(1632 S. K. m. 132) (5237 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 230) (353 S. K. m. 207)
Daire ile Askeri Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanığın sözleşmeli personel olan mağdureye yönelik olarak işlediği hırsızlık eyleminin, ASCKnın 132nci maddesi kapsamında arkadaşının bir şeyini çalmak suçunu mu, yoksa TCK 141 ve devamındaki maddeler kapsamında hırsızlık suçunu mu oluşturacağına ilişkin bulunmaktadır.
Daire, eylemin mağduru olan kişinin, sanığın astı, üstü veya aynı rütbedeki arkadaşı olmadığı, dolayısıyla eylemin ASCKnın 132nci maddesindeki suçu oluşturmayacağı görüşünde iken; Askeri Mahkeme, eylemin ASCKnın 132nci maddesindeki suçu oluşturacağı görüşündedir.
Uyuşmazlık konusunun çözümünden önce, Askeri Mahkemece direnilmek suretiyle verilmiş olan mahkumiyet hükmünde, bozma kararına iştirak edilmemesine ve önceki hükümde ısrar edilmesine ilişkin yeterli gerekçeye yer verilip verilmediği hususu incelenmiş; gerekçeli hükümde önceki mahkumiyet hükmüne ilişkin gerekçenin aynen tekrarlandığı, bozma sebeplerine neden iştirak edilmediğine ilişkin olgu veya hukuki görüşlere yer verilmediği, sadece Hüküm fıkrasında: ... Mahkememizce verilen 26.01.2010 tarihli, 2010/340-20 esas ve karar sayılı gerekçeli hükümde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, Arkadaşının eşyasını çalmak suçunun tüm unsurları ile oluştuğu ve suç vasfının doğru değerlendirildiği vicdani kanaatine varılmakla ... şeklinde bir açıklamaya yer verildiği görülmüştür.
Anayasanın 141/3 ve CMKnın 34/1inci maddeleri uyarınca, kararların gerekçeli olarak yazılması, karşı görüşlerin gerekçelerinin de gösterilmesi gerekmektedir.
5271 sayılı CMKnın 230uncu maddesinde; mahkumiyet ve beraat hükmü ile ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar gösterilmiş, ayrıca bunlar dışında bir karar veya hüküm verilmesi halinde, bunun nedenlerinin de gerekçede gösterileceği belirtilmiştir.
353 sayılı Kanun'un 207/3-G maddesinde, hükmün gerekçeden yoksun olması, hukuka kesin aykırılık hali olarak sayılmış bulunmaktadır.
Gerekçe, kararın alınmasını gerektiren hukuki ve maddi sebeplerdir.
Yargı yetkisini kullanan mahkemeler tarafından verilecek her türlü kararın, sebep ve sonuçları bakımından açık ve anlaşılır olması; karara dayanak teşkil eden hukuk kurallarının, kanıtların, bunlar arasındaki tercihlerin ve takdir haklarının kullanılmasına ilişkin bütün hukuki ve yasal sebeplerin gösterilmesi, hukuk devleti ilkesinin zorunlu bir gereğidir.
Bu zorunluluk; ilgili kişiler bakımından kararın sebepleriyle öğrenilmesi, değerlendirilmesi, kanun yolu hakkının kullanılması veya kullanılmaması bakımından önemli olduğu gibi; kamunun bilgilenmesi, sağlıklı bir kanun yolu denetiminin yapılabilmesi ve adil yargılamanın sağlanması bakımından da önem arz etmektedir.
Bozma kararına uyulmaması halinde de, bunun sebeplerinin gösterilmesi, bozma kararında gösterilen gerekçelere hangi sebeplerle iştirak edilmediğinin açıklanması zorunlu bulunmaktadır.
Askeri Mahkemece, bozma sebeplerine neden iştirak edilmeyip, önceki hükümde ısrar edildiğine ilişkin olgu veya hukuki görüşlere hiç yer verilmeden, bozma kararına uymama (direnme) sebebi olarak, önceki hükümde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, arkadaşının eşyasını çalmak suçunun tüm unsurları ile oluştuğu ve suç niteliğinin doğru değerlendirildiği şeklindeki, bozmaya konu ilk hükmün gerekçesine gönderme yapılmakla yetinilmesinin, yasal ve hukuki bir gerekçe olarak kabul edilmesi mümkün olmadığından, mahkumiyet hükmünün usul yönünden bozulmasına karar verilmiş; bozma nedeni karşısında diğer yönlerden inceleme yapılmamıştır.
Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun; 11.02.2010 tarihli, 2010/9-12; 01.03.2007 tarihli, 2007/16-9; 28.09.2006 tarihli, 2006/170-165; 16.03.2006 tarihli, 2006/62-63; 14.10.2004 tarihli, 2004/157-134; 27.3.2003 tarihli, 2003/26-28 sayılı kararları ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.04.2008 tarihli, 2008/2-42 Esas sayılı kararı da bu doğrultudadır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy