(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230) (353 S. K. m. 207) (1632 S. K. m. 85)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; amire hakaret suçuna ilişkin mahkumiyet hükmünün, yasanın öngördüğü gerekçeyi ihtiva edip etmediğine ilişkindir.
Daire; Askeri Mahkemenin mahkumiyete ilişkin hükmünün, sübuta yönelik gerekçesinin CMKnın 230/1inci madde ve fıkrasının (b) bendi hükmünde öngörülen hususları yeterince karşılamadığını, dolayısıyla 353 sayılı Kanunun 207/3-G madde, fıkra ve bendi kapsamında gerekçeden yoksun olduğunu kabul ederken;
Başsavcılık; gerekçeli hükmün, amire hakaret suçu bakımından yeterli gerekçeyi taşıdığını, mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verilmesi gerekirken hükmün usul (gerekçesizlik) yönünden bozulmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, Daire kararına itiraz etmiştir.
Askeri Mahkemece; ... Dava konusu olayda, sanık P. Onb. A.E. nin ... Askerlik Şubesi Başkanlığı emrinde askerlik görevini yaparken, 18.04.2008 (18.09.2008) günü 19.30-21.30 Nizamiye nöbetçisi olduğu, saat 20.30 sıralarında Şubenin ön bahçesine çıkan Askerlik Şubesi Başkan Vekili Per.Atğm. S.A. 'nın, sanığın oturduğunu görerek ikaz ettiği, daha sonra durumdan haberdar olan Emniyet ve Hizmet Takım Komutanı Katılan Per.Kd. Çvş. H. T. 'nin, sanığın yanına gidip nöbette niye oturduğunu sorduğu ve ikaz ettiği, sanığın, Daralıyorum, bunalıyorum diye bağırması üzerine, Katılanın, disiplinli davranması ve esas duruşa geçmesi için sanığı ikaz ettiği, sanığın da Katılana hitaben Yarak yarak konuşma dediği ... ve böylece amire hakaret suçunu işlediği kabul edilerek, yazılı olduğu şekilde mahkumiyetine karar verilmiş ise de;
T.C. Anayasasının 141/3üncü maddesi; Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. ;
5271 sayılı CMKnın 34/1inci maddesi; Hakim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230uncu madde göz önünde bulundurulur. ... hükmünü içermekte olup;
CMKnın Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar başlıklı 230uncu maddesinin birinci fıkrasında da; (1) Mahkumiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir:
(a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler.
(b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.
(c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu hususta ileri sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanununun 61 ve 62nci maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı Kanunun 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkumiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirlerinin belirlenmesi.
(d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar. denilmektedir.
Bu düzenlemelere göre; hükmün gerekçesinde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler ile hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesinin yanında, iddia ve savunmanın bu delillere göre irdelenmesi, gerek sanığın ortaya koyduğu savunmaların, gerekse iddia makamının istemlerinin ne ölçüde ve hangi sebeplerle kabule değer bulunup bulunmadığı hususunun temyiz incelemesine imkan verecek yeterlilikte açıklanarak, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilinin ortaya konulması ve bu fiilin nitelendirmesinin yapılması gerekmektedir. Bu nitelikteki bir gerekçeli hükmün, kamunun bilgilenmesini, tarafların ikna olmalarını, temyiz denetiminin kolaylaşmasını, yargılamanın güvenilirliğini ve adil yargılanma ilkesinin gerçekleşmesini sağlayacağı açıktır. Yasal ve yeterli unsurları içermeyen bir gerekçeyle hüküm kurulması kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açabilir. Yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması da, hükmün gerekçeden yoksun olmasıyla aynı sonucu doğurmaktadır (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 23.12.2010 tarihli, 2010/126-125; 18.02.2010 tarihli, 2010/18-17; 14.01.2010 tarihli, 2010/3-1; 21.02.2008 tarihli, 2008/24-23; 29.03.2007 tarihli, 2007/26-23;
27.01.2005 tarihli, 2005/8-10; 18.03.2004 tarihli, 2004/59-53; 17.06.2004 tarihli, 2004/93-97; 07.10.2004 tarihli, 2004/160-129; 26.09.2002 tarihli, 2002/71-69 Esas ve Karar sayılı kararları da bu yöndedir).
Hükmün gerekçeden yoksun olması, 353 sayılı Kanunun 207/3-G maddesinde de hukuka kesin aykırılık nedenleri arasında belirtilmiş olup, temyiz incelemesi yönünden hukuka kesin aykırılık hallerinin mutlak bozma nedeni teşkil ettiği kuşkusuzdur.
Bu açıklamalar ışığında dava konusu dosyada bulunan gerekçeli hüküm, amire hakaret suçu yönünden incelendiğinde;
I. İDDİA başlıklı kısmının; 8inci Kor. K.lığı Askeri Savcılığının 22.09.2008 tarih ve 2008/930 E. 2008/625 K. sayılı iddianamesi ile sanık hakkında Silahlı iken ve hizmet esnasında amiri tehdit ve amire hakaret suçlarını işlediği iddiasıyla dava açılmış; Askeri Savcı esas hakkındaki mütalaasında Sanığın iddianame uyarınca cezalandırılmasını şeklinde mütalaa vermiştir. şeklinde olduğu, bu haliyle iddianın ne olduğunun açıkça belirtilmediği;
II. SORGU VE SAVUNMA başlıklı kısmında, sanığın kovuşturma aşamasındaki savunmasının özetlendiği, sanığın savunmasında ... o esnada ne söylediğimi hatırlamıyorum ... şeklinde beyanda bulunduğu;
III. DELİLLER başlıklı kısmının; ... 6. Katılan Hamit TÜRKün ifadesi(Dizi:71)
7. Tanık Hamit (Hamit ismi sehven yazılmış) S.A. nın yeminli ifadesi(Dizi: 72)
8. Tanık H.D. nin yeminli ifadesi (Dizi:72)
9. Tanık K.İ. nin yeminli ifadesi (Dizi:73) ... şeklinde olduğu, bu haliyle katılan ve tanık ifadelerinin içeriklerinin hiç belirtilmediği;
IV UYGULAMA başlıklı kısmının (2) numaralı bölümünde, genel olarak amire hakaret suçunun unsurlarının tartışıldığı; (3) numaralı bölümünde ise, maddi olayın yukarıda belirtilen şekliyle kabulü belirtildikten sonra, ... Sanığın amirine karşı sarf ettiği yarak yarak konuşma şeklindeki sözlerinin hakaret niteliğinde olduğu yeterince açık olduğundan silahlı iken hizmet esnasında amirine hakaret eden sanığın ASCKnın 85/1inci maddesi (İkinci cümle) uyarınca cezalandırılması yoluna gidilmiştir ... şeklindeki soyut anlatımla hükmün gerekçelendirildiği, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin değerlendirilmediği, sanığın eyleminin hangi deliller ile sabit görüldüğünün tartışılmadığı;
Anlaşılmaktadır.
Belirtilen nedenlerle; Askeri Mahkemenin mahkumiyete ilişkin hükmünün, gerekçeden yoksun olduğu, CMKnın 230uncu maddesine aykırı olan bu durumun, 353 sayılı Kanunun 207/3-G maddesi uyarınca hukuka kesin aykırılık teşkil ettiği sonucuna varıldığından; Başsavcılık itirazının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Öte yandan; iddianamede sanığın ASCK'nın 85/1inci maddesinin ikinci cümlesi uyarınca cezalandırılmasının istenilmesine, esas hakkında mütalaada iddianame uyarınca cezalandırılmasının talep edilmesine, gerekçeli hükmün uygulama bölümünde de ASCK'nın 85/1inci maddesinin ikinci cümlesi uyarınca cezalandırıldığının belirtilmesine rağmen; gerek kısa kararda, gerekse gerekçeli kararın hüküm fıkrasında uygulanan Kanunun madde numarasının ASCKnın 85/1 (İkinci cümle) şeklinde yazılacağı yerde, 85/2 (İkinci cümle) şeklinde yanlış yazılmasının hukuka aykırı olduğuna, işaret olunmuştur.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy