(1632 S. K. m. 87) (5271 S. K. m. 147, 191, 213, 230)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın sorgusunun usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı, suçun oluşmadığına ilişkin kabulün dayanaklarının hukuki olup olmadığı ve Bölük Komutanının tanık olarak dinlenmesinin gerekip gerekmediğine ilişkin bulunmaktadır.
Daire; Birlik içinde içki içilmesinin yasaklanmasına ilişkin olarak sanığa tebliğ edilmiş emir bulunmadığını ve emre itaatsizlikte ısrar suçunun unsurlarının oluşmadığını kabul etmişken;
Başsavcılık; sanığın İstinabe Mahkemesince sorgusu yapıldıktan sonra hazırlık ifadesinin okunmadığı, sorgusu ile hazırlıktaki beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmediği, buna rağmen hazırlık beyanlarının suçun oluşmadığı kabulüne dayanak yapıldığı, sanığa kışlada içki içilmesinin yasak olduğuna ilişkin sözlü emirler verilip verilmediğinin araştırılması ve bu kapsamda Bölük Komutanının tanık olarak dinlenmesi gerektiği görüşündedir.
Uyuşmazlığın çözümü için dava konusu olayın, yargılamanın gelişiminin ve ilgili hükümlerin incelenmesi gerekmektedir.
Dava Konusu Olay ve Yargılamanın Gelişimi
Dosya içeriğine göre; Sanığın Hataydaki birliğinde askerlik görevini yapmakta olduğu; 17.03.2008 tarihinde saat 22.55 sıralarında, Nöbetçi Subayı tarafından yapılan kontrolde, arkadaşı J.Er Ö.K. ile birlikte, garajda bulunan vidanjör aracının içinde bira içmiş olduğunun belirlendiği;
Sanığın, 18.03.2008 tarihinde Bölük Komutanı tarafından alınan ifadesinde bira içtiğini kabul ettiği, kışla içinde alkollü içki içilmesinin yasak olduğunu bilip bilmediğine ilişkin olarak kendisine bir soru sorulmadığı;
01.01.2008 tarihinde kendisine imza karşılığı tebliğ edilmiş olan Emniyet ve Kaza Önleme Özel Talimatının 63üncü maddesinde; çarşı iznindeyken alkollü içki almayacağına ilişkin hüküm bulunmasına rağmen, kışla içinde alkollü içki içilmesinin yasak olduğuna ilişkin açık bir ibarenin bulunmadığı;
Bölük Komutanı olan J.Yzb. Ü.D. tarafından düzenlenmiş olan vaka kanaat raporunda, bu husustaki emirlerin kendilerine yazılı ve sözlü olarak tebliğ edilmiş olduğu açıklamalarına yer verildiği;
Sanığın 23.05.2008 tarihinde Askeri Savcı tarafından alınan ifadesinde, kışla içinde alkollü içki içmenin yasak olduğunu bilmediğini ve bu nedenle içki içtiğini beyan ettiği; birlikte içki içtiği arkadaşı J.Er Ö.K.nin ise, Askeri Savcıya verdiği ifadesinde, bu konudaki yasaklama emirlerinin sözlü ve yazılı olarak kendisine tebliğ edildiğini söylediği;
Bu kanıtlara göre, sanığın, kendisine tebliğ edilmiş emirlerle yasaklanmış olmasına rağmen kışlada alkollü içki içmek suretiyle emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediğinden bahisle, ASCKnın 87/1inci maddesinin birinci cümlesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı; aynı iddianameyle J.Er Ö.K. hakkında da dava açıldığı;
Askeri Mahkeme tarafından Birlik Komutanlığına yazılan 09.09.2008 tarihli yazıyla; sanıklara iddianamenin tebliği ile sorgularının belirlenmesi için en yakın asliye ceza mahkemesine sevk edilmelerinin; sevk edildikleri mahkeme tarafından da, duruşmalardan bağışık tutulma isteminde bulunmaları halinde sorgularının belirlenmesinin istendiği; talimat içeriğinde sorgunun hangi şartlarda ve ne şekilde yapılması gerektiğine ilişkin ayrıntılı açıklamalara yer verildiği; talimata, iddianame, sanıkların Birlik Komutanlığı ve Askeri Savcı tarafından alınan ifadeleri ile Emniyet ve Kaza Önleme Özel Talimatı suretlerinin eklendiği;
Hatay 1inci Asliye Ceza Mahkemesince 22.09.2008 tarihinde yapılan duruşmada; sanıkların kimliğinin belirlendiği, talimat ve ekindeki iddianamenin ayrı ayrı okunduğu, sanıklara CMKnın 147nci maddesindeki haklarının hatırlatıldığı; sanığın buradaki ifadesinde, suçlamayı kabul ettiğini ve pişman olduğunu söylediği; talimata ekli ifadesi olmadığından önceki ifadelerinin okunamadığı açıklamasına yer verildiği;
Askeri Mahkemece, 26.11.2008 tarihinde yapılan duruşmada; sanığın duruşmadan bağışık tutulmasına karar verildikten sonra yargılamaya devam edildiği, sanığın İstinabe Mahkemesince tespit edilen sorgusu okunduktan sonra, Birlik Komutanlığına ve Askeri Savcıya verdiği ifadelerin de okunduğu ve bu ifadelerin de benzer olduklarının görüldüğü açıklamasına yer verildiği; devamında yapılan yargılama işlemleri sonunda, sanığın atılı suçu işlediği kabul edilerek mahkumiyet hükmü kurulduğu;
Gerekçeli hükümde; sanığa Birlik içinde alkollü içki içmeyi yasaklayan emrin 01.01.2008 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu ve sanığın İstinabe Mahkemesince alınan ifadesindeki suçlamayı kabul ettiği doğrultusundaki ifadesinin dikkate alınarak suçun sabit olduğunun kabul edildiği açıklamalarına yer verildiği;
anlaşılmaktadır.
İlgili Hükümler
CMKnın, duruşmanın ne şekilde başlayacağına ilişkin 191inci maddesinde; sanığın açık kimliğinin saptanmasından, kişisel ve ekonomik durumu hakkında kendisinden bilgi alınmasından ve iddianamenin okunmasından sonra; sanığa, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğunun ve 147 nci maddede belirtilen diğer haklarının bildirileceği, sanık açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirdiğinde, usulüne göre sorgusunun yapılacağı;
Sorgunun ne şekilde yapılacağını düzenleyen 147nci maddesinde; sanığa şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceğinin hatırlatılacağı ve kendisi aleyhine var olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak ve lehine olan hususları ileri sürmek olanağı tanınacağı;
Sanığın önceki ifadesinin okunmasıyla ilgili 213üncü maddesinde; aralarında çelişki bulunması halinde; sanığın, hakim veya mahkeme huzurunda yaptığı açıklamalar ile Cumhuriyet Savcısı tarafından alınan veya müdafiinin hazır bulunduğu kolluk ifadesine ilişkin tutanakların duruşmada okunabileceği;
Delillerin takdir yetkisiyle ilgili 217nci maddesinde; kararın ancak duruşmaya getirilen ve tartışılan delillere dayandırılabileceği, bu delillerin hakimin vicdani kanaatiyle serbestçe takdir edileceği;
Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlara ilişkin 230uncu maddesinde; hükmün gerekçesinde, delillerin tartışılıp değerlendirileceği, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtileceği;
hüküm altına alınmış bulunmaktadır.
Uyuşmazlık Konusuyla İlgili Değerlendirme
Sorgu, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için en önemli yargılama araçlarından biri olup; bir yanıyla, savunma aracı olarak, sanık lehine delillerin toplanması için önemli bir kaynak sağlarken, diğer yanıyla, dava konusu eylemin işleniş şekliyle ilgili önemli bilgilere ulaşılması olanağını vermektedir.
Hukuka uygun usullerle yapılmış sorguda elde edilen ve diğer kanıtlarla desteklenen ifadelerin, maddi olayı ortaya koymadaki gücü, kabul edilen bir gerçekliktir.
Çağdaş yargılamada, gerek savunma aracı olarak, gerek kanıt elde etme aracı olarak sorgunun ne şekilde yapılması gerektiği sıkı kurallara bağlanmakta; suçu öğrenme, müdafi isteme, haklarından haberdar olma, açıklamada bulunmama ve lehine olan kanıtların toplanmasını isteme gibi sanık haklarının sağlanmış olması, sorgunun geçerliliği bakımından zorunlu görülmektedir. Ceza Muhakemesi Kanununda da, buna ilişkin hükümler yer almış bulunmaktadır.
Dava konusu olayda; İstinabe Mahkemesince yapılan sorgunun, usule uygun olarak ve sanığa hakları hatırlatılmak suretiyle belirlendiğinde kuşku bulunmamakla birlikte; sanığın Birlik Komutanlığınca ve Askeri Savcı tarafından alınmış olan önceki ifadelerinin gönderilmemiş olmaları sebebiyle okunmadığı, sorguyla bu ifadeler arasında çelişki bulunup bulunmadığının saptanamadığı görülmektedir.
Halbuki, yukarıda açıklandığı üzere; sanık, Askeri Savcı tarafından alınan ifadesinde kışla içinde alkollü içki içmenin yasak olduğunu bilmediğini ve bu nedenle içki içtiğini beyan etmişken, sorguda suçlamayı kabul etmiş; dolayısıyla esasa etkili çelişkili beyanlarda bulunmuştur.
CMKnın 213üncü maddesi uyarınca, Askeri Savcı tarafından alınan önceki ifadesi okunmak suretiyle çelişkinin giderilmesi gerekirken, İstinabe Mahkemesince yapılan yargılamada bu ifade mevcut olmadığından okunamamış; Askeri Mahkemece de, ifadelerin benzer olduğundan bahisle buna gerek görülmeden ve sanığın suçlamayı samimi olarak kabul ettiğine ilişkin sorgusu esas alınmak suretiyle suçun oluştuğu kabul edilmiştir.
Temyiz incelemesinde ise; bu defa, sanığın Askeri Savcı tarafından alınan ifadesine dayanılarak ve sorgu içeriği hiç dikkate alınmadan, sanığın kışla içinde alkollü içki içmenin yasak olduğunu bilmediği ve atılı suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı kabul edilmiştir.
Sorgunun, sanığın Askeri Savcı tarafından alınan önceki ifadesiyle arasındaki ciddi çelişki de ortaya konulmak ve giderilmeye çalışılmak suretiyle yapılması gerektiğinde; sanığın önceki ifadesiyle tamamen çelişkili olan sorgusunun veya duruşmaya getirilip tartışılmayan Askeri Savcı tarafından alınan ifadesinin karara esas alınmasının hukuka aykırı olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
Diğer taraftan; maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer verilmeden ortaya konulması bakımından, kışlada alkollü içki içilmeyeceğine ilişkin emirlerin sanığa sözlü olarak tebliğ edilip edilmediğinin belirlenmesi için Bölük Komutanının tanık olarak dinlenilmesi yoluna gidilmeden hüküm kurulması da eksiklik teşkil etmektedir.
Bu sebeplerle, Daire kararının kaldırılmasına, usul ve noksan soruşturma yönlerinden hukuka aykırı olan mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy