(2709 S. K. m. 138) (1632 S. K. m. 87) (5271 S. K. m. 217) (353 S. K. m. 96)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlık; reçetesiz ilaç kullandıkları iddia edilen sanıkların eylemlerinin emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkindir.
Daire; birlik komutanlığının doktor tavsiyesi dışında ve reçetesiz ilaç kullanımının yasaklanmasına yönelik emrinin, yeşil veya kırmızı reçeteli ilaçları kapsayacak şekilde somutlaştırılmamış olması nedeniyle sanıkların eylemlerinin emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturmayacağını ve disiplin tecavüzü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kabul ederken;
Başsavcılık; söz konusu emrin hizmete ilişkin olduğunu ve sanıkların ilaçları kullanmaları sonucunda hastalanmış olmaları da dikkate alındığında, eylemlerinin emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturduğunu ileri sürerek Daire kararına itiraz etmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinde; birlik komutanlığınca J. Onb. O.Ş.'ye 19.5.2003 ve J. Er E.S.'ye 19.05.2003 tarihinde tebliğ edilen Emniyet ve Kaza Önleme Özel Talimatında Reçetesiz ilaç kullanmayacağım ve Doktor tavsiyesi dışında ilaç kullanmayacağım şeklinde emirler yer aldığı, 11.05.2004 tarihinde temyize gelmeyen sanık J. Er AY.'nin belinde ve boynunda kasılmalar meydana gelmesi üzerine Ermenek Devlet Hastanesine sevk edildiği, yapılan muayenesi sonucunda Lumbago teşhisi konulup, reçetesi verilerek 3 gün istirahat raporuyla taburcu edildiği, ancak kasılmalarının devam etmesi ve diğer sanıklarda da kasılmalar başlaması üzerine ertesi gün tüm sanıkların önce Ermenek Sağlık Ocağına, ardından Devlet Hastanesine ve oradan da İlaç intoxikasyonu teşhisiyle Konya Asker Hastanesine sevk edildikleri, yapılan muayenelerinde, kendi beyanlarına dayanılarak 2 adet norodol + 2 adet akineton alımı, halen şikayeti yok sağlam raporu düzenlenerek taburcu edildikleri, yapılan araştırmada, Akineton isimli ilacın yeşil reçete ile satılan, parkinson ve benzeri hastalıkların ve ayrıca psikiyatrik hastalıkların bazılarında kullanılan ilaçların ortaya çıkardığı hareket bozukluklarının tedavisinde kullanıldığının, Norodol isimli ilacın ise, alkol psikozları ve şizofreni tedavisinde kullanılan ve normal reçete ile satılan bir ilaç olduğunun, söz konusu ilaçların uyuşturucu madde niteliğinde olmadığının, ancak kontrolsüz kullanılmalarının alışkanlık ve bağımlılığa yol açabildiğinin tespit edildiği, anlaşılmaktadır.
Ceza muhakemesinin amacı, uyuşmazlığa konu olan maddi gerçeğin adil yargılama kuralları çerçevesinde araştırılarak, sabit görülen ihlallerin hukuki kalıplar içerisinde yaptırıma bağlanmasından ibarettir. Ceza muhakemesinde asıl olan, öncelikle maddi vakanın doğru bir şekilde ortaya konulması, bilahare hukuki niteleme yoluna gidilmesidir. Soruşturma ve kovuşturma makamları, idari birimlerin bildirdiği şüpheli bilgilerle yetinmeyip, bizzat araştırmayı yapmak veya yaptırmakla yükümlüdürler.
Anayasanın 138/1'inci maddesinde, Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler;
5271 sayılı CMK.'nın 217/1'inci maddesinde de, Hakim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hakimin vicdani kanaatiyle serbestçe takdir edilir. hükümleri yer almaktadır.
Vicdani delil sisteminde mahkumiyet kararı verilebilmesinin temel ölçütü, maddi gerçeğin belirlenmesi noktasında her türlü şüpheden arınmış vicdani kanaattir. Vicdani kanaat, hakimin duygu ve düşünceleriyle değil, somut, objektif, makul, mantıklı ve amaca elverişli gerçek deliller üzerine inşa edilebilir. Bunda başarılı olunamaması halinde, şüpheden sanık yararlanacaktır.
353 sayılı Kanun'un 96/3'üncü maddesi de, Sanık suçunu itiraf etse bile, öz vakıanın soruşturulması gerekir. hükmünü amirdir. Ceza muhakemesinde, soyut ikrarın, somut delillerle desteklenmedikçe, mahkumiyete elverişli bir delil olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; haklarında düzenlenen vaka kanaat raporlarında, Kendini askerliğe elverişsiz hale getirmek suçunu işledikleri belirtilen, Uyuşturucu madde kullanmak suçundan soruşturma emri verilen, ancak Emre itaatsizlikte ısrar suçundan kamu davası açılan sanıkların, aşamalardaki sorgu ve savunmalarında, 10.05.2004 günü saat 18.00 sıralarında koğuşta bulundukları sırada, J. Er E.S.'nin o gün çıktığı devriye görevi sırasında temin ettiği Akineton ve Norodol isimli ilaçlardan ikişer adet içtiklerini, kalan ilaçlan tuvalete attıklarını beyan ettikleri, ancak ilaç içtiklerini gören herhangi bir tanık bulunmadığı gibi, ilaç içtiklerine dair adli raporlar kendi beyanlarına göre düzenlenmiş olup, söz konusu ilaçları içtiklerinin tıbbi olarak tespitine yönelik dava dosyasında bir tetkik veya muayene bulgusuna ilişkin somut bir delil yer almadığı görülmektedir.
Sanıkların sabit kabul edilen eylemlerine ilişkin olarak aşamalardaki soyut ikrarlarını destekleyen elverişli ve yeterli (somut) delil bulunmadığı, adli raporların ve olay tespit tutanağının sanıkların beyanları doğrultusunda düzenlendiği, beyanlarının doğru olup olmadığı ve ortaya çıkan rahatsızlığa gerçekte neyin (ilaçların mı, uyuşturucu veya başka bir maddenin mi?) sebebiyet verdiği konusunda ve dolayısıyla maddi olayın (öz vakanın) tespitine yönelik tıbbi bir inceleme ve araştırma yapılmadığı, soyut ikrar ve iddiaya dayalı olarak hüküm kurulduğu, aradan geçen zaman dikkate alındığında, bu aşamadan sonra maddi olaya ilişkin delil elde edilmesinin de mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, dava dosyasında maddi olayın ve dolayısıyla sanıkların eylemlerinin ne olduğunun açık ve kesin bir şekilde ortaya konulamadığı anlaşılmakla, farklı gerekçeye dayanmakla birlikte, mahkumiyet hükümlerinin esastan bozulmasına ilişkin Daire kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından; Başsavcılık itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy