(5237 S. K. m. 36) (1632 S. K. m. 121)
Daire ve Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin yüklenen suçu oluşturup oluşturmadığına ilişkindir.
Daire; Nöbetçi Subayı tarafından nöbet yeri kontrol defterinin vukuat hanesine yazılan nöbette uyuduğuna ilişkin kaydı yok etmek amacıyla önce defterde kazıntı yapan, sonra sayfayı yırtarak bir sonraki sayfaya yeniden yazmaya çalışan sanığın, daha sonra pişman olarak yaptıklarını amirlerine bildirmiş ve evrak aslını teslim etmiş olmasından dolayı nöbet yeri kontrol defterindeki bilgilerin yok olmamış, tahrip edilmemiş ve yakılmamış olması nedeniyle, 5237 sayılı TCKnın 36ncı maddesini de dikkate alarak, yüklenen suçun oluşmadığını ve eylemin cezalandırmayı gerektirmediği kabul ederken;
Başsavcılık; sanığın, nöbet yeri kontrol defterinin vukuat hanesindeki yazıyı kazıyarak silmeye çalışması ve başarılı olamayınca bu sayfayı koparması ile defterin bütünlüğünün bozulduğunu ve eyleminin ASCKnın 121inci maddesinde düzenlenen askerliğe ait defteri tahrip etmek suçunu oluşturduğunu ileri sürerek Daire kararına itiraz etmiştir.
Dosyada mevcut delillere göre; 29-30.05.2009 tarihinde 23.00-01.00saatleri arasında Malzemelik Nöbetçisi olan sanığın, Nöbetçi Subayı tarafından yapılan devriye kontrolü sırasında nöbet yerinde uyuduğunun tespit edilip, bu durumun nöbet yeri kontrol defterine vukuat olarak kaydedilmesi üzerine, ceza almamak için nöbet yeri kontrol defterinin vukuat hanesindeki yazıyı kazıyarak silmeye çalıştığı, bilahare sayfayı yerinden kopartıp, bu sayfada bulunan diğer bilgileri yeni sayfaya yazmaya çalıştığı, ancak daha sonra pişman olarak Devriye Onbaşısına durumu anlattığı ve yerinden kopardığı sayfayı da Devriye Onbaşısına verdiği, Devriye Onbaşısı tarafından durumun Bölük Astsubayına bildirilmesi üzerine hakkında suç dosyası tanzim edildiği anlaşılmaktadır.
ASCKnın Askerliğe ait vesika, evrak, harita ve şekilleri yakanlar başlıklı 121inci maddesinde, askerliğe ve hesap işlerine dair olan defterleri ve müsveddeleri, vesikaları, hükümlü evrakı, harita ve şekilleri fena niyetle tahrip eden, yakan, yok eden veya ettirenin hapis cezası ile cezalandırılacağı öngörülerek, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suç olarak düzenlenmiştir.
Suçun konusunu, askerliğe ve hesap işlerine ait defterler, müsveddeler, vesikalar, hükümlü evrakı, harita ve şekiller oluşturmaktadır.
Suçun maddi unsuru, tahrip etmek, yakmak, yok etmek veya ettirmektir. Sayılan seçimlik hareketlerden birinin yapılması ile suçun maddi unsuru gerçekleşmiş olacaktır.
Suçun manevi unsurunu ise, fena niyetle hareket edilmesi, yani bilerek ve isteyerek maddede belirtilen nitelikteki defter ve belgeleri tahrip etmek, yakmak, yok etmek veya ettirmek iradesiyle hareket edilmesidir.
ASCKnın 121inci maddesinin, Bunları muhafaza imkanı olmayıp ta düşman eline geçmesinde düşman için fayda varsa bu fiiller suç sayılmaz. şeklindeki son cümlesi de dikkate alındığında, bu düzenlemenin koruduğu hukuki menfaat, içerdiği bilgiler itibarıyla önem arz eden askerliğe ait belgelerin sıhhat ve bütünlüğüdür.
Bu açıklamalara göre, söz konusu suçun oluşabilmesi için, madde metninde belirtilen askerliğe ait belgelerin, fena niyetle hareket edilerek;
a) Tahrip edilmesi,
b) Yakılması,
c) Yok edilmesi veya ettirilmesi, gerekmektedir.
Suça konu olan nöbet yeri kontrol defteri, nöbette görülen aksaklıkların yazılması ve takibi için konulmuş olan bir defterdir. Nöbet yerinde bulundurulan ve nöbetçinin muhafazasına tevdi edilmiş olan bu defteri, Nöbetçi Subayı gördüğü eksiklikleri ve kusurları yazarak imzalamakta, böylece hem nöbetçi subayının kontrol için geldiği tespitedilmekte, hem de varsa görülen aksaklıklar (vukuatlar) belirlenmektedir. Bu nedenle, anılan defterin tamamen askerliğin iç düzeni ile ilgili olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
İnceleme konusu olayda, sanığın eylemi neticesinde söz konusu nöbet yeri kontrol defterinin yakılması veya yok edilmesi şeklinde bir sonuç meydana gelmemiş olup, yüklenen suçun oluşup oluşmadığının belirlenebilmesi için, nöbet yeri kontrol defterinin tahrip edilip edilmediğinin incelenmesi gerekmektedir.
Tahrip sözcüğü; Yıkma, kırıp dökme, harap etme, bozma anlamlarına gelmektedir (Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu yayını, Ankara 2005, s. 1885).
Sanık, askerliğe ait defter kapsamında bulunan nöbet yeri kontrol defterinin, 29.05.2009 tarihli sayfasının kontrol saati 24.24 olarak belirtilen sırasının VUKUAT sütununa Nöbetçi Subayı tarafından yazılan vukuat notunu, önce kazıyarak silmeye çalışmış, bilahare sayfayı yerinden kopartıp, bu sayfada bulunan bilgilerin bir kısmını yeni sayfaya yazmış, ancak daha sonra pişman olarak, yerinden kopardığı sayfayı Devriye Onbaşısına vermiştir. Buna göre, nöbet yeri kontrol defterinin tahrip edildiğinden söz edilmesi mümkün olmayıp, sanığın eyleminin Tahrifat (Tahrif: Bir şeyin aslını bozma, kalem oynatma, değiştirme) niteliğinde kaldığı, defterin bütünlüğünün bozulmadığı ve içerdiği bilgilerin gizlenmesinin söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki, sanığın yırtarak yok ettiği iddia edilen sayfanın, vukuat hanesindeki kazınma görüntüsü dışında, üzerinde herhangi bir yırtılma iz ve belirtisi bulunmayan bütün halinin çekilmiş bir fotokopisi soruşturma dosyasına konulmuş olmakla birlikte, aslının daha sonra Birlik Komutanlığınca imha edilmiş olması nedeniyle suça konu defterin şekli ve ilgili sayfanın yerinden nasıl yırtıldığı (ya da çıkartıldığı) da tespit edilememiştir.
Bu nedenlerle, sanığın eyleminin ASCKnın 121inci maddesinde düzenlenen suçu oluşturmadığı sonucuna varıldığından; Başsavcılık itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy