(1632 S. K. m. 66, 68)
Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlık, sanığın, yakalandığı sırada birliğine katılma iradesini ortaya koyacak yeterli davranışlar içinde olup olmadığına ilişkin bulunmaktadır.
Daire, sanığın birliğine katılma (dehalet) iradesiyle hareket etmekte iken yakalanmış olduğu ve eyleminin 477 sayılı Kanun'un 50/B maddesi kapsamında kısa süreli izin süresini geçirmek suçunu oluşturacağının kabulüyle, mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar vermiş iken; Başsavcılık, sanığın birliğe katılma iradesini ortaya koyacak yeterli kanıt bulunmadığı ve eylemin ASCKnın 68inci maddesinde yazılı suçu oluşturacağı görüşündedir.
Dosyada mevcut kanıtlara göre; Çorludaki birliğinde askerlik görevini yapmakta olan sanığın, 8.2.2011 tarihinde saat 09.08de yol dahil altı gün izinli olarak Kayseriye gönderildiği, daha önceki izinlerinde yol süresi kullanmamış olması sebebiyle Çorlu-Kayseri arası dört günlük gidiş-dönüş yol süresi de ilave edildiğinde, 18.2.2011 günü saat 09.08e kadar birliğine katılması gerekirken katılmadığı, 20.2.2011 günü saat 20.30 sıralarında; kendisine verilmiş olan bir cep telefonunu iade etmediği gerekçesiyle hakkında yapılan şikayet üzerine polisler tarafından yapılan araştırmada, aynı gün saat 21.00de ...Turizme ait otobüsle, birliğine katılmak üzere ilden ayrılacağının öğrenilmesi üzerine, Kayseri şehirler arası otobüs terminali içinde yakalandığı anlaşılmakta olup; bu konuda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Bilirkişi olarak dinlenen psikiyatri uzmanının beyanlarıyla, sanığın askerliğe elverişlilik ve cezai ehliyet durumunu etkileyecek psikiyatrik bir durumunun olmadığı belirlenmiştir.
Askeri Yargıtayın yerleşik kararlarıyla kabul edildiği üzere; firar ve izin süresini geçirmek gibi temadi eden (bir süre devam etmekte olan) suçlarda, eylem; kendiliğinden gelme, teslim olma, yakalanma ve failin asker kişi statüsünün hukuken ortadan kalkmasıyla sona ermektedir.
Bunlardan kendiliğinden gelme ve teslim olma hallerinde, failin, eylemini kendi iradesiyle sona erdirmesi hali söz konusu iken, yakalanma ve asker kişi statüsünün hukuken sona ermesi hallerinde, eylem, failin iradesi dışındaki sebeplerle sona ermektedir.
Failin, eylemini kendi iradesiyle sona erdirmesi, kaçaklığın devam ettiği süreye (temadi süresine) bağlı olarak bazen daha hafif bir suçu oluşturmakta, bazen de indirim sebebi olarak kabul edilmektedir. Eylem, izin süresini geçirmek suçunda altı günden, firar suçunda yedi günden az sürmüş ve yakalanmanın dışındaki hallerden birinin gerçekleşmesiyle son bulmuşsa, ASCKnın 68inci maddesindeki suç yerine 477 sayılı Kanun'un 50nci maddesi kapsamında kısa süreli izin süresini geçirmek veya kaçmak suçları oluşmakta; altı haftadan az sürmüşse, bu takdirde, ASCKnın 66ncı maddesi uyarınca belirlenecek ceza, ASCKnın 73üncü maddesi uyarınca yarıya kadar indirilebilmektedir.
Failin, eylemini kendiliğinden gelmekle sona erdirdiğinin kabulü için, davranışlarıyla bu iradesini hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya koyduğunun belirlenmesi gerekmektedir.
Dava konusu olayda da, sanığın eylemini kendi iradesiyle sonlandırmak istediği kabul edildiği takdirde, eyleminin 477 sayılı Kanun'un 50/B maddesi kapsamında kısa süreli izin süresini geçirmek disiplin suçunu oluşturacağında kuşku bulunmamaktadır.
Sanık bütün ifadelerinde ve savunmasında; birliğine dönmek için otobüs terminalinde bulunduğunu, otobüs bileti almış olduğunu ve otobüsünün saat 21.00de hareket edecek olduğunu, ancak 20.30da yakalandığını beyan etmiştir.
Sanığın, hakkında bir başka eylem nedeniyle yapılan şikayet üzerine Kayseride otobüs terminalinde yakalandığında, bu sırada birliğinin bulunduğu Çorlu ilçesine otobüs bileti almış olduğu ve otobüsünün saat 21.00de kalkacağının belirlendiği konusunda kuşku bulunmamakla birlikte; Çorluya otobüs bileti almış olmasının mutlaka birliğine katılacağı anlamına gelmemesi, böyle bir niyeti olsa bile, otobüsün hareket saatinden önce ya da yolculuk süresi ve güzergahı boyunca, birliğine katılmaktan vazgeçmesinin her an mümkün bulunması ve birliğine katılma iradesinin kesinliğinin yeterince ortaya konulmamış, diğer bir ifadeyle, birliğine katılmış (teslim olmuş) sayılmasını, böyle bir yargıya varılmasını gerektirecek bir halin henüz gerçekleşmemiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, eylemine kendi iradesiyle son verdiğinin kabulü mümkün görülmemiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy