(5237 S. K. m. 30, 35)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; askeri eşyayı çalmaya teşebbüs etmek suçu ile mağdurlar P.Er O.T. ve P. Er E.C.'ye karşı işlenmiş olan arkadaşının bir şeyini çalmaya teşebbüs etmek suçlarında teşebbüs hükmünün uygulanıp uygulanamayacağına ilişkin bulunmaktadır.
Daire; eylemlerin tamamlanmamış olduğunu ve TCKnın 35inci maddesinin uygulanmış olmasının hukuka uygun olduğunu kabul etmişken, Başsavcılık; eylemlerin tamamlanmış olduğu ve TCKnın 35inci maddesinin uygulanmış olmasının hukuka aykırı olduğu görüşündedir.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle olayın oluş şeklinin incelenmesi gerekmektedir.
Dosya içeriğine göre; 17.11.2006 günü sabahı bazı askerlerin para ve eşyalarının çalındığının belirlenmesi ve bu olayların faili olarak aynı gün çarşı iznine çıkacak olan sanıktan şüphelenilmesi üzerine, çarşı iznine çıkmak için nizamiyede bulunan sanığın üstünde yapılan aramada; 132,25 TL para, E.C.ye ait Oyakbank banka kartı, O.T.ye ait cep telefonu, bir adet flash disk ve diğer bazı eşyaların ele geçirildiği anlaşılmaktadır.
Sanık, Birlik Komutanlığınca alınan ifadesinde suçlamayı kabul etmiş; Askeri Savcı tarafından alınan ifadesinde, bir miktar parayı, flash diski ve banka kartını arkadaşı M.K.nin kendisine verdiğini ve flash diski satmasını istediğini söylemişken, kovuşturma aşamasındaki ifadesinde ise bunları tuvalette bulduğunu beyan etmiştir.
Mağdurlardan P.Çvş. S.T. ifadelerinde; olay günü gecesi koğuştaki pantolonunun cebinden bankamatik kartı, P.Yb. T.A.ya ait flash disk ve bir miktar paranın çalındığını beyan etmiş; daha sonra yapılan araştırmada bu flaş diskin Birlik Komutanlığına ait olduğu belirlenmiştir.
Cep telefonunun sahibi olan O.T., ifadelerinde; cep telefonunun sivil eşya deposundaki çantasından 17.11.2006 tarihinden birkaç gün önce çalındığını, durumu Bölük Komutanına bildirdiğini, daha sonra bir telefon bulunduğunu öğrenince Bölük Komutanına giderek telefonun kendisine ait olabileceğini söylediğini, yapılan araştırmada telefonun kendisine ait olduğunun anlaşıldığını ve sanığın suçunu ikrar ettiğini beyan etmiştir.
Mağdur E.C., kovuşturma aşamasındaki ifadesinde, suçlamanın doğru olduğunu, parasıyla birlikte bankamatik kartının çalındığını ve daha sonra bunların iade edildiğini beyan etmiştir.
Sanığın çevirmeli beyanları, mağdurların ve tanıkların anlatımları ile diğer kanıtlardan, sanığın, O.T.ye ait cep telefonunu, muhtemelen17.11.2006tarihinden birkaç gün önce belirlenemeyen bir günde sivil eşya deposundaki çantasından; Birlik Komutanlığına ait bir adet flash diski ve mağdur P.Çvş. S.T.ye ait bir miktar parayı, 17.11.2006 günü gecesi mağdur P.Çvş. S.T.nin koğuştaki pantolonundan; Oyakbank banka kartını ise E.C.den çaldığı anlaşılmaktadır.
Askeri eşyayı çalmaya teşebbüs etmek suçuyla ilgili değerlendirmeTCKnın 30uncu maddesinin birinci fıkrası, fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz, hükmünü içermekte olup, inceleme konusu olayda, askeri eşyayı çalmak suçunun oluşumu için, sanığın, çaldığı eşyanın askeri eşya niteliğinde olduğunu bilmesi ya da bilebilecek durumda olması gerekmektedir.
P.Çvş. S.T. üzerinden çalınan para nedeniyle sanık hakkında üstünün bir şeyini çalmak suçundan dava açılmış ve bu suça teşebbüs etmek suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuşken; aynı kişi üzerinden aynı anda çalınmış olan flash diskin Yb. T.A.ya ait olduğundan bahisle üstünün bir şeyini çalmak suçundan ayrıca dava açıldığı, bu eşyanın Birlik Komutanlığına ait olduğunun belirlenmesi üzerine de askeri eşyayı çalmaya teşebbüs etmek suçundan mahkûmiyet hükmü kurulduğu görülmekte olup; sanığın, P.Çvş. S.T.nin koğuştaki pantolonunun cebinden parayla birlikte aldığı flash diskin Birlik Komutanlığına ait olduğunu bilebilecek durumda olup olmadığı hususunda hiçbir değerlendirme yapılmadan, sanığın bunu bildiği ve ayrı bir kasıtla bu suçu da işlediği sonucunu doğuracak şekilde, P.Çvş. S.T.nin parasını çalmaya teşebbüs etmek suçu yanında, ayrıca askeri eşyayı çalmaya teşebbüs etmek suçunu da işlediğinin kabulü, kanıtlara ve hukuka uygun bulunmamaktadır.
Kurulumuzca; dosya içeriğine göre, sanığın, anılan eşyanın (flash diskin) Birlik Komutanlığına ait olduğunu bilmediği kabul edildiğinden, bu eyleminin de P.Çvş. S.T.nin bir şeyini çalmak suçu kapsamında değerlendirilmesi bakımından, askeri eşyayı çalmaya teşebbüs etmek suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün bozulması gerekmiştir.
Arkadaşının bir şeyini çalmaya teşebbüs etmek suçlarıyla ilgili değerlendirme Sanığın, mağdurlar P.ErO.T.ye ait cep telefonunu, P.ErE.C.ye ait banka kartını çaldığı ve bu eşyaların çarşı iznine gitmek üzere nizamiyeden çıkış yaptığı sırada üzerinde ele geçirildiği hususunda bir kuşku bulunmamaktadır.
Bu suçların tamamlanmış veya teşebbüs aşamasında kalmış olduğunun belirlenmesi için, arkadaşının bir şeyini çalmak suçunun ne şekilde tamamlanacağının incelenmesi gerekmektedir.
ASCKnın 132nci maddesinde, üstünün, arkadaşının veya astının bir şeyini çalanların cezalandırılacakları hüküm altına alınmış, çalma veya bir başka deyişle hırsızlık eylemiyle ilgili unsurlara yer verilmemiştir.
Askeri Ceza Kanununa göre genel nitelikte olan TCKnın Hırsızlık başlığı altında düzenlenen 141inci maddesinde ise, zilyedinin rızası olmadan, başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alanların cezalandırılacağı öngörülmüştür.
Bu maddenin gerekçesinde; madde metninde hırsızlığın temel şeklinin tanımlandığı, suçun oluşması için malın zilyedinin rızasınınbulunmaması gerektiği, failin kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak amacıyla hareket etmesinin yeterli olduğu, yararın maddi veya manevi olabileceği gibi fiilen temininin de gerekmediği; almak fiilinden maksadın, suç konusu mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, zilyetlikten doğan tasarruf haklarının kullanmasının olanaksız hale gelmesi olduğu, zilyedin tasarruf olanağı kalkınca suçun da tamamlanmış olacağı açıklanmıştır.
Bu açıklamalara göre, hırsızlık suçunun oluşması için, mağdurun mal üzerindeki zilyetliğine son verilmiş ve zilyetlikten doğan haklarını kullanamaz hale getirilmiş olması yeterli olup; dava konusu olaylarda da, sanığın, mağdurların suça konu eşyaları üzerindeki zilyetliklerine son verdiği ve onları mal üzerinde tasarruf yapamaz hale getirdiği kolayca görülebilmektedir.
Askeri Mahkemece; sanıktan şüphelenilmiş ve mağdur tanıklar tarafından takibe alınmış olması, eşyaların kaybolmasıyla sanıkta yakalanması arasındaki sürenin kısa olması, eşyaların kışla içinde kullanılmasının mümkün olmaması ve yararlanmanın ancak kışla dışına çıkınca mümkün olması gerekçe gösterilerek, eylemlerin teşebbüs aşamasında kaldığı; Daire tarafından da, benzer gerekçelerle bu uygulamanın hukuka uygun olduğu kabul edilmiş ise de; suçun tamamlanmış sayılması için, yararlanmanın gerçekleşmesinin gerekmediği madde gerekçesinde açıkça izah edilmiş olup, hırsızlık suçunun tamamlanmasından sonra sanıktan şüphe duyulması ve olayın ortaya çıkarılması için gerekli önlemlerin alınmasının, suçun unsurlarıyla ilgisi bulunmamakta; bunların, suçun işlenmesinden sonraki doğal faaliyetler olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dolayısıyla, tamamlanmış olan suçlar hakkında teşebbüs hükümlerinin uygulanmış ve buna ilişkin mahkûmiyet hükümlerinin onanmasına karar verilmiş olması da hukuka aykırı bulunmaktadır.
Bu sebeplerle, Daire kararının kaldırılmasına ve mağdurlar P.Er O.T. ve P.ErE.C.ye karşı işlenmiş olan arkadaşının bir şeyini çalmaya teşebbüs etmek suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerinin ayrı ayrı bozulmasına karar verilmiştir.
Askeri Mahkeme tarafından, sanığın bütün eylemlerinin17.11.2006tarihinde işlenmiş olduğu kabul edilmiş ise de; O.T.ye ait cep telefonunun yukarıda açıklandığı gibi 17.11.2006 tarihinden birkaç gün önce çalındığı anlaşıldığından, bu suçun işlendiği tarihin belirlenmesindeki hatanın da giderilmesi gerektiğine işaret edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy