçunun düzenlendiği ASCK'nın 66/1-b madde ve bendine göre belirlenmesinin ve gerekçeli hükümde de İzin tecavüzü suçunu işlediğinin kabul edilmesinin hükmün bozulmasını gerektirip gerektirmediğine ilişkindir.
Daire; gerekçeli hükümde sanığın izin tecavüzü suçunu işlediğinin açıkça kabul edilmesi ve asıl olan kısa karardaki uygulama maddesinin de sanığa yüklenen suça uygun ve doğru olması karşısında, son karara etkisi olmayan bu hatanın hükmün bozulmasını gerektirmediğini kabul ederken;
Başsavcılık; kısa kararda sanığın Firar suçunu işlediği kabul edilmesine rağmen, izin tecavüzü suçunun düzenlendiği ASCK'nın 66/1-b maddesi gereğince uygulama yapılmasının esasa etkili bir usule aykırılık teşkil ettiğini ve hükmün bozulmasını gerektirdiğini ileri sürerek Daire kararına itiraz etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; sanık hakkında, 18.10.2008 tarihinde gönderildiği 10 gün süreli kanuni izinden, tanınması gereken 4 günlük yol süresi de dikkate alındığında, 01.11.2008 günü sonuna kadar dönmesi gerekirken dönmeyip, 21.04.2009 tarihinde yakalanmak suretiyle 02.11.2008-21.04.2009 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği iddiasıyla ve ASCK'nın 66/1-b maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, Askeri Mahkemece, duruşma tutanağındaki kısa kararda, Sanık J.Er B.G.'nin 02.11.2008-21.04.2009 tarihleri arasında temadi eden müsnet yakalanmakla son bulan firar suçunu işlediği sabit görüldüğünden, eylemine uyan ASCK'nın 66/1-b maddesi uyarınca ... CEZALANDIRILMASINA, ... karar verildiği anlaşılmaktadır.
5271 sayılı CMK'nın 231/1'inci maddesinde, Duruşma sonunda, 232'nci maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır. düzenlemesine yer verilmiştir.
353 sayılı Kanun'un 5530 sayılı Kanun ile değişik 221/1'inci maddesinde, Askeri Yargıtay, temyiz edilen hükmü, hükmü etkileyecek nitelikteki hukuka aykırılıklar nedeniyle bozar.;
Kanun'un 222'nci maddesinde de, Askeri Yargıtay temyiz dilekçe, beyan ve layihasında ve tebliğnamede ileri sürülen hususları ve bunlar dışında hükmün esasına dokunacak derecede hukuka aykırı hallerin bulunup bulunmadığını inceler. hükümleri yer almaktadır.
Görüldüğü gibi, Askeri Yargıtayca temyiz incelemesi yapılırken tespit edilen hukuka aykırılıklar hükmü etkileyecek ve hükmün esasına dokunacak derecede ise bozma karan verilecek, bu derecede bir hukuka aykırılığın bulunmaması halinde ise, bozma sebebi yapılmayıp, işaret veya tenkit etmekle yetinilmesi gerekecektir.
Nitekim, Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 05.03.2004 tarihli, 2004/1-1 Esas ve Karar sayılı kararında, Hükmün yalnızca sanık lehine temyiz edilmiş olduğu hallerde, 353 sayılı Kanun'un 207'nci maddesinde belirtilen mutlak bozma nedenleri ile suç vasfının ve teselsül halinin belirlenmesindeki kanuna aykırılık halleri hariç olmak üzere, a) Son karara etkisiz olan, b) Sadece cezayı ağırlaştırma sonucunu doğuran, c) İnfaz muhakemesi ile giderilmesi mümkün olan hukuka aykırılıkların bozma sebebi yapılmayarak, kanuna aykırılığa işaret edilmesiyle yetinilmesine... karar verilmiştir.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olaya bakıldığında; sanığın, izin tecavüz suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı, yargılama sonunda duruşma tutanağına geçirilen ve asıl olan kısa kararda Firar suçunu işlediği kabul edilmekle birlikte, ASCK'nın izin tecavüzü suçuna ilişkin 66/1-b maddesinin tatbiki suretiyle hüküm kurulduğu ve tefhim edildiği görülmektedir. Her ne kadar gerekçeli hükümde suç ismi ve sanığın eylemi iddianameye ve maddi olaya uygun şekilde İzin tecavüzü olarak belirtilmiş ise de, kısa karardaki söz konusu hukuka aykırılık suç vasfına ilişkin olup, kısa kararın kendi içerisinde ve kısa karar ile gerekçeli hüküm arasında yaratılan çelişkinin, firar ve izin tecavüzü suçlarına ilişkin zamanaşımı gibi hususlarda farklı sonuçlara yol açabilecek olması nedeniyle hükmü etkileyecek, hükmün esasına dokunacak nitelikte olduğu ve hükmün bozulmasını gerektirdiği sonucuna varıldığından; Başsavcılık itirazının kabulü ile Daire kararının kaldırılmasına ve hükmün usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Öte yandan, duruşma tutanağındaki kısa kararın, hiçbir değişiklik yapılmadan gerekçeli hükmün hüküm fıkrasına aktarılması gerekirken, hükmün tefhimine ilişkin son paragrafın değiştirilerek aktarılmış olması da hatalı olup, tek başına hükmün bozulmasını gerektirmemekle birlikte, diğer bozma nedeni karşısında bu usule aykırılık nedeniyle de hükmün bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy