(5271 S. K. m. 231, 256, 257) (5237 S. K. m. 55)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; müdafii tarafından müsadere kararının temyiz edilmesinde sanığın hukuki menfaatinin bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Daire; sanık aleyhine bir hüküm içermeyen, onun esaslı bir hukuki yararının ihlaline de yol açmayan söz konusu müsadere kararının temyiz edilmesinde sanığın hiçbir hukuki menfaatinin bulunmadığını kabul ederken;
Başsavcılık; sanığın, elde ettiği 29.710 TLlik haksız menfaat nedeniyle mağdurların zararını giderme yükümlülüğü altında olduğunu ve mağdurların, borçlar hukuku hükümleri gereğince uğradıkları zararın giderilmesi için sanık aleyhine dava açabileceklerini dikkate alarak, müdafiinin müsadere kararını temyiz etmesinde hukuki bir yararının mevcut olduğunu ileri sürerek, Daire kararına itiraz etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; Nisan 2004-Aralık 2007 tarihleri arasında ... Muhabere Bölüğü Telefon Santralı İşletme Kısım Komutanı olarak görev yapan sanığın, personelin maaşlarından kesilen özel görüşme ücretlerinin yatırıldığı OYAK Bank ... Şubesinde açılmış 412- 3129053-MT-5 numaralı hesaptan yetkisi olmadığı halde toplam 29.710 TL para çekerek kişilerin mağduriyetine yol açmak ve kendisine haksız kazanç sağlamak suretiyle zincirleme memuriyet görevini kötüye kullanmak suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçu işlediği kabul edilerek mahkumiyetine, eylemi nedeniyle meydana gelen kişisel zararları soruşturma aşamasında tazmin etmiş (haksız kazanç olan 29.710 TLye karşılık olarak 30.730 TL parayı 14.03.2008 tarihinde Birliğin banka hesabına yatırmış) olması dikkate alınarak, 5271 sayılı CMKnın 231inci maddesinin 5 ve 6ncı fıkraları gereğince, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, ancak sanık tarafından hesaba yatırılan para ile ilgili herhangi bir karar verilmediği, bu kararın 10.02.2010 tarihinde kesinleşmesini müteakip, ...K.lığının 23.09.2010 tarihli yazısıyla, söz konusu paranın ihtiyaç duyulan resmi işlemlerde kullanılıp kullanılamayacağının, kullanılamayacak ise yapılması gereken işlemlerin bildirilmesinin istenilmesi üzerine, Askeri Savcılıkça, sanığın suç dolayısıyla mağdurlardan elde ettiği haksız menfaatin karşılığı olarak ödediği 30.730 TL tutarındaki paranın 29.710 TLsinin müsaderesine karar verilmesinin talep edildiği, Askeri Mahkemece, yaklaşık 600 personelden kesinti yapılması, kesinti miktarlarının 1 TL gibi cüzi miktar olması, tayin dönemleri de göz önünde bulundurulduğunda, bahse konu kesintilerin suçun mağdurlarına iade edilmesinin büyük bir maddi külfet getirecek olması ve bu haliyle iadesinin mümkün olmaması dikkate alınarak, 29.710 TLlik haksız menfaatin, 5237 sayılı TCKnın 55/1inci maddesi gereğince müsaderesine karar verildiği, bu kararın müdafii tarafından, bilirkişi tarafından düzenlenen listedeki alacaklı personelin tek tek sanıktan fazla olarak tahakkuk ettirilen bu parayı istemeleri halinde sanığın ayrıca faiziyle birlikte ödeme yapmak mecburiyetinde kalacağı, söz konusu paranın müsaderesine değil, hak sahibi kişilere ödenmesine karar verilmesi gerektiği ileri sürülerek temyiz edildiği, dosyada mevcut bilirkişi raporunda da, müsadereye konu 29.710 TLnin, aylara göre sayısı değişen 598 ila 688 kişinin (mağdurun) maaşlarından kesinti yapılması sonucu elde edilen para olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır.
5237 sayılı TCKnın 55inci maddesinde öngörülen kazanç müsaderesinin, suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların suçun mağduruna iade edilememesi halinde mümkün olduğu; 5271 sayılı CMKnın 256/2 ve 257/1inci maddelerine göre, kamu davası açılmamış ya da kamu davası açılmasına rağmen adli emanette bulunan eşya hakkında esas hükümle birlikte bir karar verilmemiş ise, mahkemece duruşma açılarak ve ilgililer duruşmadan haberdar edilerek emanet eşyası hakkında bir karar verilmesi halinde, bu kararın, Kanunun 223/1, 258 ve 5320 sayılı Kanunun 8inci maddeleri gereğince, temyiz kanun yoluna tabi olduğu; 353 sayılı Kanunun 196ncı maddesi gereğince, sanık ve müdafiinin müsadere kararlarına karşı temyiz kanun yoluna başvurma hak ve yetkisinin bulunduğu konusunda şüphe bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık konusunun, sanığın ve müdafiinin müsadere kararını temyiz etmekte hukuki menfaati/yararı bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu dikkate alınarak bakıldığında, yarar sözcüğü; bir işten elde edilen sonuç, fayda, çıkar anlamlarına gelmekte olup (Türkçe Sözlük, TDK Yayını, Ankara 2005, 10. Baskı, s. 2133), hukuki yarar; hukuken korunması gereken yarar olarak tanımlanmakta ve genellikle ekonomik yahut manevi yararı bulunan kimsenin o konuda hukuki yararı da var kabul edilmektedir (Ejder YILMAZ: Hukuk Sözlüğü, 6. Bası, Ankara 2001, s. 367).
Dairece, söz konusu müsadere kararının temyiz edilmesinde sanığın hiçbir hukuki menfaatinin bulunmadığı kabul edilerek müdafiinin temyiz isteminin reddine karar verilmiş ise de; müsadere talebine konu 29.710 TLnin, aylara göre sayısı değişen 598 ila 688 kişinin (mağdurun) maaşlarından kesinti yapılması sonucu elde edilen para olduğunun bilirkişi raporuyla tespit edilmiş olması; soruşturma aşamasında sanık tarafından mağdurların zararlarının tazmin suretiyle giderilmesi için Birliğin banka hesabına yatırılmış olan bu paranın, CMKnın 231inci maddesinin 5 ve 6ncı fıkraları uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu edilmesi; 5271 sayılı CMKnın 232/6 ve 5320 sayılı Kanuna 5347 sayılı Kanunla eklenen geçici 1inci maddeleri gereğince, 01.06.2005 tarihinden itibaren ceza mahkemelerinde şahsi hak, zarar, ziyan ve tazminat talepleri konusunda hüküm tesis edilemeyecek olması ve temyiz dilekçesinde de, müsadere kararı verilmesi halinde, maaşlarından kesilen paraların mağdurlar tarafından daha sonra hukuk davası yoluyla talep edilmesi durumunda, bu defa sanığın mağduriyetinin doğacağının ileri sürülmüş olması karşısında, söz konusu kararı temyiz etmede sanığın ve müdafiinin hukuki menfaatinin bulunduğu sonucuna varıldığından; Başsavcılık itirazının kabulü ile, Daire kararının kaldırılmasına; temyiz incelemesine devam edilmek üzere dava dosyasının Daireye iadesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy