(5271 S. K. m. 193, 194, 195, 196) (353 S. K. m. 81)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sorgusu yapılmış ve duruşmalardan bağışık tutulma isteminde bulunmuş olan sanığın bu istemi doğrultusunda karar alınmadan ve sonraki duruşmalara çağrılmadan yokluğunda yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmasının, yargılamanın vicahiliği ilkesini zedeleyip zedelemediği ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurup doğurmadığına ilişkin bulunmaktadır.
Daire; bu durumun, yargılamanın vicahiliği ilkesini zedelediği ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurduğunu kabul etmişken; Başsavcılık; bu usule aykırılığın hükmün özüne etkili olmadığı ve bozmayı gerektirmediği görüşündedir.
Uyuşmazlığın çözümü için, yargılamanın gelişiminin ve ilgili hükümlerin incelenmesi gerekmektedir.
Yargılamanın Gelişimi
Sanık hakkında 09.02.2010 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, Askeri Mahkemece, 22.02.2010 tarihinde iddianamenin kabulüne ve duruşmanın 10.03.2010 tarihinde saat 13.30da yapılmasına karar verildiği; iddianamenin sanığa 02.03.2010 tarihinde tebliğ edildiği, belirlenen günde sanığın da katılımıyla duruşmaya başlandığı, kimlik tespiti, hakların hatırlatılması ve iddianamenin okunmasından sonra sanığın sorgu ve savunmasının belirlendiği; tanık ve bilirkişinin de dinlenmelerinin ardından, Askeri Mahkeme tarafından görülen lüzum üzerine sanığa duruşmalardan bağışık tutulmayı isteyip istemediğinin sorulduğu; sanığın sonraki duruşmalardan bağışık tutulmayı istediğini bildirdiği, bu istem üzerine Askeri Savcı tarafından da sanığın duruşmalardan bağışık tutulmasının istendiği, bu taleplerin alınmasından sonra tanıkların dinlenmesi için duruşmanın 08.04.2010 tarihine bırakıldığı, sanığın duruşmalardan bağışık tutulması yönünde bir karar alınmadığı; 08.04.2010 tarihinde yapılacak duruşmada sanığın hazır bulundurulması için Birlik Komutanlığına yazı yazılmadığı, sanığın bu tarihteki duruşmaya katılmadığı, duruşmalardan bağışık tutulma yönünde bir karar da alınmadan yargılamaya devam edildiği; tanık dinlenmesi için 13.05.2010 tarihine bırakılan müteakip duruşmanın, tanığın Askeri Mahkemeye müracaat etmesi üzerine 10.05.2010 tarihinde yapıldığı, sanığın bu duruşmaya da çağrılmadığı ve duruşmalardan bağışık tutulması yönünde bir karar alınmadan yokluğunda yapılan duruşma sonunda hüküm kurulduğu; sanığın mahkumiyet hükmünü sebep göstermeksizin temyiz ettiği anlaşılmaktadır.
İlgili Hükümler
CMKnın 193, 194, 195 ve 196ncı maddelerinde:
Sanığın duruşmada hazır bulunmaması
MADDE 193 - (1) Kanunun ayrık tuttuğu haller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir.
(2) Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkumiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir.
Sanığın mahkemeden uzaklaşması
MADDE 194 - (1) Mahkemeye gelen sanığın duruşmanın devamı süresince hazır bulunması sağlanır ve savuşmasının önüne geçmek için mahkeme gereken tedbirleri alır.
(2) Sanık savuşur veya ara vermeyi izleyen oturuma gelmezse, önceden sorguya çekilmiş ve artık hazır bulunmasına mahkemece gerek görülmezse, dava yokluğunda bitirilebilir.
Sanığın yokluğunda duruşma
MADDE 195 - (1) Suç, yalnız veya birlikte adli para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hallerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır.
Sanığın duruşmadan bağışık tutulması
MADDE 196 - (1) Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hallerde müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir.
(5) Hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir hastahane veya tutukevine nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşuluyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemece karar verilebilir.
hükümleri yer almaktadır.
Ayrıca; 353 sayılı Kanun'un, Şüpheli ve sanığın getirilmesi başlığı altındaki 81inci maddesinde, asker kişilerin ifadelerinin alınması veya sorguları için bağlı bulundukları askeri birlik komutanının veya askeri kurum amirinin emriyle getirilecekleri düzenlenmiş bulunmaktadır.
Uyuşmazlık Konusuyla İlgili Değerlendirme
Yukarıda belirtilen hükümler birlikte değerlendirildiğinde; kural olarak duruşmaya katılmayan sanık hakkında yargılama yapılamayacağı, sanığın duruşmaya katılımı için gerekirse zorla getirilme kararı verilebileceği; ancak kanunda gösterilmiş hallerde sanık duruşmaya katılmamış olsa bile yargılama yapılabileceği açıkça görülmektedir.
Sanığın duruşmaya katılmaması halinde bile yargılamanın yapılabileceği haller:
- Toplanan delillere göre, mahkemece mahkumiyet dışında bir karar verilmesi kanısına varılması,
- Daha önce sorgusu yapılmış olan sanığın savuşması veya gelmemesi şartına bağlı olarak mahkemece hazır bulunmasına gerek görülmemesi,
- Suçun yalnızca veya birlikte sadece adli para cezasını veya müsadereyi gerektirmesi,
- Sorgusu yapılmış olan sanığın veya bu konuda yetkili kılınmış müdafiin isteğine bağlı olarak mahkemece takdir edilmesi,
- Sorgusu yapılmış olan ve zorunlu nedenlerle yargı çevresi dışında hastanede ya da tutukevinde bulunan sanık hakkında mahkemece hazır bulunmasına gerek duyulmayan haller,
olarak gösterilmiş bulunmaktadır.
Sorgusu yapılmış olan sanığın istemi halinde duruşmalarda hazır bulunma zorunluluğunun kaldırılması, yargılamanın gereklerine göre mahkemenin takdirine ilişkin bir husus olup; bu takdirin, alınacak bir kararla istemde bulunana ve taraflara bildirilmesi en uygun yol olmakla birlikte, mahkemenin bu konudaki kararını, yaptığı uygulamayla; sanığı duruşmaya çağırmamak veya duruşmada hazır bulunmaması halinde bunu zorunlu görmemek suretiyle göstermesi de mümkün bulunmaktadır.
Sanık hakkındaki yargılamada; sanığın sorgusunun yapılmasından sonra ve duruşmanın ileri bir tarihe bırakılmasında önce Askeri Mahkeme tarafından açıkça duruşmalardan bağışık tutulmayı isteyip istemediğinin sorulması üzerine sanığın bu konudaki istemini dile getirdiği, Askeri Savcının da bu yönde karar alınması yönünde görüş bildirmesinden sonra ara karar aşamasına geçildiği ve bir sonraki duruşmada sanığın da hazır bulundurulması yönünde bir karar alınmadığı görülmekle; esas itibarıyla Askeri Mahkemenin bu konudaki istemler doğrultusunda hareket ettiği, örtülü olarak sanığın duruşmalardan bağışık tutulmasına karar verdiği, dolayısıyla duruşmalarda hazır bulunmasına gerek görmediği ve bu konuda talimat yazmadığı anlaşılmaktadır.
Sanığın duruşmalardan bağışık tutulması yönünde açık bir karar verilmemiş olması, Askeri Mahkemenin, varlığı konusunda kuşku duyulmayan bu yöndeki örtülü kararının yok sayılmasını gerektirmemektedir. Aksi yöndeki kabul, yargılama hukukunun hiç arzu etmediği şekilde, amaçtan uzaklaşılmasına, yargılamanın uzamasına ve gecikmesine sebep olacaktır.
Sanığın duruşmada hazır bulunması zorunluluğu ve sanık olmadan duruşma yapılamaması kuralı, bir yönüyle yargılamanın amaçlarına uygun ve sağlıklı bir şekilde yapılması, diğer yönüyle de sanığın savunma haklarının kullanılması amaçlarını gerçekleştirmeye yönelik kurallar olup; sanık tarafından duruşmalardan bağışık tutulma isteminde bulunulmuş olması ve Askeri Mahkemece de sanığın duruşmalarda bulunmasına gerek görülmemesi karşısında, ortada, esasa etkili olabilecek ve sanığın savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracak bir hukuka aykırılığın bulunmadığının kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.
Bu sebeplerle, hukuka aykırı olan Daire kararının kaldırılmasına ve diğer yönlerden temyiz incelemesine devam edilmek üzere, dava dosyasının Daireye iadesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy